|
Tweet |
Ekrem İmamoğlu tutuklanmasından 19 ay sonra savunma yaptı
İmamoğlu, savunmasının başlangıcında, avukatların, ailelerin ve basının büyük bir baskı altında olduğunu belirtti.
"Bu sürecin her aktörünü, her muhatabını tarih yazdı, günü geldiğinde ilgili herkesin yüce Türk yargısı önünde hesap vereceklerini biliyorum" dedi.
Tutuklular salona girerken alkışlarla karşılandı; "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" sloganları atıldı.
Duruşmaya damga vuran konulardan biri Halk TV'ye kayyum atanması ve yayınlarının durdurulması oldu.
"Özgür basın özgür Türkiye" sloganı atılan bir diğer slogandı.
'Vurgunlarınızın üstünü örtmeye çalışıyorsunuz, vazgeçin'
Ekrem İmamoğlu savunmasında Halk TV'ye yapılan baskına da değindi.
Halk TV'nin sahibi Cafer Mahiroğlu ve kanal çalışanı gazetecilerin yanlarında olduğunu söyleyen İmamoğlu, kanala kayyum atanması ve yayınlarının durdurulmasının savunmasının başladığı güne denk gelmesini ironik bir şekilde "tesadüf herhalde" şeklinde değerlendirdi.
AKP'ye çağrı yapan İmamoğlu, "Ülkeyi operasyon cumhuriyetine çevirerek vurgunlarınızın üstünü örtmeye çalışıyorsunuz, vazgeçin" dedi.
Ana muhalefet partisine "ısmarlama davalar açıldığını, 500 bin insanın hapiste olduğunu ancak bunun ne enflasyonu ne mutfak giderlerini ne kiraları düşürdüğünü, yoksulluğun, açlığın, umutsuzluğun giderek arttığını" söyleyen İmamoğlu, "25 yılda varılan yerin adı ne yazık ki vurgun düzenidir" diye konuştu.
19 Mart 2025'te gözaltına alınmasıyla başlayan sürecin halka iki yılda 250 milyar dolara, mutlak butlan kararının ise 18 milyar dolara mâl olduğunu söyledi.
Fon krizinin halka 107 milyar dolara mâl olduğunu belirten İmamoğlu, "Denetimsizliğin faturası milletin önüne koyuldu. Ne yapacaklarını şaşırdılar. Çünkü iç içeler, akrabalar, birlikte karar aldılar" diye konuştu.
Fon yolsuzluğu ile suçlandığını söyleyen İmamoğlu, "Hesaplarımızı aylarca didik didik ettiler, eşleri, çocukları gözaltına aldılar, kuyular açtılar, evleri aradılar. Tek bir kuruş bulamadılar" dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:
"Gerçek fon hepimizin gözünün önündeymiş. Beni yolsuzluk fonu kurmakla suçladılar, milletin parasını çaldılar. Beni örgüt kurmakla suçladılar, esas örgütü onlar kurdular.
"Asrın fon vurgununda olan siyasiler, akrabaları, bürokratlar, eşleri, dostları kimlerdir? Millete bu soruların cevabını verin."
31 Mart 2019 yerel seçimlerinden bu yana yaşanan süreçlerin maliyetinin 577 milyar dolar olduğunu belirten İmamoğlu, "Bu parayla beş yılda bu ülkede tek bir evin bile yıkılmasını ortadan kaldırmak mümkün. Ama aklı fikri bende, yazıklar olsun, ben 12 metrekaredeyim" ifadelerini kullandı.
'Devlet bir ailenin olsun diye çalışılıyor'
Aranın ardından "Devlet önce bir partinin devleti yapıldı. Şimdi ise bir ailenin olması için çalışılmaktadır" diyen İmamoğlu, iktidarın "rakiplerinden kurtulmaya çalıştığını" söyledi.
İmamoğlu yargı bağımsızlığının kalmadığını savunarak, "Adaletsizlikle iktidarda kalacağını düşünenler adaleti, iktidarı, devleti çökertirler" ifadelerini kullandı.
"Faşizm bir gecede gelmez, ekonomik krizin içinde büyür. İlk hedefi her zaman örgütlü toplumdur. Önce sendikalar sonra muhalefet partileri en sonunda ise düşünen her insan hedef olur" diye konuştu.
Bugünkü Türkiye'nin "rekabetçi otoriterlikle" yönetildiğini, "totaliter rejime" doğru gidildiğini ifade eden İmamoğlu, "Tek sesli basın, bağımlı yargı, işlevsiz meclis... Bu millet buna boyun eğmedi, eğmeyecek" dedi.
İmamoğlu "Milletimiz lidersiz kalmayacaktır" ifadelerini de kullandı.
Mutlak butlan kararıyla CHP'nin kurultayının iptal edilmesine de değindi ve ismini anmadan Kemal Kılıçdaroğlu'na şu sözlerle yüklendi:
"İktidar, güdümündeki yargıyı kullanarak ana muhalefet partisine çökmüştür. Bu görevi de butlan kararıyla koltuğa oturtulan bir şahsa vermiştir. O şahıs 21 Mayıs darbesinin işbirlikçisidir."
Sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir demokrasiyi öldürmenin üç yolu vardır. Hakemleri ele geçirmek, oyuncuları oyundan atmak, oyunun kurallarını değiştirmek. Biz, bu üçünü de yaşadık.
"Hakimler, yargı ve seçim kurullarıdır. Oyuncular adaylar, liderler, partiler, belediye başkanlarıdır. Kurallar ise anayasa ve meclistir."
'Kitabımdan korktular'
Tutuklu eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın hâlâ cezaevinde olmasına da değinen İmamoğlu, "Onun kurup büyüttüğü sofrayı, gerçekleştirdiği anlayışı Edirne'de tutsak etmeye çalışan bir zihniyetin, bu ülkeyi barışı getirme şansı yoktur" ifadelerini kullandı.
İmamoğlu savunmasını yazdığı kitabın basılamadan toplatılmasını da eleştirdi.
Polisin "usulsüz ve bandrolsüz kitap basıldığı" iddiasıyla basımı durdurduğunu, ancak matbaada yapılan aramada kitaplara yapıştırılmak üzere yasal yollarla temin edilmiş 22 bin bandrol bulunduğunu belirten İmamoğlu, bunun ardından soruşturmanın bandrolsüz kitap basımı iddiasından kitabın içeriğine yöneldiğini söyledi.
"Kitabımdan korktular çünkü o kitap düzmece bir davanın iç yüzünü ortaya koyuyordu. Hukuk görünümlü bir siyasi zorbalığı kanıtlıyordu" dedi.
Duruşma öncesi gündem Halk TV
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, duruşma öncesi mahkeme önünde gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Halk TV'ye kayyum atanmasına tepki gösterdi.
Halk TV'nin yayınının İmamoğlu'nun savunmasının başlayacağı gün durdurulduğuna dikkati çeken Özel, "Ekrem Bey 580 gün sonra, herhalde 589 gün sonra, savunma hakkını kullanacak. Bu sabah Halk TV'yi kapatıyorlar" dedi ve ekledi.
"Bu iktidarın tükenmişliğinin, çaresizliğinin ve acziyetinin göstergesidir."
Özgür Özel kayyum kararının sermaye piyasalarında türbülansa neden olan fon krizinin tartışıldığı bir döneme denk geldiğini de hatırlattı:
"Daha dün şunu gördük: İktidar seçmeni muhalefet televizyonlarını ilk kez bu kadar yüksek izliyor. Neden? Olan bitenden rahatsız."
Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de, Halk TV'ye kayyum atanmasıyla ilgili tepki paylaşımında kayyum kararı için "azınlık iktidarının içinde bulunduğu korku ve acziyetin boyutunu gösteriyor" dedi.
İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu da X hesabından kayyum kararını, "Türkiye'nin en önemli siyasi davalarından birinde Ekrem İmamoğlu'nun savunmasının başlayacağı gün gerçekleşmesi son derece manidar" şeklinde değerlendirdi.
Savunma süresi tartışma konusu olmuştu
Ekrem İmamoğlu, 8 Temmuz'da duruşmada mahkeme heyetiyle savunma süresinin sınırlandığı gerekçesiyle tartışmıştı.
Mahkeme başkanı, İmamoğlu'na "Savunma yapmak istemiyorsanız 'susma hakkımı kullandım' şeklinde zapta geçer, celseyi kapatırım" diye yanıt vermişti.
İmamoğlu "Sayın Başkan, ben susma hakkımı kullanmıyorum. Beni susturacak insan... Allah..." derken, başkan "Ya savunma yaparsınız ya susma hakkınızı kullanırsınız" karşılığını verdi.
İmamoğlu "Bugün benim burada ne konuşacağıma karar verecek değilsiniz" dedi.
Aynı duruşmada İmamoğlu "Ben savunma yapmam. Ben yargılayacağım, yargılayacağım" dedi.
İmamoğlu'nun bu duruşmadaki ifadeleri nedeniyle "kamu görevlisini tehdit" iddiasıyla soruşturma başlatıldı.
Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın İmamoğlu'nun mahkeme heyeti önünde sarf ettiği, "Ben savunma yapmam, ben yargılayacağım, yargılayacağım merak etmeyin, ben iddianameyi yapanları yargılayacağım..." sözleri nedeniyle açıldığı belirtilmişti.