|
Tweet |
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bu yıl 93.’sü düzenlenen cumhuriyet tarihinin ilk uluslararası fuarı İzmir Enternasyonal Fuarı’nın açılışına katıldı.
Açılışa, bir sokak röportajında Instagram’ın kapatılmasına ilişkin kullandığı ifadeler nedeniyle tutuklanan ve dün gece saatlerinde tahliye edilen Dilruba Kayserilioğlu da Özel ile birlikte katıldı.
Özel, konuşmasında İzmir’e ilişkin önemli mesajlar verirken üstü kapalı olarak erken seçimi işaret ederek mevcut iktidara 2 sene ömür biçti.
“SEÇİMİN KENDİSİNE NASIL BAKTIĞINIZ ÇOK ÖNEMLİYDİ”
“O ateşin yakıldığı ilk günlerde sözümüzü birlikte söylediğimiz arkadaşlarımızın sayısı azdı ancak gün geçtikçe Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanacak değişimin Türkiye'ye iyi geleceğine inanan ilk kent İzmir oldu. Yüzde 93 oranında değişimi genç kadroları daha çok kadının siyasette olmasını ve yeni başlangıcı destekliyorlardı. Bunu takip eden şehirler arasında memleketim Manisa da vardı ama insan hangisine memleketim diyeceğini şaşırıyor. 10 yaşında Bornova Anadolu lisesine yatılı gelmiş, ortaokulu, liseyi burada okumuş, Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesini bitirmiş, İzmir’den ayıran askerlik görevinde dönem ikincisi olup görev yeri olarak Ege Deniz Bölge Komutanlığını seçmiş ve 10 yaşından 24 yaşına kadar İzmir’de yaşamış birisi olarak o süreçte sesimi en iyi İzmir'in duyduğunu ve İzmir'i duymanın İzmir'in dediklerini yapmanın ne kadar doğru olduğunu bizzat deneyimlediğim süreç, bizi demokrasi mücadelesinin sonunda tarihi bir değişime getirdi. Arkasından yerel seçim gündemi vardı. Yerel seçimlerde tüm adaylar önemli. Seçimin bir sürü segmenti, seçimin sonuçlarına yapılacak yorumlardan önce seçimin kendisine nasıl baktığınız çok önemliydi.”
“ATATÜRK GENÇLERE EMANET ETMİŞTİ”
“Örneğin bu seçimden çok sayıda kadın belediye başkanıyla çıkmalıydık. Bu seçim gençlerin yerel yönetimlerde iddia koydukları, sorumluluk aldıkları ve kendileri ve kendileri gibi genç kadroları ülkenin yönetimine hazırlama imkanını buldukları görevlendirmeleri bekliyordu. Bunun yanında bir büyük başarı elde etmek lazımdı. Tabii karamsarlık vardı, öğrenilmiş çaresizlikten dolayı karamsar olmuş olanlar ve çok iyi niyeti olmayan, felaket çağıran karamsarlık vardı. Hepsine kulağımızı tıkadık çünkü karamsarlık bu kente bu ülkeye Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partiye yakışmazdı. Dedik ki bize bir anahtar lazım. 1980 darbesi olmuş, 80 darbesinden beri siyaset kalesinin başarı kapısını bir türlü açamamışız. Bu kapıyı açmamız ve bundan sonrasına umutla bakmamız lazım. Parti Meclisimizin yaş ortalaması 43, deneyimli büyüklerimiz var, yirmili yaşlarında çok iyi eğitimli cıvıl cıvıl gençlerimiz var. Parti Meclisinin herhalde en yaşlı beşinci üyesi falanım. Merkez Yönetim Kurulu kurduk yarısı kadınlardan yarısı erkeklerden oluşuyor. Türkiye'de eşit temsil hep konuşuluyor hep bekleniyor ama iktidar alanlarına baktığınızda insanlar onu görmediklerinde haklı olarak size inanmıyorlar. Bu kadrolara şöyle seslendim şakayla karışık, bir bakın bakalım Atatürk bu kalenin başarı kapısının anahtarlarını mutlaka bir yere koymuştur. 3 büyük kilidi 3 tarihi anahtar açtı. Bunlardan birincisi, partinin genel başkanıydım ama Gazi, Cumhuriyeti de partiyi de bana emanet etmemişti. Askerdi, Genelkurmay Başkanlarına emanet edebilirdi ya da başkomutanlara, onu tercih etmemişti. Ne cumhurbaşkanlarına ne milletvekillerine. Cumhuriyeti gençlere emanet etmişti. Bizim o koca kalenin koca koca kapısındaki kilitlerden ilkini gençler açtı.”
“AMERİKA İLE RUSYA’NIN TEKNOLOJİ SAVAŞLARI”
“İkinci kilit şu anda Avrupa'nın, dünyanın kelli felli ülkeleri kadın haklarında birbiriyle yarışırken ve biz de bu meseleyi biraz geriden ve utançla takip ederken onların hepsinden 40 yıl önce kadına seçme ve seçilme olanağı tanıyıp Türk kadınının bu hakkı elde etmesine fırsat veren Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ikinci anahtarı kadınlara güven diyerek bize emanet etmişti. O kilidi kadınlar açtı. Üçüncüsü tam da bu fuarın teması olan teknoloji, bilim ve bilimden yararlanma… Her ne kadar bugün Sophia’ya sarılmada Büyükşehir Belediye Başkanımızı biraz mütereddit gördüysem de burada ortaya koydukları vizyon fevkalade kıymetli. Gelirken İzmir Fuarının geçmişini düşünüyordum. Mutlaka dedim ki bu fuarın çağı yakalaması, teknolojiyi yakalaması, inovasyona AR-GE’ye yönelik çok önemli işlerin yapıldığı zemin yaratması ve bunun belki yıllara sari olarak Türkiye'nin çekim merkezi haline yeniden gelmesi önemliydi. Ben bu fuarda Amerika ile Rusya’nın teknoloji savaşlarına şahitlik yapmış birisiyim. Çocukluğumda gazetelerde haberler çıkardı, Rusya bu sene aya yolladığı kozmonotun kıyafetini getirecek, ayın etrafında dönen uzay aracını sergileyecek, Amerika öbür sene aydan taş getirirdi ayda yürüyen örümcek adlı aleti getirdi, ayda kenetlenen 2 uzay aracının parçalarını getirir İzmir’de kenetlerdi. Burada yarışıyorlardı. Bence İzmir hem Türkiye'deki hem dünyadaki yeriyle 40’larda, 60’larda, 70’lerde, 80’lerde yaptığını bugün yapacak olsa dünyanın en önemli teknoloji fuarı, dünyanın en araştırma geliştirme inovasyon konularında ya da şirketlerin kendi alanlarında mesela AR-GE departmanlarının yarıştığı alan haline gelebilir, bence gelmelidir. Bu potansiyeli, bu birikimi, bu vizyonu vardır. O açıdan bu senenin temasının böyle belirlenmiş olmasını da son derece önemsiyorum.”
“HASSAS BİR SÜREÇTİ”
“Biz 43 yaşındaki genç ekiple dedik ki üçüncü anahtar ölçme değerlendirme. Baştan sona her şeyi ölçmelisiniz. Mevcut belediye başkanlarımızın performanslarını, memnuniyeti ölçmeliyiz, beklentileri ölçmeliyiz. Daha önce partimizde partinin bütçesinin yüzde yarımı ayırdığımız ölçme değerlendirmeye bu sene bütçemizin altıda birini ayırdık seçim bütçesinin. 34 katlık farka denk geliyordu ve 355 bin ankette aday belirledik. Önce mevcutların memnuniyetine baktık. 355 bin anketle ya adaylarımızı yeniden adaylaştırdık ya da yerine gösterdiğimiz adayları anketlerle belirledik. Sonra 255 bin anketle onları sahada takip ettik. Bu kadar çok anket nasıl yapılır, nasıl denetlenir, manipüle edilir mi edilmez mi derken alanında deneyimli pırıl pırıl 6 kişilik bir ekip bir şartname hazırladı. Dediler ki anketleri biz yapmayacağız. Anketleri satın almayacağız. Anketlerin sorularını hazırlayacağız, istediğimiz verileri belirleyeceğiz, şartnameyi hazırlayacağız ve diyeceğiz ki buna uygun anket yapabilen firmalarla çalışacağız. Türkiye'de 20 firma çağrıldı, 12 firma geldi, sekizi yeterlilik aldı. İkisi süreçte elendi 6 firmayla hepsini yaptık. Peki kabul edilen şart neydi? Yapay zeka denetimi. Bunu söylediğimizde gülenler, alay edenler, yapay zekanın adayları diyenler falan oldu cayır cayır her yerde anket yapılıyor bütün Türkiye'de, yapay zeka bir köşede dinliyor. Buna izin veren, yapay zekanın dijital dinlemesine olanak veren firmalarla teknolojileri buna uyumlu firmalarla çalışıyor. Şöyle şeyler oluyor ilk başta, anket kolay, örnekler belli. Tutuyor tutuyor tutuyor sonra bir tane 18 - 25 yaş arası üniversite mezunu ya da üniversiteye giden kadın seçmen lazım. Arıyor tutturamıyor, arıyor tutturamıyor telefondaki kardeşimiz ve 42 yaşındayım diyen bir kadının yaşını 24 diye kaydediyor. O sırada yapay zeka anketi durduruyor, firmayı bize ihbar ediyor. Personeli firmaya biz söylüyoruz. Tekrar dinleniyor acaba 42 - 24 el mi karışmış diye. Bu kadar hassas bir süreçti.”
“YÜZDE 51 İLE KAZANDIK”
“Mesela Ege'de şimdi yapay zekanın başkanı diye arkadaşımızla alay etmesinler diye isim vermeyeyim kendi biliyor, hepimiz biliyoruz bir anket yapıyoruz bir ilçede anket yapılmış anketin başındaki arkadaş geldi efendim dedi yapay zeka anketi durdurmuş şu ilçemize. Ne yani? Listede olmayan birisinden yüksek frekans alıyormuş bunu ismen de sormalısınız diyor. Aradık ilçe başkanını, bu kişi kimdir dedik, dedi ki o bir önceki seçimde milletvekili adayımızdı. Çok genç, çok iyi herkes onu bekliyordu ama aday olmadı dedi. Belediye meclis üyeliğine aday olmuş. Dedik bir sorun bakalım, olmaz dediler ama ben de şöyle bir şey düşündüm yapay zeka şimdi Sophia bir şey istemiş de demin başkanım yokken biraz takıldım başkanıma ben tereddüt etmedim sarıldım başkanım Sophia’ya, dedim ki Sophia böyle bir şey söylemiş ne diyorsunuz? Dedi ki ya hiç düşünmemiştim ama bir sorun bakalım. Ankete sorduk ankette yüzde 48 o aday çıktı, başvurusunu aldık. Aday yaptık. Yüzde 51 ile seçimi kazandık.”
“KESİN KAZANDIĞIMIZ YERLERE GİTMEDİK”
“Şimdi o dönemde biz bunu söylediğimizde yapay zeka aday çıkarıyor işte çeşitli tartışmalar gülüşmeler oluyordu bunların hiçbirisini bir kenara koyamayız, yok sayamayız. Biz saymadığımız için seçim akşamı yaklaşıyor ben 3 gün önceden teşekkür konuşmasını düşünmeye başladım. İnanmayanlar vardı. Ertesi gününe felaket bekleyenler vardı ve biz sisteme sandıklar batıda da açıldıktan 45 dakika sonra bütün sandık görevlilerine gidecek bir mesaj yazdırdık. Eskiden şöyle mesajlar atmak zorunda kalmıştık, bilerek kötü haberler yayılıyor çok geride gösteriyorlar bizi. Aslında seçimi alabiliriz. Sakın sandıkları terk etmeyin. Bu sefer ölçme değerlendirmenin gücüyle yapay zekanın analizleriyle sahada yaptığımız son ölçümlerle hatta son 10 günkü miting programına tamamen ölçme değerlendirmeye göre kesin kazandığımıza gitmedik, kesin kaybettiğimize de gitmedik. Gittiğimiz yerde sorun ne, nasıl kazanırız onu gördük gittik onu konuştuk. Artvin'de oldu, Marmaris'te oldu, Edirne'de oldu. İzmir'in birçok ilçesinde oldu. Seçimlere 10 gün kala belediye başkanlarımıza güçlü mahallelerini, zayıf mahallelerini, hangi söylemin ikna edip kelime bulutunda büyük kelimeleri küçük kelimeleri hepsini yolladık. Seçim akşamı birileri felaket beklerken bizim önceden hazırladığımız SMS, bilgisayar sisteminde verilen komutla sandıklar açıldıktan 45 dakika sonra şu SMS gidiyordu. Birazdan tüm Türkiye'den çok iyi haberler alacaksınız. Sakın bunun mutluluğuyla görev yerinizi terk etmeyin. Son ıslak imzalı tutanağı teslim edene kadar sizden görevinizin başında kalmanızı istiyoruz. Sizler bizim demokrasi kahramanlarımız.”
“31 ADAYDAN 29’UNU SEÇTİRDİK”
“İşte meselenin kendisi bu. İster direnirsiniz, ister yararlanırsınız, ister inanmaz şaşırarak üzülürsünüz. İster inanır büyük bir zafere, büyük bir mutluluğa en baştan hazır ve ortak olursunuz. Benim karşımda bu zafere, bu mutluluğa inanmış İzmir'de gösterdiğimiz 31 adaydan 29’unun seçilmiş olmasının büyük mutluluğunu ben duyuyorum. Karşımda her birisi İzmir'e hizmet etmek için, vatandaşın güvenliği, kendi eğitimi sağlam belediye başkanlarım oturuyor. İzmir gibi bir kentte Cumhuriyet tarihi boyunca tüm partiler 6 kadın Belediye Başkanı seçtirmişti. Biz bu seçimde 8 kadın Belediye Başkanı seçtirdi. Karşımda oturuyorlar, hepsiyle gurur duyuyorum. İzmir’e her biri için ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Belediye Başkanı genç olur mu, şehrin emin kişisidir, sakalları beyazlamadan saçına ak düşmeden olmaz diyorlardı. 14 aday gösterdik yanarım yanarım Aliağa’da Çağatay’a yanarım. 13 tanesini seçtirdik 40 yaş altı genç adaylarda. Şimdi onlar her birisi birbiriyle dayanışarak rekabet edeceklerse pozitif anlamda birbirlerinin gelişimine katkı sağlayacak şekilde Cemil Tugay’ın süreç analizinde, gerçeği görmede, teknolojiden yararlanmada, sürdürülebilir belediyecilik çalışmalarında Türkiye’nin en iyisi olan Cemil Tugay’ın İzmir’de de en iyisini yapacağına, bu takıma kaptanlık yapacağına olan inancımı bir kez daha ifade ederek bu kentin bundan sonra çok başka noktaya doğru gideceğine inanıyorum.”
“İZMİR’DE BORÇLUYUZ”
“Biz bu kentte borçluyuz. İzmir şüphesiz verdiği destekle yaptığı katkıyla en iyisini hak ediyor, en iyisini beklemeyi hak ediyor. İzmir seçmeni hiç şüphesiz notu en kıt seçmen çünkü en iyi öğretmen o. En iyisini o veriyor, en iyisini o öğretiyor, en zor günde sahip çıkıyor, eğiliyor, bükülmüyor teslim olmuyor sonra en iyisini istiyor. O yüzden geçmiş dönemlerde evet çok iyi işler yaptık ama belli bir dönem İzmir bizden ne istiyor? İzmir ne bekliyor? Bu insanların gerçek derdi ne? Ya da esas çok standart taleplerini yerine getirmeden bambaşka vizyonlar peşinde koşmadan orada bir başka rıza üretmek lazım değil mi meselesi şimdi anlaşıldı. Bu sefer adaylara bakan İzmirli anladı. Kimin görevine devam ettiğine, kimin etmediğine bakan İzmirli iyi niyeti, çabayı ve ölçme değerlendirmenin kendi duygularını, kendi taleplerini doğru ölçtüğünü gördü. Şimdi bu duygudaki bu insanlara hak ettiğini verme zamanı. Elbette başlangıçlar zordur. İlk aylar zordur ama ben çok iyi niyetli ve çok gayretli bir çabayı tüm belediye başkanlarımızda görüyorum. Onlara bu sefer oy verin demiyorum onların kente en iyi hizmet yapabilmeleri için projelerinin gayretlerinin ve ihtiyaç duydukları kamuoyu desteğinin sizin tarafınızdan sağlanması bu kente devrimi yaşatacak, bu kentte çağ atlatacak. O birikiminde, o eğitimde, o vizyonda ve o kararlılıkta arkadaşlarımız bugün bizlerle birlikteler.”