|
Tweet |
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Konuşmasına, geçtiğimiz hafta İstanbul'da yaşanan sel felaketine değinerek başlayan Bahçeli, altyapı ve imar sorunlarına değindi. "Yaşananlar önleyici tedbirlerle afetlere hazırlıklı olmanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha açığa çıkarmıştır" diyen Bahçeli, gerekli tedbirlerin alınacağına inandığını söyledi.
Süreç konusunda Türkiye ve bölgedeki gelişmelerin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayan Bahçeli, “Bu süreçte kararlılık kadar akıl, güvenlik kadar hukuk, devlet otoritesi kadar toplumsal mutabakat ve güven de önemlidir” dedi. Suriye’deki entegrasyon sürecini hatırlayan Bahçeli, İran’da PJAK’a da silah bırakma çağrısı yaptı.
Fransa’daki eylemler hakkında ise gençlere çağrı yapan Bahçeli, “Kaos ve karmaşa üretmeye dönük eylemlere, öz benliğinden uzaklaştırılmaya çalışılan senaryolara heves etmemeli” dedi.
FON SORUŞTURMASI: HUKUK ZEMİNİNDE EN GÜÇLÜ YAPTIRIMLAR UYGULANACAK
Bahçeli’nin açıklamalarından başlıklar şöyle:
"Hukuk zemininde en güçlü yaptırımlar uygulanacaktır. Bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmektedir. Bazı sorunlarımız olsa da Türkiye ekonomisi sağlam temeller üzerindedir. Devlet mülküne tasallut edenin adaletle terbiyesi ise devlet ahlakındadır.
İBB DAVASI: MAHKEMELER SİYASİ GÖSTERİ YERİ DEĞİLDİR
İBB’den başlayarak birçok belediyeye ulaşan her türlü çıkar ilişkisi ceza hukukunun ilgilendirmesinin yanında bir ahlak yoksunluğudur. Yargılama sürecinde siyasi polemiklerle kişisel gündem oluşturmak yerine iddialara hukuki zeminde cevap vermek ilgililerin hayrına olacaktır. Mahkemeler siyasi gösterilerin değil, savunma hakkının esas alındığı yerlerdir.
'BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ SUÇ İŞLEME ÖZGÜRLÜĞÜ DEĞİLDİR'
Özgürlük kadar sorumluluğun, reyting kadar hukukun kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir. Medya kuruluşları da hukuk karşısında sorumluluk taşımaktadır. Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve diplomatik başarılarla öne çıktığı, Terörsüz Türkiye ve bölge hedeflerinin fiile dönüştüğü bir ortamda huzur ve güven iklimini sabote etmeye dönük hiçbir girişim kabul edilmezdir. Türkiye’nin güvensizlik temelinde yönlendirilmiş toplumsal tepkilerle karşı karşıya bırakılması girişimlerinin önüne geçilmelidir.
'ÜNİVERSİTELERİMİZ DE SÜRECE ODAKLANMALI'
Terörsüz Türkiye hedefi, bu büyük gelecek tasavvurunun en önemli başlıklarından birisidir. Bu süreçte kararlılık kadar akıl, güvenlik kadar hukuk, devlet otoritesi kadar toplumsal mutabakat ve güven de önemlidir. Sınırlarımızın ötesinde varlığını sürdüren silahlı yapılar, komşu ülkelerin istikrarını bozduğu ölçüde Türkiye'nin güvenliğini de tehdit etmektedir. Bu nedenle Terörsüz Türkiye hedefini terörsüz bölge vizyonundan ayrı düşünemeyiz. Önümüzdeki dönemde Türkiye'nin hedefi, güvenliğini sağlamış, millî birliğini güçlendirmiş bir ülke olarak teknoloji üreten, yüksek katma değerli sanayisini geliştiren, tarımda verimliliği artıran, enerjide dışa bağımlılığını azaltan ve gençlerine yeni fırsatlar sunan bir güç hâline gelmektir.
Üniversitelerimizin de bu hedefe odaklanması şarttır. Saygın bilim insanlarımız toplumsal konuları da öncelemelidir.
'SURİYE VE IRAK'TAKİ GELİŞMELER UMUT VERİCİ'
Sayın milletvekilleri, kıymetli misafirler, İsrail-Lübnan hattından İran-Yemen eksenine, Hürmüz Boğazı'ndan Bâbülmendep Boğazı'na uzanan istikrarsızlık sarmalının bölgesel ve küresel güvenliği tehdit ettiği mevcut kaos ortamında Suriye ve Irak'ta yaşanan bazı olumlu gelişmeler, bölgenin barış ve huzuru açısından ümit vericidir. Bağdat yönetiminin silahlı yapıların tasfiyesine yönelik girişimleri, Irak Devleti'nin egemenlik sahasının tamamında meşru gücünü yeniden tesis etme iradesinin bir yansıması olmuştur. SDG ve YPG'nin askerî varlığının sona erdirilerek Suriye Devleti'nin kurumlarına entegrasyonu yönünde atılan somut adımlar ise ülkenin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği bakımından yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. Komşu ülkelerimizde yaşanan bu gelişmeler göstermektedir ki önemli mesafe kat eden Terörsüz Türkiye hedefimiz bölgesel bir boyut da kazanmaktadır.
'PJAK'IN SİLAH BIRAKMASI BARIŞ İİN ATILMIŞ BİR ADIM DAHA OLACAKTIR'
Diğer taraftan İran İçişleri Bakanı'nın eylül ayında gerçekleştirdiği Ankara ziyareti esnasında, 'PJAK ve tüm kolları varlıklarını sona erdirmeli, silahlarını bırakmalıdır' açıklamasının gereğinin de yerine gelmesiyle bölgesel barış için bir adım daha atılmış olacaktır.
'GENÇLERİMİZ FRANSA'YA HEVES ETMEMELİ'
Gençlerimiz ne Fransa’da başlayan neredeyse tüm Avrupa’ya yayılan kaos ve karmaşa üretmeye dönük eylemlere, ne de öz benliğinden uzaklaştırılmaya çalışılan senaryolara heves etmemeli, tahriklere kapılmamalıdır.
KIBRIS MESELESİ
Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölgeye odaklandığımız bir dönemde Doğu Akdeniz’de ve Kıbrıs’ta provokasyonlar da devam etmektedir. Kıbrıs’ta, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti temsilcileri ile Rum tarafının temaslarını dikkatle takip ediyoruz. Rum basınına yansıyan ve yalanlanmayan Kapalı Maraş’ın Birleşmiş Milletler yönetimine verilmesi ve Gazimağusa Limanı’nın Avrupa Komisyonu gözetiminde işletilmesine yönelik iddialar, Kıbrıs Türklüğü’nün egemenlik hakları konusunda vahim bir tablo sunmaktadır. Birleşik Kıbrıs Federasyonu ham bir hayaldir ve Türk egemenliğinin de felaketidir. Rum yönetiminin İsrail’in Kıbrıs karakolu olma misyonunu üstlendiği bu dönemde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşayan kardeşlerimizi uyanık olmaya davet ediyorum."