www.ocianews.com/ bedava bahis bahis siteleri
escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Basında Bugün

facebook-paylas
Cumhur İttifakı’nın ömrü uzun değil
Tarih: 23-06-2024 20:15:00 Güncelleme: 23-06-2024 20:15:00


Yazıya çok iddialı bir başlık attığımın farkındayım ama bir süredir kafamda hep bu var. Kim sonlandıracak bilmiyorum ancak Cumhur İttifakı’nın, bir diğer deyişle Erdoğan-Bahçeli birlikteliğinin son demlerini yaşadığı kanısındayım, daha doğru böyle bir hissiyata sahibim. Bu yazıda neden böyle düşündüğümü ve ittifakın dağılması halinde neler olabileceğini ele almaya çalışacağım.

Son dönemde öncelikle Bahçeli’nin, ardından Erdoğan’ın Cumhur İttifakı’nın sapasağlam yola devam ettiği, kimsenin “surlarda gedik açamayacağı” sözlerine dikkat çekmek istiyorum. Bu ısrarlı vurgular her şeyden önce bir şeylerin tehlikede olduğuna işaret ediyor. Diğer bir deyişle ateş var ki duman çıkıyor. 

Gülen ile de “sorun yok” deniyordu

 

İkinci olarak, benzer sözleri en son olarak Erdoğan-Fethullah Gülen ittifakının dağılmasının hemen öncesinde de taraflardan sıklıkla işitmiştik. Kopuşun başlangıcı için 7 Şubat 2012’deki MİT krizini ele alacak olursak, Erdoğan’ın aynı yılın haziran ayında İstanbul’da, bir sonraki yıl İzmir’de Fethullahçıların düzenlediği Türkçe Olimpiyatları’nın onur konuğu olduğunu, “bu hasret bitsin” diye adını vermeden Gülen’i Türkiye’ye davet ettiğini hatırlatabiliriz. İzmir’deki olimpiyatlardan bir süre sonra, 2013’ün son aylarında dershane krizi patlak verince bunu “Cemaat-hükümet arasında meydan muharebesi” olarak tanımlamış ve her iki kesimin de hücumuna maruz kalmıştım. Sonrasını biliyoruz.

Şu ana kadar MİT krizi veya dershane krizi gibi çok bariz çatışmalara tanık olmadığımız muhakkak ama AKP içinde MHP ile ittifaktan duyulan rahatsızlığın giderek arttığı, MHP’nin de dolaylı yollarla dile getirilen bu rahatsızlıklardan epey rahatsız olduğu ortada. Bir diğer husus da Sinan Ateş suikastı soruşturmasının, eğer Erdoğan isterse, hızlı bir şekilde taraflar arasında bir krize neden olabileceği açık.

Devlette ülkücü kadrolaşma

Erdoğan zamanında “askeri vesayet” ile mücadele edebilme adına bir nevi Fethullahçıların vesayetini kabullenmek zorunda kalmış, devletin kadrolarını onlara alabildiğine açmıştı. Fakat 17/25 Aralık olayı bu Fethullahçı kadrolaşmanın pekala, hatta öncelikle kendisini hedef alabileceğini göstermiş ve bu krizi güç bela atlatabilmişti. 17/25 Aralık Erdoğan’ın sadece Fethullahçıları değil, aynı zamanda yanında yeterince güçlü bir şekilde durmadıklarını düşündüğü kişi ve çevreleri de tasfiyeye başlamasının miladı olmuştur.

Devlette Fethullahçılardan boşalan yerlere bazı AKP’liler, bol miktarda farklı cemaatlerden isimler ve tabii ki ülkücüler dolduruldu. Ülkücüler zaten öteden beri devlet içinde güçlü bir şekilde temsil ediliyordu. Hatta Fethullahçılar, devlet içinde hegemonyalarını inşa ederken çok sayıda ülkücü kadroyu da devşirmişlerdi. 15 Temmuz sonrasında ülkücü kadrolaşmanın yeni bir altın dönemine tanık olduk. Ve daha önceki acı deneyimlerden hareketle bunun Erdoğan için artık bir sıkıntı nedeni olduğunu düşünmemiz için çok neden var.

“Dün dündür bugün bugün”

Erdoğan iktidara geldiğinden beri gerek partisinin içinde gerekse başka parti ve çevrelerle ittifaklar kurdu ve bozdu. Dün dostu olanların neredeyse tamamı düşmanı ya da en hafif deyimiyle hasmı; dün düşmanı olanların önemli bir kısmı da müttefiki. Bir zamanlar, sırf Erdoğan/AKP karşıtlığıyla epey prim yapmış olan Mehmet Ali Çelebi, Metin Feyzioğlu, Hulki Cevizoğlu gibi isimlerin bugünkü halleri malum. Ve galiba şimdi sırada Meral Akşener var.

Ruşen Çakır yazısı:

https://medyascope.tv/2024/06/23/rusen-cakir-yazdi-cumhur-ittifakinin-omru-uzun-degil/





YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI