|
Tweet |
AKP hükümeti, cumhuriyet tarihinin en büyük fon soygunu skandalına adı karışan kişilerin kimliklerinin açıklanmamasını “lekelenmeme hakkı” gerekçesiyle savunurken, aynı yaklaşımın muhaliflere yönelik soruşturma ve operasyonlarda uygulanmadığı yönündeki eleştiriler gündemdeki yerini koruyor.
Bu tartışmaların gölgesinde gözler, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki siciline çevrildi. Veriler, Türkiye hakkında özellikle adil yargılanma hakkı kapsamında çok sayıda ihlal kararı verildiğini ortaya koyuyor.
Fon soruşturmasında “lekelenmeme hakkı” savunması
Cumhuriyet tarihinin en büyük skandalları arasında gösterilen fon vurgunu, kısa sürede siyasetin en önemli gündem başlıklarından biri haline geldi.
Fon vurgununa ilişkin yürütülen soruşturmada adı geçen 214 kişinin isminin kamuoyuyla paylaşılmaması, “lekelenmeme hakkı” gerekçesiyle savunuldu.
Ancak bu yaklaşım, son yıllarda muhaliflere yönelik soruşturmalarda sıkça tartışılan uygulamaları yeniden gündeme taşıdı. Tartışmaların büyümesiyle birlikte Türkiye’nin “lekelenmeme hakkı” ve adil yargılanma konusunda uluslararası alandaki karnesi de mercek altına alındı.
Yüzbinlerce Kişi Daha Yargılanmadan KHK listeleriyle Suçlu İlan Edildi
15 Temmuz sonrası Gülen hareketi gönüllüsü olduğu iddiasıyla yüz binlerce kişi, daha haklarında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadan yayımlanan KHK listeleriyle kamuoyu önünde suçlu ilan edildi. Yüzbinlerce kişi mesleklerinden ihraç edilirken, pasaportları iptal edildi, bankacılık işlemleri kısıtlandı ve sosyal haklarını kaybetti. Türkiye’nin sayılı iş insanlarını şirketlerine TMSF tarafından el konuldu. Çok sayıda gazete, televizyon, dernek, vakıf ve eğitim kurumuna el konuldu veya kapatıldı. Öğretmenler, öğrenciler, esnaflar, gazeteciler, askerler, polisler, hakim ve savcılar ile ev hanımlarının da aralarında bulunduğu 3 milyon kişiye soruşturma açıldı, gözaltına alındı, yüzbinlerce kişi tutuklandı ve uzun yargı süreçleriyle karşı karşıya bırakıldı. Bu süreçte masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı göz ardı edildi.
AİHM Son Üç Yılda 2500 İhlal Kararı Verdi
Uluslararası Ceza Hukukçusu Dr. Ufuk Yeşil, bazı gazetelerde yer alan “bin 4 ihlal kararı” bilgisinin aksine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) AKP hükümetleri döneminde 2018-2026 yılları arasında verdiği ihlal kararlarına ve bu kararların kaç kişiyi kapsadığına ilişkin güncel verileri sosyal medya hesabından paylaştı.
Dr. Yeşil açıklamasında “AİHM, sadece 2025 yılında 10 kararda 2.700, toplamda da 27 kararda 3.650 kişi hakkında adil yargılanma hakkından ihlal verdi. Eğer AİHM dosyaları birleştirmek yerine bireysel başvuruya uygun olarak tek tek ele alsa 8 yılda bu kadar kişiyle ilgili ihlal verilmiş olacaktı.” dedi.
AİHM’in son 3 yılda 2.422 kişi hakkında AİHS’in 7. maddesinden ihlal kararı verdi.
Bu tablo gerçeği yansıtmıyor! AİHM’in 2018-2026 arasında (24 Eylül 2026 tarihi itibariyle) verdiği ihlal kararları ve kaç kişiyle ilgili verildiğine ilişkin gerçek rakamlar görselledeki gibidir. AİHM, sadece 2025 yılında 10 kararda 2.700, toplamda da 27 kararda 3.650 kişi hakkında adil yargılanma hakkından ihlal verdi. Eğer AİHM dosyaları birleştirmek yerine bireysel başvuruya uygun olarak tek tek ele alsa 8 yılda bu kadar kişiyle ilgili ihlal verilmiş olacaktı.
AİHM’in Yalçınkaya kararını takip eden ihlal kararlarının sayısı yaklaşık 4 bin 500’e ulaştı.
Lekelenmeme hakkı ne anlama geliyor?
Lekelenmeme hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri olarak kabul ediliyor.
Söz konusu maddeye göre, suç isnat edilen herkes, suçluluğu kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla sabit oluncaya kadar masum sayılıyor. Düzenleme aynı zamanda kişilerin makul süre içinde ve adil biçimde yargılanmasını güvence altına alıyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye hakkında verdiği “adil yargılanma hakkının ihlali” kararları ise dikkat çekici boyutta.
Yaşanan tartışmalar, “lekelenmeme hakkı” ilkesinin Türkiye’de herkes için eşit uygulanıp uygulanmadığı sorusunu yeniden kamuoyunun gündemine taşıdı.