|
Tweet |
Tutuklu İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, “Çok daha yakında çok daha güzel günler gelecek” diyen İmamoğlu, “Tarihin görmediği kardeşlik ruhunu bana yaşatan Özgür Özel’e teşekkür ederim. Tarihin doğru tarafında duran Mansur Yavaş’a teşekkür ediyorum” dedi. İmamoğlu ayrıca, “Hazır olun, milletimiz çok büyük bir yürüyüş başlatacaktır” mesajını verdi.
Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP) cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu, 68’i tutuklu toplam 414 sanığın yargılandığı davanın duruşması, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde bulunan 1 No’lu duruşma salonunda görülüyor.
Dokuz günlük Kurban Bayramı tatilinin ardından çok sayıda sanık yakını ile CHP’linin takip ettiği duruşmada tutuklu sanıklar, alkış ve sloganlar eşliğinde salona getirildi. Ekrem İmamoğlu’nun salona girişinde “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganları atıldı.
Duruşma, saat 11.06’da tutuklu reklamcı Vedat Şahin’in savunmasıyla başladı. Şahin'in, etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeyi daha önce geri çektiği biliniyor.
Şahin, iddianamede "Eylem 78" ve "Eylem 119" kapsamında "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "örgüt üyeliği" suçlamalarıyla yargılandığını belirterek, suçlamaların hiçbirini kabul etmediğini söyledi.
Savunmasına mesleki geçmişini anlatarak başlayan Şahin, 1994 yılından bu yana etkinlik, sahne sistemleri, ses, ışık ve organizasyon sektöründe faaliyet gösterdiğini, Medyafon ve VESA isimli şirketlerin sahibi olduğunu belirtti. Şahin, şirketlerinin kamu kurumları, belediyeler, özel sektör kuruluşları ve sivil toplum örgütlerine teknik organizasyon hizmetleri verdiğini anlattı.
“BANA İTİRAFÇILIK TEKLİF EDİLDİ, EŞİMLE TEHDİT EDİLDİM”
Şahin, soruşturma sürecinde kendisine "itirafçı olması" yönünde baskı yapıldığını öne sürdü. Cezaevinde ziyaretine gelen bazı kişilerin, belirli ifadeleri vermemesi halinde tahliye olamayacağını söylediğini iddia eden Şahin, bazı avukatların da eşinin tutuklanabileceğini dile getirdiğini savundu. Savcılık ifadesinde söylemediği bazı beyanların tutanağa geçirildiğini öne süren Şahin, "Tanımadığım kişiler cezaevinde beni ziyaret ederek hakkımda çeşitli suçlamalar olduğunu, buradan çıkamayacağımı söylediler. Özellikle terör suçlamasıyla karşı karşıya olduğum yönünde psikolojik baskı oluşturulmaya çalışıldı" dedi.
Şirket yetkilisi olması nedeniyle eşinin de tutuklanabileceğinin kendisine söylendiğini ifade eden Şahin, cezaevinde bulunduğu dönemde maddi taleplerde bulunmak isteyen kişilerin de ziyarete geldiğini ileri sürdü. Hakkında çıkan haber ve söylentilerin kendisine aktarıldığını belirten Şahin, "Neyle suçlandığımı dahi tam olarak bilmeden, aylar boyunca sadece kendimi savunmaya çalıştım" diye konuştu.
"KÜLTÜR A.Ş.'DEN SADECE ÜÇ İHALE ALDIK"
İddianamede yer alan suçlamaların Kültür A.Ş. üzerinden aldıkları işler nedeniyle yöneltildiğini belirten Şahin, Kültür A.Ş.'den yalnızca üç alt ihale aldığını söyledi. Bu ihalelerin toplam değerinin yaklaşık 30 milyon lira olduğunu kaydeden Şahin, ihalelerin pandemi dönemine denk gelmesi nedeniyle işlerin büyük bölümünün yapılamadığını ve yaklaşık 16 milyon lira zarar ettiklerini öne sürdü.
Şahin, "Kamuyu zarara uğrattığım iddia ediliyor. Oysa bu işler için teminat mektubu verdik. Yaklaşık 30 milyon liralık işten yalnızca 14 milyon lira ödeme alabildik. Bu ihaleler nedeniyle zarar ettik" dedi.
Kültür A.Ş.'den iş alan bazı şirketlere taşeron olarak hizmet verdiklerini anlatan Şahin, haklarında ileri sürülen "sahte fatura" iddialarını da reddetti.
Yaptıkları tüm işlerin fotoğraflarının ve belgelerinin dosyaya sunulduğunu belirten Şahin, "Hiçbir surette yapılmayan bir iş yoktur. Yapılan işler teslim edilmiştir. İşlerin görselleri, faturaları ve kayıtları dosyada mevcuttur. Sahte ya da naylon fatura söz konusu değildir" ifadelerini kullandı.
“AK PARTİ DÖNEMİNDE DE İŞ YAPTIK”
Şahin ayrıca, “AK Parti döneminde çeşitli belediyelerin açılışları, kültür merkezi etkinlikleri, hayvan barınakları, atölyeler ve benzeri organizasyonlarda da görev aldık. 2024 yılında da Eyüp Belediyesi başta olmak üzere çeşitli kurumların kültür merkezi, kütüphane ve meydan açılışları gibi etkinliklerinde hizmet verdik. Dolayısıyla şirketimizin yalnızca İBB ile değil; birçok belediye, kamu kurumu ve özel sektör kuruluşuyla ticari ilişkisi ve iş deneyimi bulunmaktadır” dedi.
“ARTIK KİMSEYİ ZAN ALTINDA BIRAKMAK İSTEMİYORUM”
Ardından Şahin’in çapraz sorgusuna geçildi.
Mahkeme başkanı, Şahin'e 30 Haziran ve 11 Eylül 2025 tarihlerinde savcılıkta verdiği ifadeleri hatırlatarak, duruşmada bu beyanları reddetmesinin nedenini sordu. Şahin, söz konusu ifadeleri cezaevinde kendisiyle görüşen bazı avukatların yönlendirmesiyle verdiğini öne sürdü.
Şahin, ifadelerine katılan avukat Mirsad Albayrak'ın daha önce dosyanın diğer sanıklarından Kabil Taşçı'nın avukatlığını yaptığını belirterek, "Eşim üzerinden bana ulaştılar. İlk başta kabul etmedim. Ancak üzerime yöneltilen suçlamalar nedeniyle sağlıklı düşünemez hale geldim ve yönlendirmeyle ifade vermeye başladım" dedi.
Mahkeme başkanı, etkin pişmanlık ifadeleri sırasında dosyaya sunulan fatura ve çeşitli belgelerin de yönlendirme kapsamında mı hazırlandığını sordu. Şahin ise söz konusu belgelerin ticari faaliyetlerine ilişkin gerçek belgeler olduğunu ancak ifadelerin etkin pişmanlık çerçevesinde kurgulandığını savundu.
Mahkeme başkanının, 11 Eylül 2025 tarihli ifadesinde Kahraman Yeşilyurt'un yurt dışındaki mal varlığı ve bazı para transferlerine ilişkin ayrıntılı beyanlarını hatırlatması üzerine Şahin, bu bilgilerin kendi gözlemine dayanmadığını söyledi. Şahin, "Bunlar duyumdu. O dönem televizyonlarda ve basında yer alan haberlerden etkilenerek yazdım. Artık kimseyi zan altında bırakmak istemiyorum. Şu anki beyanlarım geçerlidir" ifadelerini kullandı.