|
Tweet |
CHP Sözcüsü Deniz Yücel, “Bu ülke böyle bir ekonomik kriz, böylesine bir ekonomik buhran görmedi. Ülkece fakirliği iliklerimize kadar hissediyoruz. Vatandaş sebze meyveyi tek tek alır hale geldi. Yarım bardak çay, yarı fiyatına bayat ekmek satılıyor. Vatandaş pazar yerlerinden çürük meyve sebze topluyor. Açlık sınırı 15 bin lira, yoksulluk sınırı 49 bin lira. Ama Erdoğan hala utanmadan ‘Alternatifiniz benim’ diyebilme yüzsüzlüğünü gösterebiliyor. Sayın Erdoğan, bu ülkedeki mutsuzluğun sebebi sensin. Bu ülkede et yiyemeyen, süt içemeyen, protein alamayan çocukların sebebi sensin. İntihar eden gençlerin, ana-babaların sebebi sensin. Depremden kurtulup yardım eli uzatılmadığı için hayata tutunamayanların, göstere göstere gelen felaketin sebebi sensin. Sayın Erdoğan. O yüzden sen kimseye, hele ki CHP’lilere alternatif olamazsın” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Parti Sözcüsü Deniz Yücel, parti genel merkezinde MYK gündemine ilişkin düzenlediği basın toplantısında, "Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak; gençlerin umutlu, çocukların mutlu, vatandaşlarımızın insan onuruna yaraşır, güvenli kentlerde huzur içinde yaşadığı, gelirin hakça ve adilce paylaşıldığı bir Türkiye için mücadele ediyoruz. Biz kentlerimizi emirlerle, talimatlarla ve dayatmalarla yönetmeyeceğiz. Kentlerimizi, o kentte yaşayan yurttaşlarımızla birlikte yöneteceğiz. Her yurttaşımızın, belediye hizmetlerinden eşit şekilde yararlanmasını sağlayacağız." diye konuştu.
Değerli arkadaşlar, geçtiğimiz günlerde partimizin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri, “Türkiye Varlık Fonu 2022 Raporu” hazırladılar. Raporda, içerisinde kamu bankalarından THY’ye, BOTAŞ’tan ÇAYKUR’a kadar birçok devasa kurumu barındıran Türkiye Varlık Fonu’nun denetiminin yetersiz olduğu ifade edildi. Kurumların neden milyarlarca lira zarar ettiğinin araştırılmadığı; Türkiye Varlık Fonunun tamamen Cumhurbaşkanına bağımlı hale getirildiği ve Fonun, Hazine ile ilişkisinin açık ve şeffaf olmadığı söylendi. Türkiye Varlık Fonu kara bir delik, ne denetimi var, ne de yuttuğu miktar belli. Düşünün: Bir çeşmenin başını tek adama bağlamışlar, tek adam kana kana içiyor, paşa gönlünden geçene içiriyor, ülke ise açlıktan ve susuzluktan kırılıyor. İşte Türkiye Varlık Fonu buna benziyor.
Değerli basın mensupları, Cumhurbaşkanı Erdoğan emeklilere verilen bayram ikramiyelerinin 3 bin lira olacağını söyledi. “Bütçeyi zorladık” masallarını anlatırken hiç utanmadı. Emekli ikramiyesi sadece ve sadece 1000 lira artırıldı. Gerçekten emeklilerle dalga geçiyorlar, emeklileri yok sayıyorlar. Ancak unuttukları bir şey var. Marketlerdeki fiyat artışlarını, sağlık harcamalarındaki artışı, faturalardaki artışı en iyi gören ve tahlil eden kesim emekliler. Yani emekliler neyin, ne kadar olduğunu çok iyi biliyorlar. Emekliler dini bayramlarda ödenen bayram ikramiyesi ile 2018 yılında küçükbaş kurbanlık alabiliyordu. Bu yıl ise sadece 6-7 kilo et alabilecekler.
Bakın bu hükümet, kendine yakın gördüğü vakıflara para buluyor, Suriyeliler için kaynak bulabiliyor, şatafatlı gezilere ve törenlere para ayırabiliyor. Her gün çakarlı araçlarla şov yapacak, şehir turu atacak kadar bol para var. Ama iş emekliye gelince para yok. Bu koşullarda emeklilere asgari ücret kadar ikramiye vermek zor olmasa gerek. Sadece, Saray’ın ampullerini yarı yarıya azaltsalar, binlerce emekliye kaynak bulabilirler. Sorun da bu zaten, kaynak var ama bu kaynağı emeklilere harcamak istemiyorlar.
Bir kez daha hatırlatıyoruz, en düşük emekli maaşı, asgari ücret düzeyine çekilmeli, bayram ikramiyeleri de bu oranda iyileştirilmelidir. Bu ülke böyle bir ekonomik kriz, böylesine bir ekonomik buhran görmedi. Ülkece fakirliği iliklerimize kadar hissediyoruz! Vatandaş sebze meyveyi tek tek alır hale geldi! Yarım bardak çay, yarı fiyatına bayat ekmek satılıyor! Vatandaş pazar yerlerinden çürük meyve sebze topluyor. Açlık sınırı 15 bin lira, yoksulluk sınırı 49 bin lira. Ama Erdoğan hala utanmadan, alternatifiniz benim diyebilme yüzsüzlüğünü gösterebiliyor! Sayın Erdoğan; bu ülkedeki mutsuzluğun sebebi sensin! Bu ülkede et yiyemeyen, süt içemeyen, protein alamayan çocukların sebebi sensin. İntihar eden gençlerin, ana babaların sebebi sensin. Depremden kurtulup yardım eli uzatılmadığı için hayata tutunamayanların, göstere göstere gelen felaketin, intihar eden gençlerin, ana babaların sebebi sensin. Depremden kurtulup yardım eli uzatılmadığı için hayata tutunamayanların sebebi sensin. Ve kevgire dönen sınırlarımızdan, elini kolunu sallaya sallaya yurda giren ne idüğü belirsiz kişilerin sebebi sensin. 22 yıldır yürüttüğün kin ve nefret dolu siyasetinle toplumun ruh sağlığının bozulmasının, yaptığı iyiliğe yenilen taksicinin, şiddetin bu kadar normalleşmesinin sebebi sensin Sayın Erdoğan. O yüzden sen kimseye, hele ki Cumhuriyet Halk Partililere alternatif olamazsın.
Değerli basın mensupları, Genel Başkanlarından feyz aldıkları çok belli olan AKP’li Belediye Başkan Adaylarının seçim çalışmalarına şöyle bir göz atalım. Vatandaşa ağza alınmayacak küfürler eden mi ararsınız, vatandaşa el hareketi çeken mi ararsınız? Görüyoruz ki anlatacak vaatleri olmadığı için yerel seçim çalışmalarını bu şekilde yürütüyorlar. AKP’nin Niğde Hacıabdullah Beldesinin Adayı, konuşması sırasında devletin jandarma komutanına hadsizce, ağza alınmayacak küfürler etti. İnanılır gibi değil ama AKP’nin Balıkesir Bandırma Adayı tarla fiyatları üzerinden tartıştığı vatandaşa el hareketi çekti. AKP’nin Konya Cihanbeyli Adayı, vatandaşlara hitap ederken küfür etti. Bu nezaketsiz, saygısız, halkına ve milletine üstten bakan, üst perdeden konuşan siyaset anlayışına son vereceğiz.
AKP'nin 22 yıllık iktidarları boyunca en fazla tahribat yarattığı alanlardan biri de hukuk oldu değerli arkadaşlar. Bugün ülkemiz, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının ciddi bir şekilde yara aldığı, millet iradesinin yok sayıldığı, Anayasa'nın ve Anayasa Mahkemesi kararlarının yok sayıldığı bir ortamda yerel seçimlere gidiyor. Hal böyleyken meclis gündemine bir yargı paketi daha geldi. Kamuoyunda 8. Yargı paketi olarak bilinen bu teklif, Anayasa'ya aykırılıklar içeren, yasa yapma tekniği açısından yanlış ve içerik olarak da yetersiz bir teklif. Yargıdaki sorunları çözmüyor, ama AKP ısrarla bu tekliflere "yargı reform paketi" diyebiliyor. Bakın yargıda "reform" iddiası ile ilgili 7 kanun teklifi şimdiye kadar bu mecliste yasalaştı. Ekim 2019'dan Mart 2023'e kadar gelen 7 yargı reform paketi, esasen yargıda reformu hedeflemiyordu. Zaten öyle olsaydı; Dünya Adalet Projesi (WJP) - 2023 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’ne göre, ülkelerin hukukun üstünlüğüne bağlılıklarının ölçüldüğü raporda, 142 ülke arasında Türkiye, 117’inci sırada yer almazdı.
İktidarın istekleri doğrultusunda istatistik açıklayan TÜİK’in “Yaşam Memnuniyeti Araştırması” sonuçlarına göre Türkiye’de yaşayan nüfusun yüzde 40’ı, yasaların herkese adil ve tarafsız olarak uygulanmadığını düşünüyor. Dikkatinizi çekerim TÜİK verisinde bile bu oran yüzde 40’lardaysa gerçek oranı siz düşünün. Demek ki “reform” diyerek süsledikleri bu yargı paketleri hiç bir işe yaramamış. Yargıtay’ın Anayasa’ya darbe niteliğindeki girişimlerine ve meclise talimat verme girişimlerine karşı bu hadsizliğe ses çıkarmayıp, hatta bunu alkışlayan AKP’nin “yargıda reform” çıkışı elbette inandırıcı değil. Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği pek çok maddeyi, iptal gerekçeleri yerine getirilmeden, yeniden meclise getirmek Anayasa Mahkemesini yok sayan AKP'ye yakışırdı, AKP de kendine yakışanı yaptı. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, reformun r'sinin bile olmadığı bu teklifle ilgili itirazlarımızı komisyonda olduğu gibi genel kurulda da dile getireceğiz.
CHP Sözcüsü Yücel, şunları söyledi: