|
Tweet |
AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen AK Parti “Özümüzden Geleceğe Türkiye Buluşmaları” Programında konuştu. ,
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti “Özümüzden Geleceğe Türkiye Buluşmaları” programında yaptığı konuşmada, “Türkiye, büyük bir ülkedir. Türkiye, 2 bin 300 yılı aşan köklü birikimiyle tecrübeli bir devlettir. Türkiye, 85 milyon vatandaşıyla bölgesinin istikrar ve güven kaynağıdır” dedi.
Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:
"8.Büyük Olağan Kongremiz, milletimizin partimizden taleplerinin hayata geçirildiği ana zemin olacaktır. Kongre sürecimizi tazelenmenin, yenilenmenin, bununla birlikte büyük bir kucaklaşmanın vesilesine dönüştürmek arzusundayız. AK Parti'nin ufkuna, vizyonuna sahip, dürüst, çalışkan, donanımlı, millet, memleket sevdalısı yeni isimlerle kadrolarımızı tahkim ve takviye edeceğiz.Makamlar, rütbeler, koltuklar değişebilir ama AK Parti'nin temsilcisi olduğu kutlu dava ilelebet payidar kalacaktır. Biz çıkar birliği değil kader birliği yapmış bir partiyiz.
Biz iktidar ve muhalefet arasındaki diyalog zeminini genişletmek için uğraştıkça gerilimden beslenenler engel olmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Muhalefet parti içi mücadele içinde. 4 yıl sonra yapılacak seçimler için şimdiden kavgaya tutuştular.
Dünyanın gözü önünde 50 bine yakın insan katledildi. Ne yaparlarsa yapsınlar Gazze halkının direniş zeminini kıramadılar. Gazzeli kardeşlerimiz tüm imkansızlıklara rağmen ümmetin yüz akı olarak 364 gündür siyonist işgalcilere karşı kahramanca direniyor.Uluslararası platformda Filistin halkının sesi, savunucusu olan biziz. İlk gün nerede duruyorsak bugün de aynı yerde dimdik duruyoruz. İsrail'e karşı ekonomik tedbir uygulayan yegane devlet biziz.
Yemen, İran, Suriye sadece birer bahanedir. İşgal politikasını meşrulaştırmak için İsrail her gün yeni bir bahane üretmektedir. İçimizdeki bazı kalemşörler gerçekleri gizlemeye çalışsalar da Netanyahu ve çetesine dur denilmezse bu yayılmacı politikanın nereye varacağını bizler tahmin ediyoruz.Tüm tedbirlerimizi buna göre alıyoruz.Türkiye büyük bir ülkedir. İslam dünyası olarak İsrail'e yönelik tedbir almadığımız her gün kan deryası daha da büyüyecek."
FİLİSTİN BAYRAĞINA DAHİ TAHAMMÜL EDEMİYORLAR
İsrail'in Lübnan'a başlattığı saldırılar sonrasında en güçlü tepkiyi veren ülkelerden birinin Türkiye olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İsrail hükûmetinin tüm bölgeyi kan gölüne çevirmeyi amaçlayan kirli planlarını gören, deşifre eden, sonuçlarıyla ilgili tüm insanlığı uyaran yine Türkiye'dir. Artık akıl ve basiret sahibi herkes şu gerçeği görüyor; Dini fanatizmle hareket eden mevcut İsrail yönetiminin niyeti bellidir, hedefi bellidir. Neyi gerçekleştirmek istediği çok net bellidir. Batılı güçler ise bunların asıl niyetlerini çok iyi bildikleri hâlde Holokost utancından dolayı Netanyahu ve katliam çetesine seslerini çıkaramamaktadırlar" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıllardır özgürlüklerden bahsedenlerin, Filistinli çocuklar için toplanan göstericilere nasıl davrandıklarını herkesin gördüğünü belirterek, "Bırakın Filistinli mazlumların hakkının savunulmasına izin vermeyi, Filistin bayrağına dahi tahammül edemiyorlar. Terör örgütlerine gelince, 'protesto hakkı kutsaldır' diyerek başkentlerinin en geniş meydanlarını açanlar, söz konusu Filistin olunca, Gazze'de katledilen 50 bine yakın masum olunca, faşizmin en nobran hâlini uyguluyorlar. On yıllardır savunageldikleri değerleri İsrail uğruna, İsrail'in katliamlarını örtmek uğruna sadece 1 senede bizzat kendi elleriyle itibarsız hâle getirdiler" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'in yayılmacı politikalarına dikkati çekerek şunları kaydetti: "Tıpkı geçen yüzyılın başında olduğu gibi, coğrafyamızda sınırların kanla çizilmesine yönelik sinsi bir plan uygulamaya konulmuştur. Hamas sadece bir bahanedir. Hizbullah sadece bir bahanedir. Yemen, Suriye, İran sadece birer bahanedir. İşgal ve istila politikasını meşrulaştırmak için İsrail hükûmeti her gün yeni bir mazeret üretmektedir. İçimizdeki bazı İsrail dostları, bazı siyonist muhipleri, bazı kalemşorlar her ne kadar gerçekleri gizlemeye çalışsa da şayet durdurulmazsa, Netanyahu ve çetesine 'dur' denilmezse, bu yayılmacı politikanın nereye varacağını bizler tahmin edebiliyoruz