|
Tweet |
“İŞİNE GELENİ DUYUYOR, GELMEYENİ DUYMUYOR”
“Bir yandan iddianameyi bekliyorduk ve hep söylüyordum. Burada aslında bir özel haberle Ömer Çelik’e de seslenmek lazım. Şu Silivri’nin önünden en çok söylenen söz şudur: ‘İddianameyi bekliyoruz. Yargılanmak için değil, yargılamak için bekliyoruz’ diyorduk. Bu iddianamenin içinde bugüne kadar söylenen, atılan bütün iftiraların, söylenen bütün sözlerin ne kadar boş olacağının ortaya çıkacağı konusundaydı. Ömer Çelik bu lafı dün ilk kez duymuş. Düşünün ne kadar yakından takip ediyorsa ülke gündemini. Diyor ki ‘Vay efendim Yassıada zihniyetiyle bizi yargılayacaklar.’ Onun o demek olmadığını müsait bir zamanda dilinden anlayan birisi kendisine anlatsın. Benim ona bir şey izah etme imkanım yok. Çünkü seçici geçirgen bir kulak zarı var kendisinin. İşine gelenleri duyuyor, işine gelmeyeni duymuyor. Kendince öyle bir hale gelmiş ki Ömer Çelik, öyle perişan bir halde ki bir partinin sözcüsü olarak diyecek hiçbir şey bulamamış. Bugünün CHP’sine bir şey demiyor. Dünün, evveli günün, bilmem ne? 1960 darbesinden CHP’yi sorumlu tutup, hesabını da bizden soracak. Biz de oralara özenecekmişiz falan filan. Biz iddianame çıktığı anda da söyledik. Hele hele İBB iddianamesini de bekliyoruz. ‘Bugüne kadar atılan o kadar iftira, o kadar haksız itham, tel tel dökülecek’ demiştik. Dökülmeye başladılar.”
“TEK KANIT; ‘PATRON HOŞ GELDİN’ DEMİŞ”
“İçeride ziyaret ettiğimiz arkadaşlarımız kendi durumlarından, zaten bugüne kadar söylenenlerin dışında iddianamede hiçbir şey yok. Ama işin en berbat tarafı şu: Soruşturmanın gizliliği ilkesinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bizzat nasıl ihlal edildiği ortada. İddianamede sürpriz bir şey yok. Gizli bir şey yok arkadaşlar. Çünkü bugüne kadar bunu ve çok daha fazlasını işte hepinizin de bildiği, yargı muhabiri arkadaşları kimini bizzat Akın Gürlek bilgilendirerek, kimine bilgilendirme ağları kurarak zaten bunları sızdırmıştı ve bir algı operasyonu yapmaya çalışmışlardı. Yeni hiçbir şey yok. Ama çok net bir şey var iddianamede: Her biri alınan, içeride tutulan ve ‘Bu iftiranameyi imzalarsan çıkarsın’ denilen kişilerin söylediği sözler dışında bir şey yok. İddianamede, örneğin rüşvet suçundan bahsediliyor. Asli unsuru rüşvet suçunun, para. ‘Parayı verdim’ diyen bir kişi var mı iddianamede? Parayı kim vermiş? ‘Parayı aldım’ diyen var mı? Yok. Peki bu alındığı söylenen rüşvetin konulduğu yer var mı? Bir kör kuruş bir yerden bulunmuş mu? Yok. Bula bula bir tane lüks yat resmi var. Balayı için gidilmiş. Lüks yatla ilgili, hatta o yatın sahibinin ‘Gelin bizim burada kalın’ diye yatın fotoğraflarını atmış. Şimdi diyorlar ki o yat Beşiktaş Belediye Başkanınınmış. Kanıt? Beşiktaş Belediyesi’nin şoförü valizi koyarken, yatın kaptanı ‘Patron hoş geldin’ demiş Rıza Akpolat’a. Tek kanıt bu arkadaşlar. Yahu öyle adamlar geziyor ki piyasada, önüne gelen herkese ‘abi’ der gibi, ‘patron’ diyor. Gelene ‘Patron hoş geldin’ demiş.”
“İFTİRA ATANLARIN BEYANLARINI YAKINDA GÖRÜRÜZ”
“Yatın sahibi diyor ki ‘Yat benim.’ Rıza diyor ‘Yat benim değil.’ Ama bir yerlerden para alınmış ya bu para ile ne alınmış? Bir yerden para alınca o parayla bir şey almaktan savcılık ve o taraftakileri hep yat satın almayı düşünüyorlar. Yani böyle para varsa yata bakarsın, burada alamazsan dünyanın öbür ucunda alırsın filan. Herhalde kişi kendinden bilir işi diyeceğim ama çok da alakası yok herhalde. Nereden geldiyse aklıma, ‘Alsa alsa yat almıştır’ diyor. Olmayan bir yatı ‘Senin’ diye ısrar ediyorlar. Bunun dışında da bir şey yok. ‘Parayı verdim’ diyen yok, ‘Aldım’ diyen yok. Ortada para yok, rüşvet suçundan içeride tutulan arkadaşlar var. O arada itirafçılar ‘Para alındı’ diyorsa, nereden aldıklarını bir söylesinler. Bir de kime verdiklerini söylesinler. Anlaşılan o ki o iftirayı atanlar almış herhalde o parayı. Bu taraftan bir bağlantısı olmadığına göre. Günü gelince korkarım şöyle şeylerle karşılaşacağız bolca. Korkarım değil, şimdiden söyleyeyim, ‘Özgür Özel Silivri önünde söylemişti’ dersiniz. Bu iftira atanların, itirafa zorlananların bir süre sonra teker teker ‘Ya ben dışarı çıkmak için bunu yapmak zorunda kaldım, evet ispatlayamıyorum’ -çünkü ondan da mesul olacak- gibi sıralı beyanlarını çok yakında görmeye başlarız diye düşünüyorum.”
“ŞEHİTKAMİL BELEDİYE BAŞKANI’NIN BERAAT KARARINI OKUYUN”
“Bunun dışında elbette şunun altını çizeyim. Belediye başkanı bu arkadaşlar ve belediyedeki ihalelerden sorumlu tutuluyorlar. Gaziantep’te Şehitkamil Belediye Başkanı Cumhuriyet Halk Partisi’ndeyken hakkında birçok iddia çıktı. Bunlardan yargılanmaya başladı. Sonra kendisi bunlardan yargılanırken beraat etti. AK Parti’ye katıldı. Beraat ettirildiği kararda, açın okuyun. İki husus var. Bir diyor ki ‘Bir belediye başkanı belediyedeki ihalelerden imza yetkilisi olmadığı için sorumlu değildir.