|
Tweet |
Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görev yapan yargı ve adliye muhabirlerini Adalet Bakanlığı’nda kabul etti.
Başsavcılığı döneminde aynı adliyede haber takibi yapan gazetecileri Ankara’da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirten Gürlek, kamuoyunun yakından takip ettiği soruşturmalara ilişkin açıklamalarda bulundu.
Faili meçhul dosyalarda 40 dosyanın aydınlatıldığını açıkladı
Gürlek, faili meçhul dosyaların yeniden incelendiğini, başsavcılıklarla toplantılar yapıldığını ve mevcut imkânların dosyalar açısından yeniden değerlendirildiğini söyledi. Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan birimin dört ayda, 46 maktulün yer aldığı 40 dosyanın aydınlatılmasına katkı sağladığını belirtti. Geçmişte delillerin yeterince toplanamamış veya olayların tüm yönleriyle aydınlatılamamış olabileceğini ifade eden Gürlek, devletin bütün imkânlarıyla kararlı biçimde çalışması hâlinde yıllar sonra da sonuç alınabildiğini dile getirdi. Bu çalışmaların adalete güveni artırdığını savundu.
Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasının devam ettiğini belirten Gürlek, Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı'nın görev alanı kapsamında koordinasyon ve dosya inceleme faaliyetlerini sürdürdüğünü söyledi. Başka dosya veya isimlerin kapsama girip girmeyeceği konusunda yorum yapmasının doğru olmayacağını ifade etti.
Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş dosyalarında son çalışmaları anlattı
Gülistan Doku soruşturmasında önemli ilerlemeler bulunduğunu ancak dosyanın tamamlandığını söylemek için erken olduğunu belirten Gürlek, son olarak Umut Altaş'ın ifadesinin dosyaya ulaştığını aktardı. En önemli konulardan birinin Gülistan Doku'nun naaşına ulaşmak olduğunu söyleyen Gürlek, bazı beyanlarda naaşın birkaç kez yer değiştirmiş olabileceğine ilişkin bilgiler bulunduğunu kaydetti. Kimyasal maddeler kullanılarak naaşın tamamen ortadan kaldırılmış olma ihtimalinin de değerlendirildiğini belirtti. Ailenin en azından evladının kabri başında dua edebilmesi açısından bu konunun büyük önem taşıdığını ifade etti ve kişinin vali ya da başka bir makamda bulunmasının soruşturma bakımından önem taşımadığını söyledi.
Rojin Kabaiş soruşturmasında ise cep telefonuyla ilgili giderilemeyen bazı belirsizlikler bulunduğunu aktaran Gürlek, DNA incelemelerinin yapıldığını ve telefon üzerindeki teknik çalışmaların devam ettiğini söyledi. Şu ana kadar doğrudan ve kesin sonuca götüren somut bir veriye ulaşıldığını söylemenin mümkün olmadığını belirtti.
Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında tüm ihtimaller inceleniyor
Kaşif Kozinoğlu'nun önemli bir devlet görevlisi olduğunu söyleyen Gürlek, Kozinoğlu'nun Ergenekon kumpası kapsamında tutuklu bulunduğu dönemde, sağlıklı, spor yapan ve öz bakımına dikkat eden biri olmasına rağmen şüpheli biçimde yaşamını yitirdiğini ifade etti. Yurt dışında firari bulunan ve FETÖ bağlantısı nedeniyle hakkında adli süreç olduğu belirtilen eski bir cezaevi personelinin beyanlarının ardından bazı adli işlemler yapıldığını aktardı. Yeni delillerin ortaya çıkması hâlinde yeni işlemlerin de gündeme gelebileceğini söyledi.
Gürlek, Kozinoğlu'nun bir örgütün hedefi hâline getirilmiş olabileceğine ilişkin değerlendirmelerin de dosyada ele alındığını belirtti. Ölüm nedeninin zehirlenme, kalp krizi, ilaç etkisi veya doğal ölüm olup olmadığına ilişkin bütün seçeneklerin bilimsel ve adli verilerle incelendiğini söyledi. Olayı peşinen cinayet olarak nitelendirmenin doğru olmayacağını vurguladı.
AHBAP soruşturmasında mali hareketler ve müşteki beyanları araştırılıyor
Bakan Gürlek Ahbap dosyasında farklı iddialar, mali hareketler ve müşteki beyanlarının araştırıldığını söyledi. Soruşturmanın seyri ve yeni delillere göre yeni adli işlemlerin gündeme gelebileceğini ifade eden Gürlek, MASAK tespitleri ile itirafçı beyanlarının bulunduğunu aktardı. Toplanan yardımların amacı doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığının soruşturmanın önemli başlıklarından biri olduğunu söyledi.
Gürlek, kısa süre önce görüştüğü bir kişinin, Amerika'daki kliniğine Haluk Levent'in geldiğini ve Türkiye'de bir yardım kuruluşu bulunduğunu söyleyerek yardım istediğini anlattığını aktardı. Söz konusu kişinin 4 milyon 600 bin dolar verdiğini, bu işlem için senet düzenlendiğini ve dosyada benzer nitelikte çok sayıda senet bulunduğunun belirtildiğini söyledi. Bazı işlemlerde Haluk Levent'in kendi adına borç aldığı, parayı kullanacağını belirttiği veya taşınmaz aldığına ilişkin belgeler bulunduğunu, ancak daha sonra bu paraların ödenmediğinin iddia edildiğini ifade etti.
Dosyada borçlu sıfatıyla imzalanmış senetler bulunduğunu ve ödemelerin yapılmadığına dair iddiaların araştırıldığını aktaran Gürlek, para transferlerinin kimlere yapıldığı, taşınmazların hangi kişiler üzerinden devredildiği ve işlemlerin gerçek niteliğinin savcılık tarafından incelendiğini söyledi. Müşteki sayısını kesin olarak bilmediğini, olay duyuldukça başvuruların arttığını ifade etti. Dosyadaki bilgilere göre bazı taşınmazların doğrudan Haluk Levent adına değil, önce asistanı Yeliz Kaya adına, daha sonra Esin Önder Çağlayan'a devredildiğine ilişkin işlemler bulunduğunu aktardı. Bu devirlerin yardım amacıyla mı yapıldığı, başka bir mali ilişkinin parçası mı olduğu veya sisteme para sokmaya yönelik bir mekanizma bulunup bulunmadığına ilişkin iddiaların soruşturma makamlarınca aydınlatılacağını belirtti. Tespitlerde yaklaşık 245 milyon dolarlık para toplandığının ifade edildiğini söyledi.