
BİZ BU DÖNEMİ YAŞAMAK İSTEMİYORUZ. BİZİM ÇAĞDAŞ VE DEMOKRASİ İNANCIMIZ MİLLİ İRADENİN GÜCÜNE SAYGI İLE SIKI SIKIYA BAĞLIDIR. YAŞASIN HÜRRİYET, YAŞASIN DEMOKRASİ...
Osmanlı padişahı II. Abdülhamid'in 1878-1908 yılları arasında ülkeyi meclissiz, anayasasız, baskıcı ve merkeziyetçi bir mutlak monarşi ile yönettiği yaklaşık 30 yıllık dönemdir. İstibdad Dönemi.
Bu döneme; Türk Dil Kurumu (TDK) tanımıyla: ""Hak ve özgürlük tanımayan despotik yönetimleri ifade eder.""
İstibdat Dönemi'nin temel özellikleri;
** Meclisin Kapatılması 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) bahane edilerek Kanun-i Esasi (Anayasa) askıya alınmış ve Mebusan Meclisi kapatılarak yasama yetkisi tamamen padişaha geçmiştir.
**Ağır Sansür: Matbuata çok sıkı denetim getirilmiş, "Jön Türkler" gibi muhalif isimler ve düşünceler engellenmiş, hatta bazı kelimelerin (örneğin hürriyet, cumhuriyet, grev) gazetelerde kullanılması yasaklanmıştır.
**Hafiye Teşkilatı: Padişaha muhalefet edebilecek veya örgütlenebilecek grupları tespit etmek amacıyla geniş bir gizli polis ve jurnalcilik (ihbarcılık) ağı kurulmuştur.
**Merkeziyetçi Politika: Padişah, otoriteyi kendi şahsında toplamak için devlet yönetiminde Sarayın ağırlığını artırmıştır.
Devlet Siyaseti: İçerideki baskılara karşı devletin dağılmasını önlemek amacıyla İslamcılık (Ümmetçilik) fikri resmi ideoloji olarak desteklenmiştir.
Bu istibdad Dönemi 1908 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin baskıları sonucu Osmanlının çöküşüne vesile ve yüreğine mıh gibi saplanan bu meşru olmayan düzen İkinci Meşrutiyet'in ilan edilmesiyle sona ermiştir.
Böyle olmasak bile bazı uygulamalarla hızla bu sürece gidiyoruz. Demokrasi ve
Demokratik haklar; Dünya İnsan Hakları Beyannamesi ve Anayasal Hukuk Normlarına göre dil, din, ırk, mezhep ve siyasi parti farkı gözetilmeksizin her yurttaş ve kurumlar için geçerlidir. Asla bu haklar yok sayılamaz. Butlan veya Mutlak Butlan gibi hukukun değil gücün hakimiyeti ile baskılanamaz.
Bu gibi durum olan bir gerçeğin yok sayılması ile eşdeğerdir.
Geriye doğru bakıldığında bundan en fazla ülke insanı ve siyaset zarar görmüştür.
Bunun neticesinde Ekonomik çöküşler, mali konular ve iktisadi konularda belirsizlikler başlamıştır.
Hukuk, Ahlak ve Din kuralları işlemez hale gelmiştir.
Umarım ve temenni ederim ki uzlaşılar sonucu kitleler sokaklarda kendini aramadan güç değil, akıl ve hukuk egemen olsun.
Ne olursa olsun, kazanan TÜRK Milleti ve Siyaseti olsun. Kamuoyuna Saygılarımla
Sokaklarda sizden biri, sizin sesiniz. 24.05.2026 Hulusi Kazandere