|
Tweet |
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in başkanlığında Antalya'nın Manavgat ilçesindeki bir otelde 3 gündür süren CHP TBMM Grubu 28'inci Dönem 1. Çalışma ve Değerlendirme Toplantısı sona erdi.
CHP Grup Başkanvekili Burcu Köksal, yerel seçimler için 90 milletvekilinin bu hafta 40 ilde aday adaylarıyla mülakat yapacaklarını ve halkla görüşeceklerini söyledi. Köksal, toplantı sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada, toplantıda kurultay süreci, meclis gündemi ve bütçe çalışmalarına ilişkin değerlendirmeler yaptıklarını belirtti.
Dünkü toplantıda 37 milletvekilinin söz alarak görüş ve önerilerini bildirdiğini anlatan Köksal, şunları söyledi:
"Yargı krizine ilişkin Genel Başkan Yardımcımız Gökçe Gökçen'in sunumu yapıldı, atacağımız adımlarla ilgili milletvekili arkadaşlarımızın görüş ve önerileri alındı. TBMM Genel Kurulu'nda 21 gün 500 saat süren bir adalet nöbetimiz vardı, o adalet nöbetini sonlandırarak bu toplantıya geldik. Yargı kriziyle ilgili önümüzdeki süreçte CHP olarak nasıl bir adım atacağımıza ilişkin kararımızı da kısa sürede vermiş olacağız."
AA'da yer alan habere göre, toplantıda gölge kabine üyeleri ile milletvekillerinin çalışmalarına ilişkin de kararlar alındığını bildiren Köksal, her açıdan faydalı ve verimli bir toplantı gerçekleştirdiklerini kaydetti.
Genel Başkan Özgür Özel'in başkanlığında yerel seçim mücadelesini kamptan sonra topyekun başlatacaklarını anlatan Köksal, sözlerini şöyle sürdürdü:
"90 milletvekili arkadaşımız bu hafta 40 ile görevlendirilecekler ve bu 40 ilde, ilçelerinde, kasabalarında, aday adayı olan arkadaşlarımızla mülakatlar yapacaklar. Örgütümüzle, sivil toplum örgütleriyle, kanaat önderleriyle, halkla görüşerek en doğru adayın tespiti açısından ellerinden geleni yapacaklar. Daha sonra geri kalan illerimize de aynı şekilde milletvekili görevlendirmelerimiz devam edecek. Milletvekillerimiz, belediye başkan adaylarının belirlenmesi sürecinde belli standartlar dahilinde bu mülakatları yapacaklar."
Köksal, toplantıda mülakat kriterleriyle ilgili de milletvekillerinin bilgilendirildiğini söyledi.
CHP olarak amaçlarının yerel seçimde en fazla belediyeyi kazanmak ve en fazla oyu alabilecek bir mücadeleyi sürdürmek olduğunu dile getiren Köksal, şunları kaydetti:
"Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce Erdoğan 'muhalefetin adayı kim?' diye soruyordu. Şimdi bugün yerel seçim yaklaşırken İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin gibi büyük şehirlerde bırakın kazanmayı Cumhuriyet Halk Partisi adayların karşısında 'daha az nasıl fark yiyebilirim' şeklinde aday belirlemeye doğru evrildiğini görüyoruz Erdoğan'ın. Ve şunu söylüyoruz. 31 Mart akşamı Erdoğan çok üzülecek. Çünkü bizim elimizden 11 büyükşehri alamayacağı gibi biz AKP'nin elinde bulunan belediyeleri de alacağız ve Cumhuriyet Halk Partisine tarihi bir zaferle yerel seçimlerden çıkacağız. 1 Nisan'da Türkiye'de her şey çok güzel olacak."
"İSTANBUL'UN ÜSTÜNDE BİR HELİKOPTER UÇMUYOR ARTIK"
İstanbul’un üstünde bir helikopter uçmuyor artık. Tayyip Bey bundan rahatsız. O helikopterin içinden aşağıya bakıp da kupon arsaları Katarlılara, Suudi Araplara, Birleşik Arap Emirliklerine pazarlayan, rezerve eden birisinin helikopteri uçmuyor. O ondan rahatsız, halk da bizden razıdır. Herkes bunu böyle bilsin.
Bundan sonraki süreçte CHP’nin, Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni koruyacağına, belediye sayısını bunun çok daha üstüne çıkaracağına hepimiz inanıyoruz. Sayın il ve ilçe başkanlarımızla yaptığımız toplantılarda aldığım izlenim, Antalya’da tarihin en büyük yerel seçim zaferlerinden birine hazırlandığımız yönündedir. Örgütümüze kolay gelsin. Antalya’daki belediye başkanlarımızı, Antalyalılara arz edeceğimiz halkçı belediye başkan adaylarını şimdiden Antalyalılara emanet ediyorum.
Manavgat’ta olmanın ve bulunmanın bir başka önemi var. Burada 300 binden fazla 5 yıldızlı otel yatağının bulunduğu bir ilde ve bunların yarısından fazlasının bulunduğu bir ilçedeyiz. Şüphesiz dünyada yaz turizminin bu kadar yoğun yaşandığı bir başka yer yok. Antalya’da, Türkiye’nin dört bir yanından da Antalya Manavgat’a gelmiş çok sayıda turizm emekçisi için yazın iş, kışın işsizlik demek. Bununla ilgili çok önemli çalışmalar yapıyoruz. Önümüzdeki dönem tüm Türkiye’de bu konu ile ilgili alınması gereken önlemleri ilgili bakanlıkların bütçelerinde tartışacağız. Ancak Manavgat Belediyesi, özellikle Belediye Başkanımız, Şükrü Başkanımız; bu konuyu özellikle gündemde tutan, Antalya’da inanılmaz bir olanak yaratan sağlık, spor ve kış turizmi için Uzunalan bölgesine kış turizmini de canlandıracak bir büyük projeyi sürekli gündeme getiriyordu. Ancak Uzunalan bölgesindeki 3 bin 600 dönümlük arazinin dörde bölünmesi ve üzerinde bakanlık tarafından yapılan plan değişiklikleri ile buranın birilerine peşkeş çekilmesi gündemde.
“BU İŞİN İÇİNDE MEVCUT BAKANIN DOĞRUDAN İLİŞKİLİ OLDUĞUNU BİLMEYEN YOK”
Dün Manavgat meydanından Tayyip Erdoğan’a seslendik. Bir kez daha söylüyoruz, AK Partilisi, MHP’lisi ve tüm muhalefet partilerinin hem yöneticileri hem sivil toplumdaki meslek örgütlerindeki oda başkanları, hangi siyasi görüşten olursa olsun bu Uzunalan’ın Manavgatlıların yararına kullanılmasını… 4 parsel halinde peşkeş çekilmesini kınıyorlar. Hukuk mücadelesi veriyorlar. Onlar hukuk mücadelesini kazanıyor, ilgili bakanlık bir kez daha değişiklik yapıyor. Bu işin içinde iki bakanın, birisi şu anda geçmiş dönemde bakan olan ve şimdi bakan olan birisinin, bir de mevcut bakanın doğrudan ilişkili olduğunu bilmeyen yok. Eğer Tayyip Erdoğan bunu bilip de susuyorsa, Manavgat’ın kanını emen vampirlere ortaktır, bilmiyorsa pazartesi günü gereğini yapıp yapmayacağını hep birlikte takip edeceğiz.
Limon, portakalın dalında kaldığı; yüksek maliyetlerden dolayı toplanamadığı, toplansa da nakliye masraflarında dolayı pazarlanamadığı bir süreçteyiz. Bununla ilgili Hatay’daki sıkıntıyı CHP’li büyükşehir belediyeleri çözüyor. Ancak Toprak Mahsulleri Ofisi’nin devreye girmesi ve bir an önce bu narenciye üreticisinin sorunlarını çözmesi gerekiyor. Bunu dikkatle takip edeceğiz.
Pasaportumuzun para karşılığı birilerine peşkeş çekilmesinden duyduğumuz rahatsızlığı geçtiğimiz yıllarda hem ben, hem de milletvekillerimiz defalarca ifade ettiler. 250 bin dolardı, şimdi 400 bin dolar. Reklam yapıyorlar, vatandaşlık hediyeli, Türkiye pasaportu hediyeli daire diye. Bu çılgınlık Antalya ve Muğla’da ev fiyatlarını çok yukarı çektiği gibi, kiraları da katlanamaz, erişilemez noktalara getirdi. Bu şehrin memurları var, bu şehre tayin olan polisler var, infaz koruma memurları, öğretmenler var. Bu şehrin geliri kendine göre esnafları ve orta direği var. Ancak bu kiralar bu insanları bunaltmaktadır. Özellikle şunu söylüyoruz, önümüzdeki bütçe görüşmelerinde dile getireceğiz, dile getireceğim. İstanbul, İzmir, Muğla, Antalya gibi kiraların çok yüksek olduğu yerlere tayin edilen memurlara devlet, dişe dokunur kira desteği vermelidir, mademki lojman yok. Bu yüksek kiralara karşı, bu vatandaşlık satışları derhal dondurulmalı, yeni konut stokları üretilmeli, bu kiracıları çok zor durumda bırakan ve artık bir ay evi olmayan kimsenin normal geliri ile ev alma umudu kalmadığı buz düzlemden Türkiye bir an önce kurtarılmalıdır.
“ÇATLAMAYA DEVAM EDECEKSİNİZ”
Turizm Bakanı, CHP’li belediyelere bir iftira attı ve yalan attı ve halkı doğrudan kandırdı. Bunu düzeltmek boynumuzun burcu. Diyor ki, ‘CHP’li belediyeler arıtma konusunda hassa değil.’ Külliyen yalan. CHP’nin hem çevreci tutumuna hem kent yönetim anlayışına birebir tezat. Arıtma, atık su yönetimi dediğiniz mesele CHP’li belediyelerin Türkiye’de öncülüğünü yaptığı bir meseledir. Ama anlattığı şu: Antalya’da, Muğla’da arıtma yapmıyorlar, devlet olarak ben yapıyorum. Antalya’nın nüfusu 2,6 milyon. Antalya’ya 1 yılda 16 milyonu yabancı, toplam 26 milyon turist geliyor. Devlet Antalya ve Muğla belediyelerine kış nüfusuna göre katkı sağlıyor. Manisa, Kayseri’ye yaptığı katkı gibi. Manisa’ya 1,5 milyon için yaptığı katkıyı, Antalya’ya 2,5 milyon kişi için yapıyor. Vergiyi 2,5 milyon kişiden topluyorsun, atık su parasını 2,5 milyon kişinden topluyorsun, 26 milyonun atık suyunu gidermen ya da arıtmasını yapman lazım. Nasıl olacak bu iş? Bu noktada elbette bu kadar turist geliyorsa, sen turist başına aldığın vergiyi merkezi yönetime alıyorsan, sırf CHP’li belediyeler güçlenmesin diye. 26 milyon kişinin arıtmasın kim yapacak, elbette devlet yapacak. Ama ne yapıyorlar, at bakalım şuraya imzayı yoksa arıtmayı yapmam. CHP’li belediyelere 25 yıllık atık su bedelini merkeze çekme karşılığında arıtma yapıyorlar. 5 yılda kendini amorti ediyor, 20 yıl Antalyalının vergisini Ankara çalıyor. Antalya’ya hizmet edilmesin. Muğla’ya hizmet edilmesin diye. Bu hakkaniyet değildir, bu yalanın altında ben kalmam ama bu bakan kalır. Onu atayan Cumhurbaşkanı kalır. Ama bir gerçek var, neyi görüyorlar? Daha 25 yıl bu güzelim beldeleri, bu milletin bizim partimize yönettireceğini görüyorlar. Gelirlerine şimdiden el koyarak, Antalya, Muğla, İzmir’i şimdiden cezalandırıyorlar. Hapırsanız da köpürseniz de iyi yönetiyoruz, çalışkanca yönetiyoruz, biz yönetmeye siz de çatlamaya devam edeceksiniz.