|
Tweet |
Yanardağ, yaklaşık 2 saat boyunca savunma yaptıktan sonra Yanardağ'ın avukatı savunmasına başladı.
"TÜRKİYE’YE SİLİVRİ’DEN BİR CUMHURBAŞKANI ÇIKACAKTIR"
Duruşma, Merdan Yanardağ'ın savunmasıyla başladı. Yanardağ, şunları söyledi:
"Siyasi bir iddianameyle karşı karşıyayız. İdeolojik ve temel vatandaşlık haklarını yok sayan bir iddianameyle karşı karşıyayız. Siyaset yapmayı, eleştiri yapmayı ve kazanmayı suç sayıyor. Bu dava siyasi bir davadır. Bu dava sonunda Türkiye’ye Silivri’den bir cumhurbaşkanı çıkacaktır. 2 tez, 1 makaleyi kaynak göstererek bizi casus yapıyorlar. Yabancı bir ülkeye gerek yokmuş! Yabancı bir istihbarat örgütüne gerek yokmuş! Çünkü bulamadılar kime casusluk yaptığımızı. Çünkü yok. Savcılık makamı yumurtasız omlet yapılabileceğini iddia ediyor. Ben bu iddianameyi yazanları Masterchef programına katılmaya davet ediyorum."
"BU İDDİANAMENİN KAFASI SOĞUK SAVAŞ KAFASIDIR"
Bu iddianamenin iktidara karşı siyaset yapmayı yasakladığını ve 'bir içtihat oluşturarak bir dikta hukuku oluşturmaya çalıştığını' savunan Yanardağ, iddianame ile ilgili eleştirilerine şöyle devam etti:
"Bu iddianamenin kafası Soğuk Savaş kafasıdır. Dolaylı savaş doktrininden besleniyor. Dolaylı savaş doktrini, gayrinizami harp yöntemleriyle mücadele eder. NATO kampı devrimci, sosyalist yapılara karşı o dönemde hukuk dışına çıktı. Türkiye’deki adı kontrgerilla, İtalya’daki adı Gladio’dur. Bu bir Gladio kafasıdır. Brezilya kumpası bozdu. Lula seçime girdi Amerika'nın desteklediği Bolsonaro'yu indirdi. Bolsonaro Amerika'ya kaçarken yakalandı ama insaflılar yargılama sürecinde ev hapsine aldılar. Türkiye'de ne olacak göreceğiz."
"BU DAVANIN AMACI TELE1’E EL KOYMAK"
Merdan Yanardağ, genel yayın yönetmenliğini üstlendiği ve kendisi tutulandıktan sonra kayyum atanarak satışa çıkarılan TELE1'in patronsuz ve bağımsız bir kanal olduğunu belirtti. Yanardağ, kanalı yaşatmak için destek çağrısı yaptıklarını suçlama konusu olan Seher Alaçam'dan gelen paranın da bu çağrıya cevap veren on binlerce izleyiciden birisi olduğunu söyledi ve şu ifadeleri kullandı:
"Bu davanın amacı TELE1’e el koymak; beni ve arkadaşlarımı susturmaya çalışmak. TELE1, gazetecilerin kurduğu bir medya organı, ticari bir kuruluş değil. BirGün, Evrensel ve Cumhuriyet gibi yazılı basında bunun örnekleri var ama televizyonculukta yoktu. Destek için açık paylaşım yapıyoruz. Seher Alaçam da bu çağrıya kulak veren TELE1 izleyicilerinden biri. Ben Hüseyin Gün’ü, Seher Alaçım’ın oğlu olarak tanıdım. Telefonumda 'Hüseyin Alaçam' olarak kayıtlı çünkü gerçek oğlu zannediyordum. Parantez içinde de hatırlamak için Seher Alaçam’ın oğlu yazmışım. Nasıl bir casusluk örgütüysek artık, birbirimizi bu kadar tanıyoruz!"
"TELE1'İ İYİ BİR SEMTTE DAİRE PARASINA SATIŞA ÇIKARDILAR"
Genel Yayın Yönetmeni olduğu TELE1'e kendisi cezaevindeyken kayyum atanmasına ve satışa çıkarılmasına tepki gösteren Yanardağ, savunmasına şöyle devam etti:
"Bugün TELE1’i İstanbul’da iyi bir semtte 3+1 daire parasına, 28 milyon liraya satışa çıkardılar. Daha dava bitmedi, belki beraat edeceğim! Ki beraat edeceğimden eminim. Niye bu acele? Bu kanala 10 milyon dolar ödemeye hazır olanlar vardı. Bu kanalın satılık olmadığını düşündüğümüz için reddettik. Ortaklık teklif edenler oldu, onu da uygun bulmadık."
"DEVLET YA BENDEN ÖZÜR DİLEMELİ YA DA BAHÇELİ'Yİ TUTUKLAMALI"
Bu davadan önce 'çözüm süreci' bağlamındaki bir yorumu nedeniyle tutuklandığını da hatırlatan Yanardağ, "Devlet ya benden özür dilemeli ya da Devlet Bahçeli'yi tutuklamalı. Benden ileri gitti ve 'Gelsin Meclis'te konuşsun' dedi. Darbe yapanlar yargılanacak bu ülkede. Kimse dokunulmaz değil. Siyasi darbe yapıyorlar. Bir bu operasyonu yaptılar bir de çözüm sürecini başlattılar. DEM Parti’yi kendi yanlarına çekerek Kürt siyasal hareketini etkisizleştirmek istiyorlar. Kontrollü bir şekilde seçime gidip kazanmayı amaçlıyorlar" ifadelerini kullandı.
"BİZE 'CASUS' DEMEK ATILABİLECEK EN ALÇAK İFTİRADIR"
Hakkındaki casusluk suçlamasını reddeden Yanardağ, şunları söyledi:
"Ben sol görüşlü, sosyalist bir gazeteciyim. Daha bacak kadar çocukken 'Bağımsız Türkiye' sloganı atıp yürüyüşlere katıldım. 17 yaşındayken Ariel Şaron’a (Eski İsrail Başbakanı) karşı düzenlenen mitingde konuştum. Bizim gibi insanlara 'casus' demek, atılabilecek en alçak iftiradır. Emperyalizmin işbirlikçileri, bizi casuslukla suçluyor. Hadi oradan be! Bizim arkadaşlarımız idam sandalyelerini kendi ayaklarıyla tekmeledi."
"KİMSEDEN DOĞRUDAN PARA ALMAM"
Kimseden doğrudan para almadığını anlatan Yanardağ, savunmasına şöyle devam etti:
"Ben kimseden doğrudan para almam. Bağışları ya ön muhasebe alır ya da direkt muhasebe alır. Diğer bağışlar bizim hesaplarımıza yatırılır. Güya Seher Alaçam’ın şoförü B.Y., Hüseyin Gün’ün talimatıyla bana elden 15 bin dolar vermiş. Sonra dekont bulamadığı için savcılık bunu iddianamede 10 bin dolara indirdi. Yalan, ben kimseden para almam. Kaldı ki diyelim ki para gönderildi, bu casusluğun kanıtı olabilir mi?"
"SAVCILIĞIN KEMAL KILIÇDAROĞLU TAKINTISI VAR"
Yanardağ, savunmasını şöyle tamamladı:
"Savcılığın Kemal Kılıçdaroğlu takıntısı var. Bunu anlayamadım. Kılıçdaroğlu’nu programda sıkıştırmışım! Gazetecinin görevi sıkıştırmak değil mi? CHP’de bir değişim tartışması var o dönem. 22 Haziran’da Sayın Kılıçdaroğlu’yla program yaptık. Mayıs 2023 seçimlerini iktidarın çaldığını, demokrasiye karşı suç işlendiğini ve CHP’nin de bunu tartışmadığını söyledim. CHP’de kişileri tartışmanın yanlış olduğunu, program tartışılması gerektiğini söylüyorum. Yüzde 48 oy her şeye rağmen iyi bir orandır ama Kılıçdaroğlu’na buna siz de sahip çıkmadınız diyorum. Siz yeterince oyları korudunuz mu diye soruyorum. Daha sonra Kılıçdaroğlu’nun olmadığı 4x4 adlı programda ise seçimin tek faturasının Kılıçdaroğlu’na çıkarılamayacağını söylüyorum. Savcılık bunu neden görmüyor? Ben bunu deyince Kılıçdaroğlucu mu oldum? Emre Kongar’la yaptığımız programda kişiler üzerinden CHP’yi tartışmanın doğru olmayacağını söylüyorum. Ekrem İmamoğlu’nu da eleştiriyorum. Kişilere sıkıştırılmış bir değişim tartışması olmaz diyorum."
DURUŞMA BAŞLIYOR
Bugün savunma yapacak olan Merdan Yanardağ ve Necati Özkan salona geldi. İki isim de duruşmayı takip edenler tarafından alkışlarla karşılandı.
DÜNKÜ DURUŞMADA NELER YAŞANDI?
Savunmasında 15 Temmuz’dan sonra “devletim adına yurtdışında görev yaptım" diyen Gün, şirketlerine dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından “Türk devleti adına tam yetki” verildiğini ve İBB ile ticari ilişki kurulmadığını söyledi. Savunma sonrası Gün, “çıkar amaçlı suç örgütü mensubu musunuz?” sorusunu yanıtsız bırakmıştı.
İmamoğlu ise savunmasında davayı “siyasi” olarak nitelendirdi ve iddianamenin somut delile dayanmadığını söyledi. Hakkındaki “siyasal casusluk” suçlamasını reddeden İmamoğlu, “Ortada casusluk varsa MİT de ilgili tüm istihbarat birimleri de çıksın millete tek bir somut belge göstersin” diyerek MİT Başkanı İbrahim Kalın’a ve ilgili kurumlara çağrı yaptı.