www.ocianews.com/ bedava bahis bahis siteleri
escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...



Ekrem İmamoğlu'nun diploması davasında karar

İstanbul 5. İdare Mahkemesi, İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun 1990 yılında gerçekleşen yatay geçiş işleminin iptaline ve diplomasının geçersiz sayılmasına yönelik İstanbul Üniversitesi kararına karşı açtığı davayı reddetti. Kararda, aradan geçen 35 yıla rağmen idarenin "açık hata" gerekçesiyle işlemi geri alabileceği belirtildi. CHP lideri Özel, karara sert tepki gösterdi.

facebook-paylas
Güncelleme: 23-01-2026 23:34:06 Tarih: 23-01-2026 23:15

Ekrem İmamoğlu'nun diploması davasında karar

Ekrem İmamoğlu'nun diploması 18 Mart 2025'te tartışmalı bir şekilde iptal edildi. İmamoğlu, 31 yıllık diplomasının iptal edilmesinden bir gün sonra gözaltına alınıp 23 Mart 2025'te tutuklandı.

1990 yılında  yaptığı yatay geçişi  bularak diplomasını iptal etmesi üzerine başlayan yargı sürecinde ilk karar çıktı

Dava dosyasında öne çıkan en kritik detay, işlemin üzerinden geçen "makul olmayan süre" oldu. İmamoğlu’nun avukatları, 1990 yılında yapılan bir işlemin, aradan 35 yıla yakın bir süre geçtikten sonra "yokluk" ve "açık hata" iddiasıyla geri alınmasının Hukuki Güvenlik İlkesini zedelediğini savundu.

GAU'NÜN TANINMADIĞINA DAİR BİR KARAR YÖK ARŞİVLERİNDE BULUNMUYOR

Mahkeme ise YÖK ile üniversiteler arasındaki yazışmaları ve GAU Kurucusu Özalp Tozan’ın "O dönemde denkliğimiz yoktu, öğrenciler bunu biliyordu" şeklindeki savcılık ifadesini esas aldı.

Mahkeme heyeti, "Bu gerçeğe aykırı yazım, basit bir hatadan öteye geçmektedir. Davacı, geçiş sonrasında dahi idareyi aydınlatma noktasında özen göstermemiştir" diyerek iyi niyet iddiasını reddetti. Ayrıca GAU Kurucusu Özalp Tozan’ın savcılık ifadesindeki "O dönem denkliğimiz yoktu, öğrenciler bunu biliyordu" beyanı da karara dayanak oluşturdu.

SÜREÇ DEVAM EDİYOR: İSTİNAF YOLU AÇIK

İMAMOĞLUNUN SAVUNMASI:

Bu dava kişisel bir dava değildir, bir ilke davasıdır; bu davada verilecek karar yalnızca benimle ilgili olmayacaktır. Sayın Başkan, sayın heyet, Silivri’de görülen ilk idare davasını da yaşıyoruz; bu da bana nasip oldu. Avrupa’nın en büyük duruşma salonunu yapmakla övünenlere acıyorum, zavallılar. Artık duruşma salonuna sandık mı kuralım, üzerine cumhurbaşkanlığı seçimi mi yazalım? Ben yargılamadan hiç kaçmadım; ancak kim eğip büküyorsa onlarla mücadeleye devam edeceğim.

 

Yıllar sonra bu sürecin sorgulanması, hukukun değil; hukuki güvenliğin tartışma konusu hâline getirildiğini göstermektedir.

Şimdi, anlatımın ötesinde dosyanın en somut gerçeğini göstermek istiyorum.
Biliyor musunuz, nedir bu?

Anamın ak sütü kadar helal bir diplomam.
Bu benim diplomam.

Ve bugün deniyor ki: “Üniversite geri alacakmış.” Hadi oradan, hadi oradan!

Bu diploma, İstanbul Üniversitesi’nin inceleyerek, araştırarak, ölçerek ve kabul ederek kendi iradesiyle verdiği resmî bir devlet belgesidir. Yıllarca geçerli sayılmıştır. Yıllarca devletin tüm kurumlarında kabul edilmiştir. Bugün üzerinde yazan tarih, imza ve mühür neyse odur.

Ben, bütün bu süreçlerden geçmiş bir belgenin yok sayılmasını kabul etmiyorum. Cumhurbaşkanı adayı olduğumu ilân ettikten sonra, 35 yıldır geçerli olan diplomam iptal edilmiştir. Bu bir varsayım değildir. Bu bir yorum değildir. Bu, takvimle sabit bir olgudur.

Sormak zorundayım: 35 yıl boyunca susan idare, neden tam da bu açıklamadan sonra harekete geçmiştir?

Şimdi zurnanın zırt dediği yer geliyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Üniversitesi’ne 24 Şubat 2025 tarihinde bir resmî yazı gönderiyor.

Bu yazı bir uyarı değildir.
Bu yazı bir denetim değildir.
Bu yazı açıkça tehdittir.

Yazıda aynen şu ifade yer alıyor:
“Bahse konu diplomanın kullanılmaya devam edildiği (Yüksek Seçim Kurulu ve benzeri) bu kapsamda diplomanın dayanak gösterilerek kurulacak iş ve işlemlerin hukuka aykırı olmaması adına gerekli işlemlerin bir an önce yapılması…”

Şimdi bu cümleleri yavaş yavaş, kelime kelime okuyalım.

“Diplomanın kullanılmaya devam edildiği” deniyor.
Nerede?
Parantez açılıyor: Yüksek Seçim Kurulu.
Parantez kapanıyor.

Bu ne demektir, biliyor musunuz?
Açıkça şunu söylüyorlar:
“Bu kişi, bu diplomasıyla her an Cumhurbaşkanı adayı olabilir. Acele edin.”

Soruyorum:
O tarihte bir seçim var mı?
Yok.

Peki lisans diploması neden gerekir?
Sadece ve sadece Cumhurbaşkanı adayı olmak için gerekir.
Anayasa’nın 101. maddesi bunu söyler.
4271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nun 6. maddesi bunu söyler.

Türk siyasetinde üniversite diplomasının siyasi olarak tek belirleyici olduğu makam vardır:
Cumhurbaşkanlığı.

"Bu, ağır bir siyasi talimatın alarm hâlidir"

Başka hiçbir görev için bu şart yoktur. O yüzden bu yazıda özellikle “kullanılmaya devam edilen diploma” deniyor ve özellikle parantez içinde YSK yazılıyor.

Bu bir hukuki refleks değildir.
Bu bir denetim değildir.
Bu, ağır bir siyasi talimatın alarm hâlidir.

Kanunla, hukukla, idari usulle ilgisi yoktur. Bu, siyasi talimatın yargı eliyle uygulanma çabasıdır. Birbirine bakarak, kulak kabartarak, sürünerek o talimatın peşinden gitmenin acziyetidir. Utanç verici bir durumdur.

“Bir an önce gerekli işlemleri yapın” deniyor. Acele edin deniyor. Neden? Çünkü korkuyorlar. Ayıptır. Gerçekten ayıptır.

Cesaretiniz yok. Mücadele etmeye cesaretiniz yok. Sandıkta yarışmaya cesaretiniz yok. Bu yüzden hukuka ihtiyaç duyuyorsunuz.

Bu hukuk değildir. Bu, hukukun araçsallaştırılmasının zirvesidir.

Bir savcı, bir üniversiteye yazı yazarak, “Bu kişi aday olabilir, diplomasını iptal edin” diyebilir mi? Böyle bir yetki olabilir mi?

Bu, yargı eliyle koca İstanbul Üniversitesi’ni tehdit etmektir. Ve bunu yapan anlayış, bir de çıkıp “hukuk adına yaptım” diyecek.

Soruyorum: Ben korkulacak bir adam mıyım? Silah mıyım? Tehdit miyim?

Hayır.

Ben sadece milletin karşısına çıkıp milletten oy isteyen bir siyasetçiyim. İstanbul’da milyonların oyunu almış, İstanbul’u yöneten bir Büyükşehir Belediye Başkanıyım.

Bu yapılan şey şudur: Milletin önüne çıkabilecek bir ihtimali, hukuk yoluyla daha doğmadan boğma çabasıdır.

Böyle bir anlayış olabilir mi? Bir vatandaşın, bir kurumun, bir üniversitenin bu şekilde hizaya sokulmaya çalışılması kabul edilebilir mi?

Bu bir hukuk devleti pratiği değildir. Bu, korkunun ve acziyetin belgesidir."







Etiketler :

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI