Moğol İmparatorluğunun Ardındaki Gizemli Kan Bağı
Tarih bazen cevaplardan çok sorularla ilerler. Dünyanın en büyük imparatorluklarından birini kuran, milyonlarca insanın kaderini değiştiren ve adını yüzyıllar boyunca yaşatan Cengiz Han’ın hayatı da böylesine gizemli sorularla doludur. Bunların belki de en ilginci, onun soyunun ve atalarının gerçekten kim olduğudur.
Bugün Moğolistan olarak bildiğimiz topraklar, Cengiz Han’ın doğumundan çok önce de insanlık tarihinin önemli kavşaklarından biriydi. Binlerce yıl boyunca Avrasya’nın dört bir yanından gelen halklar burada karşılaştı, karıştı ve yeni kültürler oluşturdu. Tunç Çağı’nın Afanasyevo ve Andronovo topluluklarından İskitlere, Sakalara, Hunlara, Kırgızlara, Göktürklere ve Uygurlara kadar sayısız halk bu bozkırlarda iz bıraktı. Son yıllarda yapılan antik DNA araştırmaları da bu tabloyu doğruluyor. Araştırmalar, eski Moğolistan’da yalnızca Doğu Asya kökenli toplulukların değil, önemli ölçüde Batı Avrasya kökenli insanların da yaşadığını ortaya koyuyor. Başka bir deyişle, Cengiz Han’ın doğduğu dünya sanıldığından çok daha çeşitli ve çok daha karmaşık bir genetik mirasa sahipti.
Cengiz Han’ın ailesi olan Borcigin soyunun kökeni ise daha da ilginçtir. Moğolların en önemli tarihi kaynaklarından biri olan “Moğolların Gizli Tarihi”, bu soyu Bodunçar adlı efsanevi bir ataya bağlar. Ancak Bodunçar’ın doğumu sıradan değildir. Rivayete göre annesi Alan Goa, kocasının ölümünden sonra gizemli bir şekilde hamile kalmıştır.
Efsaneye göre Alan Goa’yı geceleri altın ışıklar saçan esrarengiz bir adam ziyaret eder. Daha sonraki kaynaklarda bu kişi kırmızı saçlı, mavi ya da yeşil gözlü bir yabancı olarak tasvir edilir. Kadının diğer oğulları ise Bodunçar’ın babasının kim olduğu konusunda kuşku duyarlar. Böylece Moğol tarihinin en büyük hanedanlarından birinin kökenine, çözülmesi imkânsız görünen bir gizem yerleşir.
Ünlü tarihçi Paul Ratchnevsky, bu efsaneyi yalnızca bir masal olarak görmez. Ona göre hikâyenin arkasında tarihsel bir çekirdek bulunabilir. Bazı araştırmacılar, anlatılan kişinin uzak bölgelerden gelen Türk kökenli bir savaşçı veya tüccar olabileceğini öne sürmüştür. Bu noktada dikkat çekici bir ayrıntı ortaya çıkar. Orta Çağ kaynaklarında Yenisey Kırgızları uzun boylu, açık tenli, kızıl saçlı ve mavi ya da yeşil gözlü insanlar olarak tarif edilir. Bazı tarihçiler, Borcigin hanedanında anlatılan fiziksel özelliklerin de Kırgızlara benzediğini düşünür. Bu nedenle Cengiz Han’ın soyunda Kırgız veya başka bir Türk boyundan gelen atalar bulunabileceği görüşü ortaya atılmıştır.
Çin, Fars ve Avrupa kaynakları da Cengiz Han’ın görünüşü hakkında ilginç ayrıntılar verir. Çinli elçi Zhao Hong, onun diğer birçok Moğoldan daha uzun boylu olduğunu yazar. Geniş alınlı, güçlü yapılı ve dikkat çekici bir görünüşe sahip olduğunu belirtir. Rivayete göre torunu Kubilay Han doğduğunda siyah saçlarını görünce şaşırmış ve “Bizim çocuklarımızın hepsi kızıl saçlıdır” dediği aktarılmıştır. Marco Polo da Kubilay Han’ın açık tenli ve yanakları gül pembesi bir görünüme sahip olduğunu anlatır.
Modern genetik araştırmalar ise farklı bir pencere açıyor. Günümüzde milyonlarca erkeğin taşıdığı belirli bir Y kromozomu hattının, yaklaşık bin yıl önce yaşamış olağanüstü etkili bir erkek soyundan geldiği düşünülüyor. Uzun yıllardır bu kişinin Cengiz Han veya onun yakın erkek akrabalarından biri olabileceği tartışılıyor. Kesin kanıt bulunmasa da, dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan milyonlarca insanın genetik olarak aynı ata çizgisini paylaşması, tarihin en şaşırtıcı bulgularından biri olarak kabul ediliyor.
Belki de asıl ilginç olan, bu sorunun hala tam olarak cevaplanamamış olmasıdır. Cengiz Han’ın babası resmi tarihe göre Yesügey Bahadır’dır. Ancak Borcigin soyunun daha eski atalarına uzandığımızda, tarih ile efsanenin birbirine karıştığı sisli bir dünyaya gireriz. O dünyada “kırmızı saçlı yabancılar”, gece karanlığında görülen “ışıklı ziyaretçiler”, bozkırın sonsuz ufuklarından gelen “yolcular” ve “kayıp atalar” dolaşır.
Dünyanın yarısını fetheden adamın kökeni bile, aradan geçen sekiz yüz yıla rağmen hala çözülmeyi bekleyen bir sır olarak yaşamaya devam etmektedir..