|
Tweet | Tarih: 06-11-2024 11:01 |
İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında konuştu.
İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’a yönelik çağrısını tekrarlayan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yüklendi. Partimizin TBMM grup toplantısında konuşan Dervişoğlu, “Baklayı ağzından çıkar bakalım. Sen Abdullah Öcalan denilen terörist başının TBMM’ye gelip konuşmasını mı yoksa onun serbest bırakılmasını mı istiyorsun? Sen yeni bir af planına kapı mı aralıyorsun?” dedi. Dervişoğlu, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’yle, İmralı’nın ne farkı varmış. Lafa bakar mısınız? İmralı, Türk toprağı değil miymiş. İmralı, Türk toprağı olduğu için Türk düşmanı o müptezeli oraya tıktık. Ölene kadar da yatıracağız. Ne söylediğinin bilincinde misin? Buradan bir kere daha sesleniyorum, Sen istersen gidip İmralı’da grup toplantısı yapabilirsin. Bu saatten sonra yakışır da! Ama binlerce şehidin katili bizlerin cesedini çiğnemeden bu Meclis’e giremez. Vallahi giremez, billahi giremez!” ifadesini kullandı. Dervişoğlu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na gelen 2025 yılı bütçesi için ise “zulüm bütçesi” değerlendirmesini yaptı.
"Normalleşme adını verecekleri süreci başlattıklarında beri saray entirikalarına kapılmaya meyilli muhalefeti uyardık. Tek dert saraydaki zatı koltuğunda tutmaktır dedik. Seçim kazanmak için Türkiye'den vazgeçmiş bir zihniyet millete karşı sorumluluklarından kendini arındırmıştır. Normalleşme siyasi ve parasal güç içindi. Saraydaki her tokalaşma fotoğrafının servis edilmesiydi.
Cumhuriyet; şeyhler, dervişler, müritler rejimi olmadığı gibi ağalar ve marabalar rejimi de değildir!
Onları ayıran değil birleştiren hususlar daha fazladır. Her ikisi de oy aldıkları hassasiyet dünyasına seslenmekte mahirdiler. Onlara göre millet şahsi menfaatler için sandıklarda kullanılacak araçtır. Onlara göre vatan toprak bölünmez bir bütün değil, parçalara ayrılacak, paraya çevrilebilecek bir değerdir. Siyasetleri danışıklı dövüştür. Biri mütemadiyen Kandil'den, İmralı'dan belediye başkan adayı atar, diğeri kayyım atar. Bu 22 yıldır normaldir. Böyle yapılmaktadır.
Bir sözüm de Özgür Özel'e, yanınızda meydan okunan şeyin ne olduğundan bile habersiz ve ilgisizsiniz. Siz orada bir millete ve onun cumhuriyetine meydan okunan bir ihanet kürsüsünü susarak onaylıyorsunuz. Buyurun hayrını görün, koltuğunda oturduğunuzu iddia ettiğiniz Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi hatırasıyla kendi şahsi hesabınızı görün
O zaman iktidar penceresinden bakıldığında önümüzdeki sürecin yeni bir strateji ile tanzimi gerekir. Bugün Türkiye'de yapılan odur. Yaşanan tüm gerginliklerin temelinde bu planlama vardır. Bu planın eyleme geçirilmesinin şartları da bellidir. Ya bir anayasal düzenleme yapacaksınız ya da şartları olgunlaştırıp Erdoğan'ın yeniden aday olabilmesi için Meclis'ten erken seçim kararı çıkartacaksınız. İktidar açısından değerlendirildiğinde Meclis aritmetiğinde bu mümkün değildir. İşte tam bu noktada meseleye bakıldığında muhalefetin tanzim edilme ihtiyacı hasıl olmaktadır Kamuoyunun gündemine taşınan yapay tartışmaların özünde iktidara alan açacak zemin oluşturma hedefi vardır. Muhalefet partileri de bu tuzağa düşmektedir. Muhalefete çağrımdır gerginlik üzerinden iktidarın değirmenine su taşıyacak söylem ve eylemlerden uzak durulmalıdır. Tek amacı Erdoğan'ın ömrünün sonuna kadar Cumhurbaşkanı kalmasını sağlayacak Anayasa düzenlemelerine muhalefet partileri tarafından kapılar sonuna kadar kapatılmalıdır. Türkiye'nin ihtiyacı anayasa değişikli değil iktidar değişikliği olduğu vurgulanmalıdır. Erken seçim tartışmaları cumhurbaşkanına yeniden aday olma imkanı verdiğinden kendisinin de iştahını kabartmaktadır. Meclis'in ona b u hakkı tanımayacağı hatırlatılmalıdır.
'TBMM ile İmralı'nın ne farkı varmış, İmralı Türk toprağı değil miymiş?' elbette İmralı Türk topluğu olduğu için o Türk düşmanını hapishaneye tıktık. Ölene kadar da yatıracağız. sen istersen İmralı'da gidip grup toplantısı yapabilirsin. Bu saatten sonra sana yakışır da"