
TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ TEHLİKEDE Mİ?
Türkiye geçmişten günümüze meydana gelen gelişmelerden anlayacağımız üzere çok büyük tehlikeli bir süreçten geçmektedir. Bazen de acaba ülkemizi emperyalist dış mihrakların kontrolünde mi yönetiliyoruz diye de kendime sormadan yapamıyorum.
Daha on yıl öncesinde düzmece 15 TEMMUZ darbesiyle halk tedirgin edilmekle kalınmamış, suçsuz ve günahsız birçok askeri öğrenci, Mehmetçik ve sivil vatandaşımızın şehit edilmesiyle sonuçlanan içimizdeki hainlerin ihanetlerine maruz kalmıştık. O gün cumhuriyete darbe yapılıyor diye çığırtkanlık yapanlar yüzlerce masum ve ne yaptıklarından bi haber verilen emirleri uygulayan askeri öğrencilerin, Mehmetçiğin ve sivil vatandaşlarımızın şehit edilmesiyle şoke olduk ve üzüldük. 1980 askeri darbeyi bizzat yaşamış emekli askeri şahıs olarak, 15 TEMMUZ darbesinin bu denli düzmece olduğunu çok iyi görerek inanmayan yüzbinlerce vatandaştan sadece birisiyim. Evet; benim inanmadığım o sözde 15 TEMMUZ darbesinin başarısız bir proje olduğunu itiraf eden Binali YILDIRIM, 15 TEMMUZ’u fetö yapmadı diyen Süleyman SOYLU, Mehmet METİNER gibi iktidarda söz sahibi olan isimler zaten itirafta bulundular. 15 TEMMUZ şöyle dursun, inanmadığımız bir darbenin eleştirisini de yapmak zaman kaybından öte bir şey değildir. Ancak; yıllarca bu ülkede terör belasını gündem yapan on binlerce masum insanımızı katleden PKK terör örgütünü “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” aldatmacasıyla legalleştirmeye çalışmak, 60 bin insanımızın katili ABDULLAH ÖCALAN ve terör örgütü elemanlarını affetmek bu ülkenin 86 milyon halkını hiçe saymaktır. TBMM’ de siyasi temsil hakkı hazırlıklarını yürüten bir iktidar ile bu PKK’nın siyasi kanadı DEM ve HADEP’İ kendisine siyasi muhatap kabul eden siyasileri şiddetle kınıyorum. Belki haklı, belki haksız yere bir kişiyi öldüren kişiyi yargılayıp yıllarca hapseden, suçsuz olduğunu bile bile sırf iktidara rakip diye haksız rekabet ortamı oluşturmak adına hapsettiğiniz suçsuz insanları düşündüğümde 60 bin kişinin katili APO ve çevresindeki tüm teröristlerin gereken en büyük cezayı almaları esas olmalıdır. Eğer bu teröristler gereken en büyük cezayı almadıkları takdirde bu iktidar kendini affettiremeyecektir. Bazen kendi kendime bizi acaba anti milli bir iktidar mı yönetiyor diye de sormadan yapamıyorum. Milli olan iktidar halkını, topraklarını ve vatanını korumayı ve kollamayı mutlaka kendine birinci görev olarak görür. Ancak; Cumhuriyet yönetimine yapılan saldırılara kayıtsız kalan iktidarın okullardaki ders müfredatlarından Atatürkçülüğü yok etmeye çalışması, andımızı kaldırması, Kurtuluş Savaşı derslerini kaldırmaya gitmesi milli iradeyi yok etmesi anlamına gelmiyor mu? Devlete ait tüm lise, Ortaokul ve İlkokulları unutmuş bir iktidar, İmam Hatip Liselerini saraylar statüsünde kız ve erkek olmak üzere ayırarak ayrı ayrı binalarda konuşlandırması iktidarın dine önem vermesi anlamına gelmediği, tam aksine bu okulları tarikatların irticai terör yuvası haline gelmesine zemin hazırlamaktadır. Halkımız açlık ve yoksullukla ayakta kalmaya çalıştığı günümüzde kiraların 25-30000 tl. yi geçtiği düşünüldüğünde 20000 tl. emekli maaşı veya 28000 tl. asgari ücretle geçinmenin mümkün olmadığını bilmeyecek kadar cahil bir iktidara sahip değiliz. Halkı açlık ve sefalete sürüklenmiş bir iktidarın ilgili tepedeki sorumlularının yaptığı yanlışlar sonucu Irak’tan yapılan kaçak petrol hırsızlığı sonucu haksız kazanç elde etmesiyle uluslararası mahkemelerde kesilen 1,4 milyar dolar cezayı kim ödeyecek? Ankara Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Melih GÖKÇEK’ in birçok yolsuzluk ve suç dosyasının olduğunu yine AKP’nin kurucusu Bülent ARINÇ açıklamışken bu şahıs yargılanmıyor da neden suçsuzluğu 86 milyon halkın inandığı diğer CHP’ li Belediye Başkanları yargılanıyor? Bunların hesabı sandıkta sorulacağı gerçeği söz konusu iken seçimlere dahi sahtekarlık sokulması ne kadar doğrudur? Suçu suçla yok etmeye çalışanlar sonuçta tüm suçlarının kat be kat çoğaldığında acaba hesap mı verecekler, yoksa ülkeyi terk ederek dünyanın her bir yanında inşa ettikleri saraylarda ülkemizden kaçırdıkları servet ve hazineler ile rahat yaşayabileceklerini mi zannediyorlar? Herkes er veya geç, ama bu Dünya’da, ama ahirette haksız elde ettikleri servetleriyle kul haklarının cezasını mutlaka çekeceklerdir. Geçmişte bir örnek olarak verebileceğim Unakıtan gerçeği unutulmamalıdır.

.jpg)
Dolayısı ile ülkeyi yöneten ve yönettiğini zannedenlere seslenerek sözlerime son vermek istiyorum. Bu ülke, diğer ülkeler gibi bir ülke değildir. Bu ülke kanla alınmış, anaların, bacıların 15 yaşında askere alınmış çocukların içinde olduğu savaşlar sonunda elde edilen zaferlerle kazanılmış vatan toprağıdır, kesinlikle ne satılabilir, ne ismi ve yönetim şekli değiştirilir, ne de bölünebilir. Asla bu ülke bölünmeyecek ve yönetim şekli değiştirilemeyecektir. Bu böyle biline!!!!!! 15 TEMMUZ 2026
SESSİZLERİN SESİ
K.S.