www.ocianews.com/ bedava bahis bahis siteleri
escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...



Ben olmadan seçime girmek istiyorsunuz, İmamoğlu olmadan bu yarış meşru olmaz!

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, yurt gezileri kapsamında Antalya’da vatandaşlara seslendi. Seçim sürecine ilişkin önemli açıklamalarda bulunan İmamoğlu, "Açıkça söylüyorum, İmamoğlu olmadan seçime girmek istiyorsunuz. Ancak İmamoğlu olmadan bu yarış meşru olmaz" ifadelerini kullandı.

facebook-paylas
Tarih: 10-03-2025 15:04

Ben olmadan seçime girmek istiyorsunuz, İmamoğlu olmadan bu yarış meşru olmaz!

CHP'nin ön seçimle belirlenecek Cumhurbaşkanı aday adayı Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, dün İzmir'den başlattığı ön seçim çalışmaları kapsamında Kayseri ve Adana buluşmalarının ardından bugün Antalya'ya geldi.

İmamoğlu, Antalya'da Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi'nde gerçekleşen buluşmada konuşma yapan İmamoğlu, ramazan ayının önemini anlattı. Sesinin kısık olması dikkati çeken İmamoğlu, "Bugünler yardımlaşmanın, iyi ahlaklı olmanın hep öyle kalmanın günleri. Ancak bir yandan öyle kötü günler yaşıyoruz ki bütün bu güzel meziyetleri unutmuş bir iktidar var ülkede. Ahlakı, dürüstlüğü, helal lokma yemeyi bir kenara bırakmışlar. Halka hizmet demek, Hakk'a hizmet demek düsturunu unutmuşlar kendileri mevzubahis oldu mu 'İtibardan tasarruf olmaz' diyerek har vurup harman savrulmuşlar. Vatandaşa gelince her şey 'yasak' diyorlar. Vatandaşın payına onlara göre sadece sabretmek düşüyor öyle değil mi?" dedi.

Milletimizin birikimlerini heba eden akıl bu akıl

"Ekonomi uzmanıyım diye geçinenler izledikleri yanlış politikalarla milletin ocağına ne yazık ki incir ağacı dikti. Tarıma, üretimi, sanayiyi bitirme noktasına getirdi. Bu basiretsizlikten Antalya da nasibini aldı biliyorum" diyen İmamoğlu şöyle devam etti:

"Antalya'nın sorunları, Antalya'nın kişi başına geliri bakın bunlar her şeyi biz yaptık diyorlar ya 2004'te Antalya'da kişi başını gelir ülke ortalamasının 1,3 katıymış. 2019'da 1,16 inmiş. Şu anda 0,85'e gerilemiş yani dünya ilerlerken hatta Türkiye'de dahi kişi başına gelir belli bir seviyeye çıkarken Antalya fakirleşmiş. Varlıklarını ortalama yüzde 40 kaybetmişler. Bu söylediği aslında görünürde insanlarımızın yoksulluğunun net tarifidir. Gelen göçü ekonomiksizlikle buluşturamamış, Türkiye'den ve dünyadan gelen göçle beraber bu şehirde haklı sıkıntılar yaşatılmış. Bakın Türkiye'de en fazla göç alan şehirlerden biri olarak Antalya, Türkiye'de en fazla gayrimenkul anlamında kira atışlarının olduğu üç ilden birisi olmuş. Antalya 2016 yılında 550 milyon dolarlık yatırımla inşa edilen o süreç içerisinde 121 hektarlık bir alan EXPO alanı gibi bir trajedi yaşamış. Her geldiğimde belediye başkanımız orada yapılan bu müsrifliği ve Antalya'ya olan bedelini ve ona bırakılan borç yüküne bizimle paylaşmıştır. Büyük umutlarla hayata geçirilmesine rağmen atıl durumda kalmıştır. İşte bu akıl her şeyin ben bilirim aklı. Milletimizin birikimlerini heba eden akıl bu akıl.

Başka ülke vatandaşının Türkiye vatandaşlığı üzerinden para kazanmasını ve kabullenemiyorum

Bu ülkeyi yönetenler Sadece Antalya ve Batı Akdeniz bölgemizde bunlara yatmakla kalmadılar. Daha da büyük kötülüklere imza attılar. Önce 250 bin dolara, sonra da 400 bin dolara ev alan yabancıları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yaptık, doğru mu? Hepiniz hatırlıyorsunuz. Ülkemizin vatandaşlığını ticari bir ürün haline getirdiler. O zaman Türkiye'nin farklı yerlerinden ama özellikle Antalya'da bu evleri alanlar, bunları üç sene daha yüksek fiyata sattı. Hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oldular hem de para kazandılar. İşte ben buna karşıyım. Nedir o? Kendi vatandaşım, kirasını ödeyemezken çocuğunun ihtiyaçlarını karşılayamazken başka ülke vatandaşının Türkiye vatandaşlığı üzerinden para kazanmasını ve kabullenemiyorum. Buna karşıyım.

Bizim mutlaka yeni bir başlangıca ihtiyacımız var

Bu ülkeyi pek çok alanda çökerten, milletin yoksullaşmasına, devletin köklü kurumlarının tahrip edilmesine neden olan bir iktidar var karşımızda. Bizim derdimiz bununla. Bizim mutlaka yeni bir başlangıca ihtiyacımız var. Bizim mutlaka yeni bir büyüme ve kalkınma amblemine ihtiyacımız var. Çünkü bakın ülke olarak şehir şehir, sektör sektör patinaj yapan bir haline dönüştük. Antalya bütün ilçeleriyle, Antalya'yı kalkındırmak için, bütün şehirlerimizi kalkındırmak için hemen yola koyulmamız, hemen işe koyulmamız lazım. Bu güzel memleket, turizm ve tarımın yanı sıra teknoloji alanında da büyük bir gelişim potansiyeline sahip bir şehirdir. Örneğin EXPO alanı bu üç stratejik sektörün en üst düzeyde değerlendirilmesine katkı sağlayacak şekilde yeniden planlanarak hem bölge açısından hem Türkiye açısından çok güçlü bir merkez haline gelebilmelidir. Antalya'nın ticaret ve ihracat potansiyelini tam anlamıyla kullanabilmesi için serbest bölge ve liman yatırımlarına öncelik vermeliyiz. Antalya'nın sahibi olduğu konum sayesinde doğru yatırımlar ve planlamalarla kısa sürede Türkiye'nin en önemli ticaret ve lojistik merkezlerinden biri haline gelerek Batı Akdeniz Bölgesi tek başına inanınız koca ülkeyi besleyicek kaynaklarla biz Antalya'yı, Burdur'u, Isparta'nın, Konya'nın iş merkezleriyle, turizm merkezleriyle, entegre edecek projeleri hayata geçirerek Türkiye'yi bütüncül bakan, bütüncül planlayan ve insanlar zenginleştiren bir modelle farklı bir atılıma, ülkemizin gelecekteki pırıl pırıl aydınlık günlerine taşıma kararlılığı taşıyoruz.

‘3T modeli’ ile kalkındıracağız

Hem Antalya’yı hem de Göller Bölgesi’ni bizim ‘tarım, teknoloji, turizm’ için geliştirdiğimiz ‘3T modeli’ ile kalkındıracağız. Tarım diyorum çünkü yüzyıllardır hiçbir gelişmiş ülkenin vazgeçmediği, tam tersine yatırımları arttırdığı en stratejik sektör. Toprağını koruyamayan, ülkesini de koruyamaz kardeşim. Bu kadar net. Toprağını işleyemeyen suç işler. Bu akşam gittiğimiz çiftçinin evinde, bir kızımız Çocuk Gelişimi okuyor, bir kızımız bu bölgenin doğal güzellikleri üzerine, ormanları üzerine eğitim almak istiyor. 13-14-15 yaşındaki kız çocuklarımızın hayallerine baktığınızda, aslında önümüzde dizilen fırsatların haddi hesabı yok. Ben, bu ülkenin, bu bölgenin çok daha güzel günler göreceğine canı gönülden inanıyorum. Neden inanıyorum biliyor musunuz sevgili dostlar? Sesim kısılsa da ayağıma taş bağlasalar da beni engellemeye çalışsalar da bize sıkıntılar vermeye çalışsalar da size güveniyorum. Çünkü siz varsınız yanımda. Siz benimle berabersiniz. Köy evindeki kızlarımıza güveniyorum. Oğullarımıza güveniyorum. Bu ülkenin, milletimizin evlatlarına güveniyorum. Bu bölgenin gençlerine, girişimcilerine, yatırımcılarına, iş dünyasına güveniyorum.

Biz, onlara bu fırsatı vermeyeceğiz

Ben bu yola, sizinle, yol arkadaşlarımla birlikte çıkıyorum. Bu yola, kendime güvendiğim kadar, size güvendiğim için çıkıyorum. Bütün engelleri, bütün badireleri, bütün bedelleri birlikte göğüsleyeceğimiz için rahat, huzurlu ve mutluyum. Üstüme düşeni, bir nefer sorumluluğuyla yerine getirmek için, girdiğim bu yolda dalga dalga büyüyeceğiz. Hayalleri yerle bir edilmiş, gelecek kaygısı içindeki bütün vatandaşlarımızı, gençlerimizi, kadınlarımızı saflarımıza katarak büyüyeceğiz.

Ekrem İmamoğlu kadar taş düşsün başına senin

Artık biliyorsunuz; aralarında kimi yol arkadaşım, kimi tanıdığım, kimi hiç tanımadığım bir grup insanın mal varlıklarına, banka hesaplarına el koymuşlar. Yeni bir kumpas dalgasıyla, bana ve arkadaşlarıma itibar suikastı yapmaya çalışıyorlar. Malum şahıs, haftalar önce ne demişti hatırlayın; ‘Turpun büyüğü heybede.’ Şunlara bak şunlara; hükümeti, yargısı kolluğu işi gücü bırakmış, benimle ilgili tertipler peşinde. Tek dertleri var; Ekrem İmamoğlu. Ekrem İmamoğlu kadar taş düşsün başına senin. Akıllarınca beni korkutup, yıldıracaklar. Bu haktan ve hukuktan nasibini almamışların hiçbir saldırısından korkmadım, korkmuyorum, korkmayacağım. Bu gayrı meşru tertipler, beni milletime hizmet etme hedefimden milim saptırmayacak. Sesim kısık diye korkacağımı zannediyorsunuz değil mi? Bunlardan var ya şu saçımın telini yerinden kıpırdatacak kadar korkan, onlar gibi olsun. Gayrimeşru tertipler, beni milletime hizmet etme hedefimden milim saptıramayacak. Ben, yürüdüğüm bu yolda, önce Yüce Allah’a, sonra da milletime güveniyorum. Kumpaslarla, entrikalarla, fitneyle, fesatla kurdukları oyunları başlarına yıkacağız. Millet benimle, millet. Bu millet, haklıyı haksızı ayırt etmeyi iyi bilir. Bu millet, günü geldiğinde ‘Yeter artık’ demesini iyi bilir. Çünkü, temel haklarından vazgeçenlerin ne özgürlüğü ne güvenliği ne de refahı hak etmediğini, en iyi bu millet bilir. O yüzden bu millet büyüktür.

Gel, millete gidelim

Çok net bir şey söylüyorum: Eğer benim arkadaşlarım, en ufak bir haksızlığa veya hukuksuzluğa karışmışsa, gelin bütün dosyaları açın, bütün belgeleri bilgileri açıkça kamuoyu ile paylaşın. ‘Hodri meydan’ diyorum. Elinizde ne varsa, dökün ortaya. Ama öyle içi boş dosyalarla, uydurma gizli tanık beyanları ile değil; mertçe, hakka ve hukuka uygun olarak dökün. Bir derdiniz varsa, ben buradayım; bana gelin. Milletimle beraber, tam karşındayım. Bırak yan yollara sapmayı, bırak milletin banka hesaplarını bloke edip, mağdur etmeyi. Gel, millete gidelim. Amacınızı biliyorum: İstanbul’a, Türkiye’ye hizmet edemeyelim istiyorsunuz. Ekrem İmamoğlu olmadan seçime girmek istiyorsunuz. Haksız, hukuksuz, gayrı meşru yollarla Ekrem İmamoğlu’nu yarış dışına atarsan, senin gireceğin yarış meşru olur mu? Bu millet, sana o yarışı yaptırmaz. Sen öyle bir yarışa sokturmaz. Sadece bu ülke değil, tüm dünya görüyor kirli tertiplerinizi. Bu kurmaca siyaset yöntemleri ve bu yargısal tacizlerle yapılacak seçim ne özgür seçim olur ne de adil seçim.

Sandık gelecek, bu millet seni tıpış tıpış evine yollayacak







Etiketler :

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI