www.ocianews.com/ bedava bahis bahis siteleri
escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...



Asrın İhmali, Asrın Beceriksizliği ve Asrın Pişkinliğiyle Karşı Karşıyayız

“KOSGEB’den esnaf kredi kullanmış. Daha doğrusu kullanmış demeyelim. Hatırlayın, pandemi oldu. Pandemi sırasında KOSGEB krediler oldu. Sonra deprem oldu, diyor ki ‘Yüzde 80’i hibe sandı aldı onu.’ Neye imza attığını bilmeden hibe sandı, aldı. Şimdi mücbir sebep bitmiş. Yazıları yollamışlar. 1 Mart itibarıyla KOSGEB’den esnafa verilen 400 - 700 bin lira arası paraları geri istiyorlar. ‘Ödemezsen icraya koyarız’ diyorlar ve faiz istiyorlar

facebook-paylas
Tarih: 03-02-2026 23:03

Asrın İhmali, Asrın Beceriksizliği ve Asrın Pişkinliğiyle Karşı Karşıyayız

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat depremlerinin 3’üncü yılında, Kahramanmaraş’ta gerçekleştirdiği, TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “İstiklal madalyalı bu şehirde Sütçü İmam’ın torunlarıyla birlikte, 6 Şubat’ın üçüncü yılında, 6 Şubat’a üç kala acının merkez üssündeyiz. Parti tarihimiz, grup tarihimiz açısından istisnai, Kahramanmaraş açısından da tarihte bir ilki yaşıyoruz ve Cumhuriyet Halk Partisi grup toplantımızı Kahramanmaraş’ta yapıyoruz. Hepiniz hoş geldiniz” dedi.

“MAZERETİ OLAN BİR İKTİDAR DÖNEMİNDE YAKALANMADIK BU DEPREME”

“Şüphesiz depremin yıl dönümündeyiz. Deprem odaklı ve depremin yarattığı sorunları ve çözümlerini konuşan bir grup toplantısı olacak. Şöyle bir hatırlayalım. Biz bu felakete 6 Şubat 2023 günü sabaha karşı yakalandığımızda nasıl bir Türkiye’deydik? İki aylık bir iktidar mı vardı? ‘Ne yapsın daha? Yeni gelmişler.’ İki yıllık bir iktidar mı vardı? ‘Tamam, iki yıldır iktidardalar ama depreme hazırlık kolay iş mi?’ Böyle bir mazereti olan iktidar döneminde yakalanmadık biz bu depreme. Biz bu depreme 21 yıldır; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e bile nasip olmayan 21 yıl süreyle üst üste, tek başına, koalisyon ortağı da olmadan, mazeret üretemeyecek bir süredir iktidarda olan bir süreçte, bir gecede yakalandık. 21 yıldır iktidarda. Depreme hazırlanmak için ne lazımsa vardı, ne lazımsa. Ne vardı biliyor musunuz en önemlisi? Toplumsal duyarlılık ve rıza vardı. 1999 depremi olmuştu. Üçüncü gün daha ‘Herkesin çadırı yok’ diye Tayyip Bey, Bülent Ecevit’e en ağır sözleri söylemişti. Bir hafta sonra ‘Efendim hala daha millete bir çorba, bir çeyrek ekmek veriyorsunuz. Nerede üç öğün sıcak yemek? Nerede şunlar, nerede bunlar?’ dedikleri bir süreçte, topluma ‘Biz olsak şöyle yaparız. Biz olsak böyle yaparız. Onu eksik yaptılar, bunu eksik yaptılar’ diyerek. Rahmetli Ecevit’e ‘Ölünce mi bırakacaksın be adam? Yaşlısın işte, hastasın. Bırak ben geleyim’ diyecek saygısız bir dil söylerken. Kendi partisinin, geçmişte siyaset yaptığı partinin kurucusu Erbakan Hoca’ya ‘Yaş 70, iş bitmiş’ deyip, ‘Ona değil, bana görev’ dediği bir sürede millet depremin acısı ve yaraları sarmak için uygulanan ekonomik programa tepkisiyle geldi, çağırdı, ‘Al yönet’ dedi.”

“HAZIRLIK TAM, 132 MİLYAR DOLAR DA PARA VERİLMİŞ CEBİNE”

“Toplumsal rıza tamdı depreme hazırlık için. Diğer taraftan kanuni hazırlık tamdı ve bitmişti. Hatırlayın, halen demiyor muyuz? ‘1999’dan sonraki kanunla yapılan yapılar yıkılmıyor’ diyoruz. Deprem yönetmeliği, deprem ile ilgili kanunlar, her şey hazırdı. Üç, para lazım değil mi? Para ve kaynak da hazırdı. O günlerde ‘İki yıllığına’ deyip başlayıp, bugüne kadar 26 yıldır Tayyip Erdoğan’ın sürdürdüğü, bugünkü adı ÖİV - Özel İletişim Vergisi, o günkü adı Deprem Vergisi’nin kanunu çıkmıştı ve iki yıl alınacaktı. O günden bugüne kadar… Önce 21 yıllık iktidarın 3 trilyon dolar vergi topladığını söyleyeyim. Toplam vergi. Bu, 100 yıllık Cumhuriyet tarihinde toplanan verginin toplamının iki katına yakındır. Ama o günden bugüne toplanan 41 milyar dolar sadece deprem vergisi. 41 milyar dolar toplanmış. 65 milyar dolarlık özelleştirme yapmış. Önceden kendine kalanı satmış, parayı cebine katmış. 26 milyar dolar da sekiz kez çıkardığı imar affıyla… Yani depreme dayanıksız binalar, kolonu kesilmiş, çatısı bilmem ne olmuş. Çıkardığı imar aflarından da 26 milyar lira oradan para toplamış. Toplam 132 milyar dolar iktidara geldiğinden bugüne sırf depremde harcasın diye para verilmiş cebine. Bu depremde yıkıldı ya evler, yapılıyor ya, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ‘Bedava verelim’ dedi, ‘Bedava olmaz’ dedi ya. Şimdi ‘Evleri yaptım’ diye övünüyor ya konuşacağız. Toplam maliyeti kendileri açıkladı, 40 milyar dolar. Depreme şu ana kadar harcanan toplam para 90 milyar dolar. Devraldığı Türkiye’den bugüne kadar toplanan deprem vergisi, özelleştirme ve aldığı imar affı paraları 132 milyar dolar. Para da gani gani. Yani şunu açık söyleyeyim. 6 Şubat gecesi biz depreme yakalandığımız sırada eğer gelirken millete verdiği sözü tutsa ve kanunu uygulasa, var olan parayı kullansa doğru yere, bu evleri yine yapardı, yıkıp kendi yapardı ve o gece bir kişi bile ölmezdi. O yüzden elbette deprem Allah’tan ama buna karşı hazırlanmak kulun görevi. Bu memleketin vatandaşları da görevi Erdoğan’a vermiş. O gece biz depreme hazırlıksız yakalandıysak bunu savunacak bir tane de mazeret vermemiş. Herkes bunu böyle bilecek. Doğrusunu bileceğiz, doğrusunu konuşacağız.”

“TSK, 99 DEPREMİNDE 10 BİN 528 KİŞİYİ HAYATTA TUTTU”

“Hepimiz canlı tanığıyız. Depremi duyduk. Cumhuriyet Halk Partisi grubu olarak sabah 09.00’da mesaj çektik. ‘İlk bulduğunuz vasıtayla deprem bölgesine gidin. Nerede olduğunuzu bildirin’ diye. Açık tek havaalanı Adana Havaalanı’ydı; Şakirpaşa. Çoğu arkadaşımız oraya uçtular. Karayollarıyla da varabilenle 120 milletvekiliyle ertesi gün görev dağılımını yapmıştık, sahadaydık. Kulağımızda ilk günün sesi şuydu. ‘Sesimi duyan var mı?’ Ama üçüncü, dördüncü, beşinci günün sonunda kolumuzdan tutanların sorduğu bir soru vardı. ‘Üç gün boyunca ordu neredeydi?’ Üç gün boyunca şanlı, şerefli Türk ordusu, tüm eğitimi, gencecik ve bu ülkeye adanmış yürekleriyle, bütün ekipmanlarıyla bir talimat bekledi. O talimat üç gün gelmedi. Şimdi tarih önünde tarihi bir hesaplaşmayı ifade etmek durumundayım. 1999 depremi olduktan birkaç saat sonra Deniz Birliği’ne ulaşan dönemin komutanı ‘Vaziyeti gördüm’ diyor, rahmetli Ecevit’e bir telefon açıyor. Rahmetli Ecevit derhal talimatı veriyor ve Türk Silahlı Kuvvetleri sabahın ilk ışıklarıyla 37 helikopter, 12 general, bin 392 subay, 33 bin 199 erbaş ve erle sahaya çıkıyorlar. İletişim kesilmiş. 1999 yılı. Hangimizde cep telefonu var o zaman? Çok azımızda. Üç iridyum cep telefonu merkezi, iki uydu yer terminaliyle iletişimi sağlıyorlar. 270 saat kesintisiz uçuşla binlerce yaralı, bölgeden helikopterler ve uçaklar vasıtasıyla tahliye ediliyor. Ve sonuç… Rakam söyleyeceğiz ve rakam konuşacak. O deprem bizim 1999’da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin enkaz altından 10 bin 528 vatandaşı çıkarıp, hastaneye ulaştırıp, yaşamda tuttuğu deprem. Çıkarıp da ölenler bu rakamda değil. 10 bin 528 kişiyi Mehmetçik çıkarıyor ve yaşatıyor. Bu depremde üç gün duran ordu üç gün sonra çıkıyor ya. Aynı kayıt, o da TSK’da. Kurtardığı kişinin adı, soyadı, TC’si, hangi enkazdan çıkardığı, hangi hastaneye teslim ettiği... O gün 10 bin 528. Bu depremde sayı 327 arkadaşlar. Eğri oturacağız, doğru konuşacağız.”

“‘İKTİDARI ELİMDEN ALIRLAR’ KORKUSUYLA ORDUYU TUTTU”

“Hani var ya ‘Orduyu çıkaralım’ denince sarayda, danışman aklına uyup, ‘Orduyu kışladan çıkarmak kolaydır, geri sokmak zordur. Çıkralarsa yönetime el koyarlar’ vehmiyle, ‘İktidarı elinden alırlar’ korkusuyla üç gün, üç gün…“Kiminiz Facebook’tan yazdınız, kiminiz ekran başında bağırdınız, kiminiz gittiniz valinin yakasına yapıştınız. ‘Ordu nerede, ordu nerede?’ O ordu ilk gün çıksaydı bir de karşılaştırma açısından söyleyelim. Bizim bugünkü depremde 53 bin 537 kişi öldü. O gün 1999 depreminde 18 bin kişi öldü. 18 bin kişi ölmüş, 10 bin kişi kurtarmışlar. 53 bin kişinin öldüğü yerde 300 kişi kurtarmışlar. Basit bir oranla; zamanla teknoloji de artmıştır, iletişim de artmıştır, aygıtlar güçlüdür. Hiç onları düşünmeyin. Bu 53 bin kişinin en az 33 - 35 binini Mehmetçik en kritik 24 saatte, takip eden 24 saatte, o 72 saatte kurtarabilecekken, o Mehmetçiği bir vehimle, korkuyla içeride tutanlar, bugün bu milletin yüzüne nasıl bakıyorlar ben de buna utanıyorum. O yüzden millet çadır beklerken Kızılay’a çadır sattıran bunlar. Millet enkaz altında yardım beklerken, cep telefonunda yüzde iki şarj kalmış, depremzedenin o telefona IBAN yollayıp para isteyen bunlar. Orduyu içeride tutan bunlar. Verdiği sözleri tutamayan bunlar. Çıkmış bir de pişkin pişkin, ‘Verdiğimiz bütün sözleri tutmanın mutluluğundayız. Asrın felaketini atlattık.’ Asrın felaketi evet Allah bir daha göstermesin. Ama asrın ihmali, asrın beceriksizliği ve asrın pişkinliği ile karşı karşıyayız.”

“BİR YILDA EVLERİN YAPILACAĞINI SÖYLEYİP OY İSTEDİ”

“Gidelim övündüğü kısma. Öncesinde çalışmadı, deprem sırasında arama kurtarmada çuvalladı. Diyor ki ‘Verdiğim sözleri tuttum.’ Ne söz verdin sen? Ne söz verdin? Dedin ki, ‘CHP’ye oy verirseniz.’ O lafı ilk duyduğumda böyle kanım akıyordu, dondu. 6 Şubat’ta deprem olmuş, 8 Şubat, 9 Şubat ‘Malum’ diyor, kimsenin aklında yok ya ne depremi. O gün bize dese, ‘Ya seçim var. Bu dönemde ne seçimi, gelin bu seçimleri 5-6 ay ileri alalım.’ Vallahi Cumhuriyet Halk Partisi seçim meçim düşünmez. Adam iki gün sonra depremden ‘Malum 14 Mayıs’ta seçim var. Sakın ha oyu başkasına verirsiniz, onlar işi öğrenene kadar bir yıl geçer. Bu kardeşiniz bir yılda hepinizin evini yapacak ve sizi eve sokacak’ dedi. Dedi mi, demedi mi? Dedi. Ama maalesef o günlerde kimse ona ‘Ev yapamazsın’ demedi. Ama o bize ‘Bunlar yapamaz’ dedi,. Şimdi diyor ki, ‘Bize bu evleri yapamaz’ dediler. Bir yılda bu evlerin yapılacağını söyleyip oy istemek, depremdeki insanların çaresizliğini gösterip, ‘Bunlar gelince işe alışıncaya kadar yapamazlar, biz yaparız’ diyerek insanları kandırarak oy istendi ve o istenen oyların sonucundaki iktidarı yaşıyoruz şu anda. Peki ne oldu? Bir yıl bitti. Biz buradaydık. Tüm Türkiye’de yüzde 2,7. Yüzde 2,7’si bitmişti evlerin. İkinci yıl bitti, tüm Türkiye’de 11 ilde yüzde 30’u bitmişti evlerin. Üçüncü yıl bitti, şimdi bitiyor. Evlerin yüzde 70’i bitmiş. Şu anda daha 270 bin kişi konteynerlerde yaşıyor. Osmaniye’de gittim, Gaziantep’te gittim. Her şehirde konteynerde yaşayan toplam 270 bin kişi var. Kiracılara ev yok. Kiracıda para yok. Eve girmeye imkan yok. Geliyor konteynerdeki elektriğini kesiyor. ‘Çık artık.’ ‘Nasıl çıkacağım kiraya?’ diyor. ‘Depremden önce nasıl oturuyorsan otur’ diyor. Dün ağladı adam. ‘Lastikçiyim ben’ dedi. ‘Bir gelirim vardı’ dedi. ‘Şimdi yeniden iş buldum ama eve eşya alacağım yok, ev tutacağım 15 bin lira ev. En ucuz ve 15 bin lira. Bir depozit istiyor üç aylık da peşin kira. Ben 60 bin lira ömrümde görmedim. Nasıl çıkacağım buradan? Elektriğimi, suyumu kesti’ diye ağladı adam. Bakan Kurum, milletvekillerimizin gözüne bakarak Meclis’te komisyonda ‘O kadar çok ev yaptık ki’ diyor. ‘Şu anda deprem bölgesinde 5 bin liraya kiralık konut var kiracılar için’ diyor. Dün Osmaniye’de sordum. En ucuzu 15, ortalama 20. Gaziantep’te sordum. En ucuzu 16-17, ortalama 20-22. Kahramanmaraş’ta soruyorum ‘5 bin liraya kiralık ev var mı? 10 bin liraya var mı? 15 bin liraya var mı?’ Burada 20 bin liraya kiralık evlerin tutarı. En oturulmayacak evde 15 bin lira. Ve Murat Kurum diyor ki ‘Gidin deprem bölgesine, 5 bin liraya kiralık konut var’ diyor. Bugün gerçi salondayız. Dün iki gün meydandaydık, yarın yine meydandayız. Buradan Murat Kurum’a söylüyorum, grup toplantımızdan. Buradan Erdoğan’a söylüyorum. Öyle kapalı salonlarda kışın ısıtıp, yazın serinletip, kendi seçtiklerinize bile değil, atadıklarınıza nutuk atarak bu milletin aklıyla alay etmeyin. Sokağa çıkın, sokağa. Millete anlatın bakalım.”

 



HABER VİDEOSU








Etiketler :

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI