|
Tweet |
Partisinin 57. yılına özel düzenlenen programda, Cumhuriyet'in kuruluş ilkelerine ilişkin sert mesajlar vererek partisini ve sürecin aktörlerini uyaran MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Cumhuriyet'in kuruluş ilkelerini ve yapısını tartışmaya açmak, etnik köken farklılıklarına dayanarak bunları yıkmaya çalışmak, devletin varlığına kast etmekle eş değerdir. Bunun adı da ihanettir. Bedeli kanla ödenerek kazanılmış Türkiye Cumhuriyeti’nin temel direği Ankara, üniter devlet yapısının nişanesi ve nigehbanıdır. Türkiye Cumhuriyeti 1923 kuruluş ruhuyla var olacaktır" dedi. Türkiye Cumhuriyeti'nin sahibi Türk milleti olduğunu ancak kan bağına dayalı bir anlayışın Türk milliyetçiliğine aykırı olduğunu ifade eden Bahçeli, Ziya Gökalp'e dayandırdığı konuşmasında milli dayanışma için "milli vicdan" gerektiğine dikkati çekerek, "Türkü’yle Kürdü’yle Türk milleti muzaffer geçmişini müstakbel geleceğe taşımak ister omuzlarımızda olsun, isterse de ömrümüze mâl olsun, mutlaka gerçekleşecektir. Kan bağına ve soya dayalı ırkçı milliyetçilik anlayışının her şekli Türk milleti anlayışına yabancı ve aykırıdır" ifadelerini kullandı.
Türk milliyetçilerinin kardeşliğe sahip çıkmaya ve Türkiye'nin kardeş kavgasına sürüklenmesini önlemeye kararlı olduğunu söyleyen Bahçeli, "MHP, Türkiye'nin milli birliğinin tehlikeye düştüğü ortamda bunları korumak için taraftır, ne bedel ödenecekse hazırdır. Türkiye'nin milli değerlerine ve çıkarlarına yönelik tehditlere karşı dik ve kararlı duruş sergileyen yegane siyasi irade MHP ve Cumhur İttifakı'dır" mesajı verdi.
Bahçeli konuşmasında, "Sahte samimiyet maskesi takan turfanda ve tufeyli milliyetçilerin atıp tutmaları, kemiksiz palavraları, kesintisiz parazitlikleri bizim nazarımızda sadece içi boş varil gürültüsünü andırmaktadır" diyerek, parti değiştiren isimlere de göndermede bulundu.
Sert mesajlar veren Bahçeli, "Orada burada bizi sorgulayan siyasi devşirmeler siz kimsiniz? Liberal desem değilsiniz, muhafazakâr desem değilsiniz, demokrat desem yine değilsiniz. Olsa olsa sizden siyasi dilenci olur ve nitekim olmuştur. 57 yılın farklı kulvarlarında ilk fırtınada oraya buraya kaçanlar tercihini yapmıştır. Mevki için milleti feda eden değil, bilakis millet uğrunda mevkini ve hatta hayatını verebilen büyük adamdır. Küçük adamların büyüklük taslaması çakalın fil özentisinden başka bir şey değildir" dedi.
Bahçeli'den Erdoğan'a "57 gül" teşekkürrü
MHP lideri Bahçeli, partisinin 57'nci kuruluş yıl dönümü nedeniyle ATO Congresium'da "Şanla Şerefle 57. Yıl" başlıklı programda kritik mesajlar verdi. Bahçeli'nin konuşmasının tamamı şöyle:
"57 yıllık hayali ve hedefleriyle tek yürek halinde kenetlenmiş bir halin aydınlığında hepinizi kemali hürmet ve muhabbetle selamlıyorum. Ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizin her güzel insanına, gönül ve kültür coğrafyalarımızda hayat mücadelesi veren her kardeşimize en halisane duygularımla birlikte saygı ve sevgilerimi sunuyor, esenlikler diliyorum.
Şanla Şerefle 57.Yıl Programımızın düzenlenmesinde emeği geçen her arkadaşıma, her kardeşime teşekkür ediyor, hepinize hoş geldiniz sefalar getirdiniz diyorum. Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Milliyetçi Hareket Partisi’nin 57’inci kuruluş yıldönümü münasebetiyle göndermiş olduğu Türk bayrağı motifinde hazırlanmış 57’inci yıla ithafen 57 gülün yer aldığı tebrik çiçeğinden dolayı zatı devletlerine teşekkür ediyorum.
Dile kolay, yarım asrı yedi yıl geçen bir siyasi varlığın şanıyla şerefiyle hakkın, halkın ve hakikatin biteviye mücadelesini veriyoruz. Siyasi ve fikri seciyemizin yüksekliği “57 yılın mükâfatı değil, 57 yıllık tarihi görkemin bizzat kendisidir” diyoruz.
Bağımsız vicdanımızla, barışsever zihniyetimizle; insansever, milletsever, vatansever anlayışımızla, Türk tarih ve kültürüne muazzam bağlılığımızla, milli ve manevi değer hükümlerine hasbi ve haysiyetli bağlanışımızla 57 yıllık maziyi geride bıraktık.
8-9 Şubat 1969’un Adana’sında bir kere kalkan üç hilalimiz hamd olsun bir daha inmedi, indirmeye çalışanlara da fırsat verilmedi. On yılların tozunu yuttuk, ama hain oyunları yutmadık. On yılların zorluklarıyla test edildik, ama milli birlik ve kardeşliğimizin testisini kırdırmadık. Toprak altındaki kökler ağaçları bol meyveli yapmalarına karşılık nasıl ağaçtan bir şey istemiyorsa, biz de kara sevdalı olduğumuz milletimize hizmet etmekten dolayı aynısıyla karşılık beklemedik. Biz sevgimizde hep hasbi olduk. Biz bu ülkeyi karşılıksız sevdik.
Biz milletimizin her güzelliğini, her emanetini, her değerini, her insanını Allah için sahiplendik, bağrımıza sıkıca bastık. Büyük halk ozanımız Yunus, isteyeceksen içinden iste, diyor ya, biz de öyle yaptık, çünkü Allah’ın bize bizden daha yakın olduğuna iman ettik. Bazen görülmedik, olsun be yaradan yardır bize dedik. Bazen duyulmadık, olsun be her şeyin bir vakti vardır dedik. Bazen yalnız kaldık, gene de aldırmadık, düşerse hanemize kurt yalnızlığı düşsün dedik. Zor ve çetin yıllarda ayazı yedik, bir simidi dörde bölüp yedik, cami avlularında şehit tabutlarını omuzlarken içi içimizi yedik. Yeri geldi köşe başlarında sıkılan kurşunları yedik; ama zulme yenilmedik, zillete yenilmedik, birimiz gitse de diğerimiz yerini doldurdu; pusulara, tuzaklara, oyunlara asla pes etmedik, tamam demedik.
Anlatacak o kadar şey var ki, ne saatler yeter, ne de günler. Biz dün neysek bugün oyuz. Çizgimizde kırıklık olmadı, duruşumuzda sarsıntı yaşanmadı, fikriyatımızda bulanma hiç görülmedi. Biz Türk milletine mensubiyet onurunu damarlarındaki asil kanla taşıyan Milliyetçi-Ülkücü Hareket’iz. Adil olmak için adaleti sevmek nasıl yetmezse, barışçı olmak için barışı sevmek nasıl yeterli gelmezse, milliyetçi-Ülkücü olmak için de sadece milleti seviyormuş gibi görünmek yetmeyecektir.
Her türlü fedakârlığı göze alıyor musunuz? Önce bunun cevabı gereklidir. Şahsi ve dünyevi çıkarlarınızı aziz millet varlığı için elinizin tersiyle itiyor musunuz? Müteakiben bunun netleşmesi lazımdır. Şartlar başkaca bir seçeneğe kapandığında; vatan, millet ve devlet uğruna candan, yardan ve serden geçmenin sınır hattında mısınız? Elbette bunun belli olması ve belirginlik kazanması da mühim bir ihtiyaçtır.
Milliyetçilik, binlerce yıllık mirası yüreklerde taşımaktır. Milliyetçilik, yok olduğu sanılan bir coğrafyadan yeniden doğmaktır. Ve ihtiyaç olduğunda da ölüm karşısında imtihan olmaktır. Sahte samimiyet maskesi takan turfanda ve tufeyli milliyetçilerin atıp tutmaları, kemiksiz palavraları, kesintisiz parazitlikleri bizim nazarımızda sadece içi boş varil gürültüsünü andırmaktadır. Giden gitmiştir. Satan satmıştır. Dönen dönmüştür. Cüruf cevherden ayıklanmıştır. Kabuk gitse de işte öz buradadır, davasını namus bilen inanmış yürekler buradadır, serdengeçtiler buradadır, Çankaya yokuşunda balam Asya’nın bozkurtları marşını kalpten söyleyenler buradadır. Bizim ne olduğumuzu soranların unutkanlığın veya inkarın pençesine düştükleri de maalesef açıktır.
Biz, ilk günkü gibi Türkçüyüz, Turancıyız, kaynağını Türk-İslam Ülküsünde bulan Türk milliyetçileriyiz. Orada burada bizi sorgulayan siyasi devşirmeler, peki siz kimsiniz? Liberal desem değilsiniz, muhafazakar desem değilsiniz, demokrat desem yine değilsiniz, olsa olsa sizden tam bir siyasi dümenci olur ve nitekim olmuştur.
57 yılın farklı kulvarlarında kervanımızda olsa da ilk fırtınada oraya buraya kaçışanlar tercihini yapmışlardır. mEleğin altında kalanlara geçmiş olsun, üstünde kalan şerefli dava insanlarımızla, yani sizlerle sonuna kadar mücadele devam edecek, bu davanın varlığına leke sürülmeyecektir. Merhum Dündar Taşer bizlere şunları söylemişti: “Mevkii için milleti feda eden değil, bilâkis gerektiği zaman millet uğrunda mevkiini, hatta hayatını verebilen adam büyük adamdır.”
Küçük adamların büyüklük taslaması, çakalın fil özentisinden başka bir şey değildir. Merhum Taşer’in düşüncelerini Merhum Hüseyin Nihal Atsız güç kaynağı, fazilet ırmağı diye anlatmıştı. Ve de bizlere şöyle seslenmişti: “Türk tarihi, iki yanı kahramanlık, şan ve ahlak heykelleriyle süslü uzun ve ulu bir yoldur. Bu yolun her adımında Türk’ün göğsünü kabartacak, başını dikleştirecek ve üstünlüğünü belirtecek bir kahraman, Türklük için nöbet beklemektedir. Bugünkü nöbet bizdedir, bugünkü nöbetçiler felaketler karşısında celadet anıtı gibi yükselen Milliyetçi-Ülkücü Harekettir, Cumhur İttifakı’dır. Bilinmesini özellikle temenni ediyorum ki;
Türkiye, sadece bir coğrafi bölgenin ve toprak parçasının adı değildir. Bir Türkiye Cumhuriyeti varsa, bir Türk milleti de vardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin sahibi Türk milletidir. Türk milleti doğudan batıya, kuzeyden güneye muazzez ve muazzam bir ailenin beşeri timsalidir. Türkiye’nin ve Türk milletinin gelecek ümidi, geleceğin mimarı Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır. Bu tarihi ittifak ahlak ve ruhuyla, Türk ve Türkiye Yüzyılını adım adım, aşama aşama inşa ederken barış, huzur, refah, özgürlük, insan hakları, demokrasi, milli birlik ve dayanışmanın hakim ve havi olması müessir gayemizdir. Terörsüz Türkiye’nin tesis ve tezahürü ise bu gayenin taçlanmasıdır.