www.ocianews.com/ bedava bahis bahis siteleri
escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


HULUSİ KAZANDERE

facebook-paylas
1958-1960 LI BİZİM KUŞAK BÖYLEYDİ CAN DOSTLAR...
Tarih: 15-06-2026 17:20:00 Güncelleme: 15-06-2026 17:20:00


1958-1960 LI BİZİM KUŞAK BÖYLEYDİ CAN DOSTLAR...

Okuyunca kendinizi bulacağınızı inanıyorum.  Belki eksik olan yaşanmışlıklar olabilir onları da siz değerlendirin canlar. Yaşadıklarımızla bizlere emek verip büyütenlere şükranlarımızı arz ediyoruz.

Ebediyete irtihal edenlerimize ise Allah'tan rahmet, yaşayanlarımıza sağlık afiyet diliyoruz.

Bir nebzede olsa bu yaşanmışlıklarımızla sizlere vay be gerçekten  de dedirtmek istedim.

Sabırla yaşayarak okumanız için Sevgilerimle.... Haydin biraz geçmişimize birlikte yolculuk edelim can dostlar.... Eskiden “Banyo taburesine oturmadan önce tabureye su döken nesiliz biz.

Annemizin sinirlenince kafamız da ‘dannk’ diye ses çıkartan taslarla su dökünüp, kerpeten marka sabun, kil çamuru ve sodalı sularla (çimdik) yıkandık. Her sabun kokusunda çocukluğum aklıma gelir bu yüzden çok mutlu olurum.

Banyodan sonra havluya sarılıp sobanın yanına geçtik. Saçlarımızdan düşen suları sobaya düşürür ""cısss"" sesini dinlerdik.

En güzel mahalle maçlarını annemizin zamansız banyo yaptırmaları yüzünden kaçırırdık. Ama yine evden kaçar mahalle maçımızı oynardık. Cumadan verilen okul ev ödevimizi Pazar akşamı yapan nesiliz. Aynı simidi 2-3 kişi yiyip, aynı şişeden gazoz içtik.

Arkadaşımızın bisküvisinden alınca içi yanan değil, mutlu olan nesildik.

Yaramazlıklarda anne terliğinin, süpürgenin, oklavanın tadını alarak büyüyen doyumsuz , tertemiz çocuklardık. Bizler kardan adam yapıp erimesin diye dua eden çocuklardık.

Sokak oyunundan vazgeçemeyip, Salça ekmek yiyip doyan çocuklardık. Yere düşen ekmeği öpüp başımıza koyardık.

Tuvaletimiz geldiğinde annemiz eve alır geri çıkamayız korkusuyla sokağa utanarak gizli yerlere çiş yapan çocuklardık.

O günler çok ama çok güzeldi hele hele bugünlerle karşılaştırıldığında. Çocuk gibi çocuktuk biz!.

Huzur, saygı ve sevgi vardı yaşantımızda,  mutluyduk küçücük dünyamızda.

Sabahtan akşama kadar oyun oynardık. Karnımızın acıktığını bile unuturduk oyun oynarken.

Gazoz kapaklarıyla, kibrit kutusu kapaklarıyla oynayan, çelik çomak oynayan, çember çeviren, topaç çeviren, misketlerle oynayan, kendi mühendislik duygularımızla icadımız mazılı ve bilyalı arabalarla oynayan, sinema önlerinde Tommiks,  Teksas takası yapıp okuyan ama asla dersini ihmal etmeyen çocuklardık.

Ekmeğimize her evde olmayan tere yağ yerine margarin yağ sürüp toz seker, tuz, karabiber ekleyerek yerdik.

Mahalle aralarındaki ocaklarda kaynayan Salça, pekmez ve kuşburnu kazan ve tencerelerini ekmekle sünnetleyen bizlerdik.

Omuzluklarla çeşmelerden sitille su taşıyan evlatlardık biz. Briket ve kiremit yerine kerpiçlerin döküldüğünü gören nesildik. Yaprakların içine pirinç diye yarma, aşlık koyar sarardık.

Köyden şehre gelen büyüklerimizden çarşı ekmeği beyaz, ekmek isterdik. Leblebi tozu ve akide şekeri isteklerimiz arası da favorimizdi. Bisküvi arası lokum, leblebi tozu olmazsa olmazımızdı. Mantar tabancamız ve tesbih delikanlılık sembolümüzdü.

Talaş sobasını, fonksiyonel kuzineyi , pompalı gazocağını bilenlerdeniz.

Madeni bozuk paralardan bakır paralarla büyüyenlerdeniz.

Ölen bir kuş, kedi görürsek gömer mezar yapar dua okurduk mutluyduk…

Çam ağacının kabuklarından, tahtalardan araba, traktör, gemi yapardık.

Tel araba,  KÖZ küreği, maşa kibritten, kibrit kutularından perma sharp jilet boş kutularından ev ödevi gece lambalı evler veya değişik objeler yapan yaratıcı mühendis ruhlu çocuklardık.

Yaramazlık yapardık annemizden ve babamızdan ablamızdan abimizden dayak yememek için saklanırdık. Okullarımızda soba ile ısınırdık…

Demem o ki, biz küçükken çok büyüktük. Mesela kollarımızı bir açtımı koca bu dünyayı kucaklardık. Güzeldik biz küçükken.

Arkadaşlarımızla beraber birbirimizin evinde safça kardeşçe bir ve beraberce bir gece uyuyabilmek velinimetti bizim için.

Tatiller bizler için çok lükstü, hayaldi belki de. Ama yine de şehirden köylere tatile gitmek bir ayrıcalıktı. Sılayı rahimdi dua almaktı eve erzak dizmekti dönüş için.

Bizler bahçeli evlerimizde çevremizdeki insanlara güvenerek büyüdük. Aile büyüklerimizin dizlerinin dibinde sokakların, bahçelerin, ağaçların, tozun toprağın kokusunu içimize çekerek büyüdük.

Hele kızlarımız kendi yaptıkları giydirdikleri bez bebekler yaparak büyüdüler.

Onlar Kapı önlerine paspas serip evcilik, çizgili üç taşlar, beştaşlar, ip atlayarak, yakan top, mendil kapmaca oynardılar.

Ne varsa o kaldırım taşlarında, köşe başlarında, ağaç diplerinde saatlerce oturup dertleşir oyalanırdık… Oyuncaklarımız, mutfak eşyalarımız yoktu….

Çarşı Ekmeğinin altındaki kağıdı sökmek için uğraşırdık, yinede hep kağıt ekmekte kalırdı…

Aile bütçesine katkımız olsun diye bir yorgan bir kaç eski elbise ile ilçemiz dışına gurbete birkaç günlüğüne minibüslerle, kamyon sırtlarında veya traktörlerle gündelik işlere ;pancar sökmeye, darı aralamaya, fındık toplamaya, tütün kırmaya, ceviz toplamaya giderdik ama hep mutlu olurduk. Çalışma esnasında sazı sesi güzel olanların ağzından sıla ve gurbet türkülerini dinlemek en büyük zevkimiz di sanki o an bizlere konserdi.

Hurda toplar, simit satar, salyangoz toplar ayakkabı boyacılığı yapar, terzi, berber, tamirci çıraklığı yapar okul harçlığı biriktirirdik.

Bizim denizimiz ırmak ve sulama kanalları idi. Mayomuz bizlerin hiç olmadı ama beyaz paçalı don ve kısa pantolonlarımız mayo yerine geçerdi, ayaklarımıza giydiğimiz lacivert lastiklerimiz makosen terlik gibiydi. Hiç gocunmadık bunları yaparken.

İnşaatlarda amelelik yaptık, canımız yandaş alın terimiz ile elde ettiğimiz kazancımıza halel gelsin istemedik. Hiçbir şeylerimiz yoktu ama koca çınar rol model babalarımız, cefakar annelerimiz, ağabeyi ve ablalarımız ile bizi biz yapan törelerimiz, geleneklerimiz göreneklerimiz vardı.

O günleri yine doya doya yaşamak için neler vermezdim ki !

Yani; Biz çocuk gibi çocuktuk!...

Evet işte bu çocuklar yani bizler hep yıldızlarımızın peşinde olduk. Ama hiç birbirimize küsmedik, birbirimizi hiç incitmedik. Okuduk okumaya çalıştık;  Doktor, Avukat, Öğretmen, Eczacı, Dişçi, Asker, Hemşire, Hemşir, Mühendis, Mimar, Veteriner, Aşçı, Sanatçı, Zeneatkar, Ressam, Müzisyen, Aşçı, İşçi, Ziraatçı, Teknisyen, Siyasetçi, Politikacı, Tamirci, Esnaf olduk ama ötekileştirilmeyi asla kabul etmedik.

Sevdalarımızla vatan millet bayrak mukkaddes değerlerimizle  ve dini ile imanımızı birleştirip hoşgörülü olduk.

Lakin şimdilerde bürokrat, siyasetçi, vekil, politikacı olduk ama aslımızı,neslimizi unutup sizlerden çok ama çok uzak olduk. Dertlerinizi dert edilmedik. Hatta kendimizi bile inkar eder olduk. Varsa yoksa ikbalimiz ve iktidarımız için hırsımıza yenik düşüp haramzadeler gibi olduk.

Nerede ise güneşin doğuşunu bile unutup yön bilmez olduk. Varın hayatımıza dair kararı sizler verin dostlar. Umarım yukarıda dile getirdiğim iyi insanlar oluruz.

Siz değerli okurlarıma, dost ve arkadaşlarıma, kamuoyuna saygılarımla.

Sokaklarda sizden biri

Bu yazdıklarım tamamen Öz düşünce ve duygularımdır.  15.06.2026

 

Hulisi Kazandere





YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI