|
Tweet |
ABD yönetimi, eylül ayında New York’ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK) öncesinde Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve Filistin Yönetimi (FY) üyelerinin vizelerini iptal etti. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, kararın Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun talimatıyla ABD yasaları doğrultusunda alındığı belirtilirken, Filistinli tarafların taahhütlerini yerine getirmemesi ve barış ihtimallerini baltalamasının bu kararın nedeni olduğu vurgulandı.
Açıklamada, FKÖ ve FY’nin barışın ortakları olarak kabul edilmeden önce terörü reddetmesi ve eğitim yoluyla teröre teşviki sona erdirmesi gerektiği kaydedildi. Ayrıca, Filistin Yönetimi’nin Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanı’na başvurular da dahil olmak üzere uluslararası hukuk yollarıyla müzakere sürecini devre dışı bırakma girişimlerini sonlandırması gerektiği ifade edildi.
ABD, bu tür adımların Hamas’ın rehineleri serbest bırakmayı reddetmesine ve Gazze’deki ateşkes görüşmelerinin çökmesine katkıda bulunduğunu belirtti. Öte yandan, BM Genel Merkezi Anlaşması uyarınca Filistin Yönetimi’nin BM Nezdindeki Daimi Temsilciliği için muafiyet tanınacağı duyuruldu.
ABD yönetimi, FKÖ ve FY’nin yükümlülüklerini yerine getirmesi ve İsrail ile barışçıl bir birlikte yaşama yönünde somut adımlar atması halinde yeniden angajmana açık olacağını açıkladı.
ABD KAYITSIZ ŞARTSIZ İSRAİLİ DESTEKLİYOR,
Bugün itibariyle ABD’deki İsrail lobisi iyi örgütlenmiş ve sağlam kaynaklara sahip olmanın verdiği güçle meclisi etkileyebilmekte, yönetimi baskı altına alabilmekte, medyayı da etkin bir şekilde kullanabilmektedir. İsrail konusunda aynı şekilde düşünen beyin takımlarını önemli noktalara taşıyabilmekte, akademik camiayı baskı altına tutabilmekte ve “anti-Semitizm”i bir silah olarak kullanarak İsrail’in politikalarına ilişkin haklı eleştirilerin önüne geçmektedir.
İsrail lobisi dışında, ABD’nin İsrail’e olan desteğinin eleştiriye tabi olmadan sürekliliğini savunan bir diğer grup ise Hıristiyan Siyonistlerdir. ABD siyasal sisteminde etkili olan bu kişiler İsrail’in yeniden doğuşunun İncil’deki kehanetin bir parçası olduğunu inanmakta ve İsrail’in yayılmacı politikasını şiddetle desteklemektedirler.
Söz konusu gruba göre İsrail’e baskı yapmak Tanrı’ya karşı gelmektir. Lobinin ABD’de sağladığı nüfuzun genişliği, Amerikan siyasal aklının lobi destekçileri tarafından neredeyse esir alındığı görüntüsünü vermektedir.
Bilhassa ABD’nin özelde İsrail-Filistin meselesine yönelik, geneldeyse Ortadoğu’ya yönelik politikasına bakıldığında bu durumun rahatça görülmesi mümkündür. İsrail ABD yönetimi nezdinde neredeyse her konuda dokunulmazlık kazanmış gibidir. Uzun süredir ABD, Ortadoğu politikasını “think thank diplomasisi” veya “lobi diplomasisi”yle yürüttüğü görüntüsünü vermektedir.