Özgür Özel, yaklaşan seçimlere ilişkin, "Bugüne kadar birleşemediklerimizle sandıkta birleşeceğiz. Bu iktidarı değiştireceğiz. Bu seçim otokratlara karşı demokratların birleşeceği seçim olacak" dedi.
“YENİ PARTİ EMEKLİNİN, EMEKÇİNİN, ESNAFIN, ÇİFTÇİNİN, GENCİN, KADININ PARTİSİDİR; YENİ PARTİ HEPİMİZİN PARTİSİDİR, TÜRKİYE’NİN UMUDUDUR”
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde gerçekleştirilen Hasat Festivali Halk Buluşması’na katıldı. Burada konuşan YENİ Parti lideri Özel, “Değerli Ayvalıklılar, Ege’nin incisi, zeytinin ve barışın başkenti Ayvalık’tayız. Uzaktan, yakından, köylerden koşup gelen, bu meydanı dolduranlara, denizden bizi selamlayanlara, herkese merhaba. Hepiniz hoş geldiniz” dedi. Özel, şunları söyledi:
“TARİHİN EN KÖTÜ ZAMANLARINDAN BİRİNDEYİZ”
“Ayvalık, çocuk yaşlardan beri geldiğim-gittiğim, sevdiğim, insanını çok sevdiğim, yüreği aydınlık, güler yüzlü, yardımsever ve misafirperver insanların şehridir. Ayvalık’a yazın gelmek güzeldir. Herkes Ayvalık’ın yazını bilir. Ama Ayvalık’a kışın gelirseniz gerçek Ayvalıklılarla ve Ayvalık’a aşık olmuş, artık yaz-kış Ayvalık’ta kalanlarla temas etme, onlarla birlikte olma, sohbet etme imkanı olur. Ayvalık’ı gerçekten tanımak için Ayvalık’a kışın da gelmek lazımdır. Bunu buradan bütün Türkiye’ye Ayvalık’ımıza davet ederek söylüyorum. Bu topraklarda yüz yıllık, bin yıllık zeytin ağaçları var. Zeytine emek verenler, zeytine alnının terini damlatanlar, oradan bereket fışkırtanlar var. Zeytin, bu topraklarda iki bin yıldır var. Her kutsal kitapta zeytinin adı var. Çok eski kalıntılarda, zeytin yaprağı, zeytin dalı, zeytin, zeytinyağının motifleri var. Bugün burada, 21’inci Ayvalık Zeytin Hasat ve Turizm Festivali’ndeyiz. Zeytin üreticileriyle, kadın emekçilerle, ellerini zeytin tarlasında nasırlaştırmış ağabeylerimle, yıllardır zeytin ağaçlarını bir bebek gibi dikip, büyütüp, bakıp oradan da kendi çoluğunun-çocuğunun rızkını kazanmaya çalışanlarla erken saatlerden beri birlikteyim. Şimdi de en son bu festivalin açılışında sizinle birlikteyiz. İki bin yıldır burada zeytin üretimi, zeytin hasadı yapılıyor. Ama herhalde tarihin en kötü zamanlarından biri yaşanıyor zeytin üreticileri açısından.”
“OTOYOL BİN LİRA, MAZOT 100 LİRA, ÜRÜN KALMIŞ AĞAÇTA”
“Ziraat Odası Başkanı diyor ki ‘Biz her sene hesaplıyoruz. Zeytinyağının maliyeti 280 lira.’ Zeytinyağının gerçek maliyeti. Bunda bütün maliyetleri hesaba kattığınızda, üstüne bir de insanca geçinmek için kârı koyduğunuzda olması gereken fiyatlar ortada. Ancak bugün 180 liraya zeytinyağı alıyorlar. Birisi isyan etti duyduğu rakama toplantıda, pardon Gömeç’te bahçede. Dışarıdan gelmiş birisi. ‘Bu insanlardan 180 liraya zeytinyağı alıyorlar, ben gittiğimde 450 lirayla 600 lira arasında zeytinyağı fiyatı var İstanbul’da marketlerde. Bu aradaki parayı kim kazanıyor? Ya da bu insanlarla bizim aramızdaki aracıları çıkarın’ dedi. Elbette yap otoyolları… Otoyollardan gitmek 1000 lira, köprüden geçmek bin 500 lira, İstanbul’un içinde bir daha 500 lira. Mazot olmuş 100 lira. Öyle olunca ürün ağaçta, teyzeler diyor ki ‘Toplatacak, silkeletecek, sıktıracak paramız yok. Bu fiyata satınca zarar ediyoruz, kalsın orada. Hiç olmazsa daha çok zarar etmeyeyim.’ Ama öbür tarafta bu kadar yüksek fiyattan zeytinyağı alamayan, tüketemeyen, sağlıksız yağları tüketmek zorunda olan milyonlarca insan var. Bunun için bir kere öncelikle şunu söylemem lazım. Bir şeye çok büyük itirazım var. Bunu gördüm ve çok büyük itirazım var. Ben, partimiz kadın emeğinin sömürülmesine savaş açmak üzere iktidara gelmek istiyoruz. Burada kadına düşük, erkeğe yüksek yevmiye veren bu sisteme asla ve asla izin vermeyeceğiz. Bin 500 lira kadına veriyormuş, 2 bin lira erkeğe veriyormuş. Peki kadın daha mı az iş yapıyor? ‘Yok, daha bile çok topluyor’ diyorlar. Neden? Kadın olduğu için. Vallahi kadın olduğu için kadına az yevmiye veren kimse karşısında bizi bulur kardeşim. Böyle bir sistem olmaz. Bazı ağır işler var, mesela bizim üzümde de kelteri çekene başka yevmiye verirler. İşin ağırlığına göre değişir falan. İşin ağırlığından bir şey değişiyorsa da kadına ödenen eksik paranın farkını bu devlet ödeyecek kardeşim. Böyle yanlış iş olmaz.”
"HANİ PARA YOKTU?' DİYORLAR"
"Neden biliyor musunuz? Bugüne kadar hep 'Emekliye para yok' diyordu. 'Para yok, kaynak yok, imkân yok, sık dişini.' Fon krizi bir çıktı; milyarlarca dolarlar havada uçmuş. Milletvekilleri, eski Bakanlar, Genel Başkan Yardımcıları milyarlarca dolarları... 'Emekliye zam ver.' 'Veremem, maliyeti 9 milyar dolar.' O paraları havuçyla götürmüşler, yurtdışına kaçırmışlar. O fonları yönetenleri atayan Erdoğan. Fonun yöneticilerinin tamamı AKP'li, çalanlar AKP'li, atayanlar AK Partili, soyulanların önemli bir kısmı AKP'li. Şimdi Erdoğan şu soruyla karşı karşıya. Emekli, Erdoğan'a 'Hani para yoktu?' diyor. Türkiye'yi bu hale getiren AKP'nin kara düzenidir. Bu kara düzen zeytinciyi, çiftçiyi, emekliyi düşünmez. Bu kara düzen sadece kendisini düşünür. Bunlar milletin cebini değil, kendi yandaşlarının kasalarını düşünürler. Ben buradan hepinize söz veriyorum. Hem bu fon vurguncularından son kuruşa kadar yurtdışına da gitse bu paralar getirilecek. Artık bakan evlatlarının devri bitecek ve bu meydandaki vatan evlatlarının devri başlayacak.
"BU HIRSIZLARIN BİR SAHİBİ VAR"
Fon vurgununda ilk günler dediler ki 'Doğrudan maliyet 20 milyar dolar. 90 oldu, 110 oldu, şimdi 130 milyar dolara çıktı. Çalınan para depremin yıktığı 10 şehirdeki toplam hasardan fazla. Söylüyorduk da dinlemiyorlardı. Meğerse emekliye lazım para misliyle varmış. Zeytinciye lazım para misliyle varmış. Çiftçiye lazım para misliyle varmış. Her türlü ihtiyaca varmış. Ama bunlar çatır çatır kendilerine bu parayı çalmış. Şimdi kanun çıkardılar, tövbe hesabı açmışlar. Ya biri aç kalıp, ekmek çalarken yakalanıyor ve 15 yıl veriyorlar. Tövbesi yok, bir şeyi yok. Ama bunların önceki dönem milletvekilleri, şimdiki milletvekilleri, Bakanları, üst düzey bürokratları 130 milyar dolar maliyet yarattılar bu memlekete. Bir hesap açmışlar; tövbe hesabı. 'Çaktırmadan parayı oraya koy, aradan çekil. Gözüm seni görmesin' diyor Erdoğan. Niye? Çünkü orada baklavayı alan adam gibi sahipsiz değil. Bu hırsızların bir sahibi var. O da bu kara düzenin ta kendisi. Biz ilk günden beri çözüm önerilerimizi söyledik. Kanun teklifimizi verdik. Bundan sonra dikkatli bir şekilde bu konuyu takip etmeye devam edeceğiz.
"SANDIKTA BİRLEŞECEĞİZ"
Gariban nefsine uyar, hapis yatar. Fatma Betül Sayan Kaya Hanım Erdoğan'ın kızıdır; nefsine uymuş, o tövbe hesabına koyar ve adliyede arka kapıdan kaçırırlar, gider. O yüzden bugüne kadar AKP'yi desteklese de bizim kapımız, YENİ Parti'nin kapısı ardına kadar açık bütün demokratlara. Muhafazakâr demokratlar, milliyetçi demokratlar bütün kapılar açık. Kürt'üne-Türk'üne, Laz'ına-Çerkes'ine, Alevi'sine-Sünni'sine. Bu milletin evladı değil misiniz? Hepinize açık kapılar. Bugüne kadar birleşemediklerimizle sandıkta birleşeceğiz. Bu iktidarı değiştireceğiz. Bu ülkenin bütün muhalefeti, soldakiler-sağdakiler ama yeter ki bu vatanı, bu milleti, bu ülkeyi, bu bayrağı, Atatürk'ü sevsin ve bunlarla sorunu olmasın. Hep birlikte olacağız. Bu seçim otokratlara karşı demokratların birleşeceği seçim olacak. Tek adamlar gidecek ve milletin kendisi gelecek.


Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.