İngiltere'de Türk vatandaşlarının iş kurarak oturum hakkı elde etmesine imkân tanıyan Avrupa Topluluğu Ortaklık Anlaşması (ECAA) kapsamındaki başvuruların reddedilme sayısında bu yıl belirgin bir artış yaşandı.
The Guardian'a göre, yılın başından bu yana yüzlerce Türk vatandaşının İngiltere'de süresiz oturum başvurusu reddedilirken, onaylanan başvurularda da önceki yıllara kıyasla belirgin bir düşüş yaşandı.
Retlerdeki artışın, Eylül 2025'ten itibaren yapılan başvurularda belirginleştiği belirtiliyor. Bu tarih, İçişleri Bakanı Shabana Mahmood'un İşçi Partisi konferansında kalıcı oturum başvurularına daha sıkı koşullar getirilmesini öngören tartışmalı önerilerini açıklamasından kısa bir süre öncesine denk geliyor.
Mahmood o dönemde, göç krizini çözmek için bir nesildir yürürlükte olan bazı varsayımların ve hukuki kısıtlamaların sorgulanması gerektiğini söylemişti.
İçişleri Bakanlığı (Home Office) ise başvuruların değerlendirilmesine ilişkin kurallarda herhangi bir değişiklik yapılmadığını savunuyor. Ancak eski Dışişleri Bakanı David Lammy de dahil olmak üzere bazı siyasetçiler ve hukukçular, uygulamada ani bir değişiklik yaşandığına dikkat çekiyor.
Kalıcı oturum izni alanların sayısı yüzde 78 azaldı
İngiltere İçişleri Bakanlığı verilerine göre, ECAA kapsamında kalıcı oturum izni alan Türk vatandaşlarının sayısı 2025'in Ocak-Haziran döneminde 3 bin 378'di. Bu sayı, 2026'nın aynı döneminde 745'e geriledi. Böylece verilen kalıcı oturum izinlerinde yüzde 78 düşüş kaydedildi.
Başvuruları reddedilen bazı kişilere gönderilen mektuplarda temel hatalar yapıldığı, mevzuatta bulunmayan koşullar öne sürüldüğü ve başvuru sahiplerinin kişisel koşullarının yeterince dikkate alınmadığı iddia ediliyor.
The Guardian'ın aktardığı örneklerden birinde, İngiltere'de kendi işini kuran bir kişinin başvurusu, işletmesinin sosyal medya hesabı bulunmadığı gerekçesiyle reddedildi. Oysa sosyal medya varlığı, kalıcı oturum için aranan resmi koşullar arasında yer almıyor.
Bir başka başvuru sahibinin, Türkiye'de yaşayan ve ölümcül Alzheimer hastası olan babasına destek olmak için İngiltere dışında geçirdiği süre de ret gerekçesi yapıldı. Bakanlık, babasının hastalığının birkaç yıldır bilindiğini belirterek, bu seyahatlerin acil ve öngörülemeyen bir durumdan kaynaklanmadığı sonucuna vardı.
Haberde, kanser tedavisine Türkiye'de devam ettiği için başvurusu reddedilen bir kadının durumu da örnek gösterildi. Covid-19 salgını sırasında Türkiye'ye yaptığı bir ziyaret sırasında kanser teşhisi konulan kadın, İngiltere'de tedaviye devam etmek yerine Türkiye'de tedavi görmeyi tercih ettiği gerekçesiyle olumsuz yanıt aldı. Oysa kadının sağlık ekibinin, tedavisinin başka bir ülkeye taşınmasının ciddi klinik riskler doğurabileceği yönünde görüş bildirdiği aktarıldı.
İçişleri Bakanlığı, yeniden inceleme yapılmasına rağmen kararını değiştirmedi ve Ekim ayında kadına ve üç küçük çocuğuna İngiltere'den ayrılmaları gerektiğini bildirdi.
Lammy'den Windrush skandalı benzetmesi
Türkçe konuşan nüfusun yoğun olduğu Tottenham bölgesinin milletvekili David Lammy, kendisine ulaşan seçmenlerin yaşadıklarının hükümetin göç politikalarında ani bir değişikliğe işaret ettiğini söyledi.
Lammy, İngiltere'de hayatlarını kurmuş, ailelerini burada büyütmüş ve kurallara uymuş kişilerin başvurularının reddedilmesinin yaşamlarını altüst ettiğini belirtti.
Eski bakan, yaşananların İngiltere'de yıllar önce büyük bir siyasi krize yol açan Windrush skandalını hatırlattığını ifade ederek, İçişleri Bakanlığı'na bağımsız incelemede yer alan tavsiyeleri yeniden değerlendirme çağrısı yaptı.
Windrush skandalı, İngiltere'de özellikle Karayipler'den gelen ve uzun yıllardır ülkede yaşayan bazı kişilerin yasal statülerini kanıtlayamamaları nedeniyle haklarını kaybetmesi, gözaltına alınması veya sınır dışı edilmesiyle gündeme gelmişti.
Olay, İçişleri Bakanlığı'nın göçmenlerin başvurularını değerlendirme biçimine yönelik ciddi eleştirilere neden olmuştu.
İdari inceleme başvurularında da artış
Bilgi edinme başvurusu kapsamında elde edilen verilere göre, kalıcı oturum başvurusu reddedilen kişilerin kararın yeniden değerlendirilmesi için yaptığı idari inceleme başvurularının sayısı da arttı.
2025 yılında 145 olan bu başvuruların sayısı, 2026'nın Ocak-Ağustos ortası döneminde 395'e yükseldi.
ECAA başvurularıyla ilgilenen avukatlar da The Guardian'a, Eylül 2025'ten sonra yapılan başvurularda olağan altı aylık bekleme süresinin aşıldığını ve uzun gecikmeler yaşandığını anlattı.
Haberde, bazı ret kararlarının daha sonra hatalı bulunarak geri alındığı da belirtildi. Örneklerden birinde İçişleri Bakanlığı, başvuru sahibinin işletmesine ait bir internet sitesi veya sosyal medya hesabı bulamadığını ve eksiksiz banka dökümü sunulmadığını ileri sürdü. Başka bir dosyada ise başvuru sahibinin İngiltere dışında geçirdiği gün sayısı yanlış hesaplandı ve kişinin 12 aylık bir dönemde 180 günden fazla ülkede bulunmadığı halde bu sınırı aştığı iddia edildi.
The Guardian'a göre, ECAA başvurularındaki bu yaklaşım, Windrush skandalı sonrasında hazırlanan bağımsız incelemenin bazı tavsiyeleriyle de çelişiyor. Söz konusu tavsiyeler arasında başvuru sahiplerinden beklenen kanıtların daha açık biçimde tanımlanması, başvuru sahipleriyle doğrudan iletişimin artırılması ve hassas durumdaki kişilerin dosyalarının değerlendirilmesinde kullanılan ölçütlerin gözden geçirilmesi bulunuyordu.
İçişleri Bakanlığı sözcüsü ise başvuruların değerlendirilme biçiminde herhangi bir değişiklik olmadığını savundu. Sözcü, her başvurunun yayımlanmış kurallar ve kılavuzlar doğrultusunda, kendi koşulları çerçevesinde değerlendirilmeye devam ettiğini söyledi.
The Guardian



Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.