|
Tweet |
PKK yöneticilerinden Hêlîn Ümit, Medya Haber TV’ye verdiği röportajda, çözüm sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu.
PKK yöneticisi Helin Ümit, Abdullah Öcalan’ın “fiziki özgürlüğünün sürecin anahtarı olduğunu” söyledi. Meclis’te kurulan komisyonun çalışmalarını “yetersiz” bulan Ümit, “Komisyon Öcalan’la görüşmezse ciddiyetini kaybeder” dedi.
Milli Birlik Dayanışma ve Kardeşlik Komisyonu adıyla kurulan “Süreç Komisyonu”nu eleştiren Ümit Komisyon’un işlevini anlamak için süreci bir ölçüt olarak ele almak gerektiğini ifade etti.
“Komisyon Öcalan'la görüşsün" diyen Ümit, "Abdullah Öcalan ile görüşmeyen bir komisyonun ciddiyeti olmaz" dedi.
Ümit’in açıklamaları şöyle:
“Eğer Önder Apo'nun fiziki özgürlüğü isteniyor diye süreç bozulacaksa varsın bozulsun. Neden? Çünkü her sürecin, her olgunun bir karakteri var. Önder Apo'da, devlette şunu vurguladılar, denildi ki bu süreç 'bir al-ver süreci' değil. Evet, bu süreç bir al-ver süreci değil. Bunu daha önceki programlarda da biraz değerlendirdik. Bu süreç bir al-ver süreci değil ama olgunun bir karakteri, bir ontolojisi, fıtratı var. Varlığı var kılan bir ilkesi var. Bu sürecinde özü, içermesi gereken şey bu. Bu sürecin karakterinin bir parçası. Böyle görmeli. Hem halkımız böyle görmeli hem muhataplarımız böyle anlamalılar. Bu al-ver süreci değil, bu olması gereken, olmazsa olmaz bir şey. Böyle anlaşılmalı. Bu temelde de kadınlar, özelde de yurtsever gençler örgütlenmeye ve eylemde olmaya devam etmeliler."
“DEM Parti, PKK’yi temsil edemez”
Bu konuda DEM Parti’nin tek muhatap olarak alınmaması gerektiğine işaret eden Ümit, “DEM Parti PKK değil. DEM Parti, PKK’yi temsil edemez. Türkiye'nin siyasi bir partisidir. Türkiye'nin demokratikleşmesi açısından sıkı bir mücadele veriyorlar” şeklinde konuştu.
Kendilerini en fazla tereddüde düşüren şeyin “Komisyonun Öcalan ile görüşme konusunda ayak diremesi” olduğunu vurgulayan Ümit, “Bu bizim için bir ölçü” dedi.
PKK’nin 50 yıllık örgütsel varlığını sonlandırdığını” hatırlatan Ümit, “Bu çok büyük bir olaydır. Aslında farkında değiller, idrak edemiyorlar. Politik söylemde bunun karşılığı çok büyüktür. 50 yıldır dünya birleşti, bu hareketin üzerine geldi; geri adım attıramadı. Silahlı mücadele stratejisine son verdi. Yani düşünün, Kürt varlığı bu savaşta kendisini ortaya koydu, kazandı. Temel yöntemi buydu. Bundan bir değişiklik var. Ve tüm bunları ne için yaptı? Neden Önder Apo'nun fiziki özgürlüğüne bağladı? Önder Apo yürütürse bu süreç yürür. Baş müzakereci odur” sözlerini sarf etti.
Numan Kurtulmuş’a “Kürtçe” eleştirisi
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un Diyarbakır’da okuduğu Kürtçe şiir ve “anadil ana sütü kadar helaldir” şeklindeki sözlerine de değinen Helin Ümit, “Aynı Numan Kurtulmuş, Meclis Komisyonu'nda Kürtçe konuşan 60-70 yaşındaki bir anayı susturdu. Siyasiler söyledikleri ve yaptıkları ile tutarlı olmalı. Bir yerde ‘Kürtler de kendi dilini kullanmalı’ diyeceksin ama başka bir yerde buna izin vermeyecek, yasaklayacaksın. Bu böyle olamaz” ifadelerini kullandı.
Ümit Fırat, şunları kaydetti:
“Komisyon şuna cevap vermeli, bu konuda netleşmeli. Kürt toplumunun kollektif hakları tanınacak mı, tanınmayacak mı? Demokratik entegrasyon dediğimiz şey bu. Meclis’te konuşamazsın, resmiyette konuşamazsın ama evinde, sokakta konuşabilirsin demek, asimilasyonist politikanın devam etmesidir. Niye Kürt toplumunun dili yasak olsun? Niye resmi olmasın? 60 milyon Kürt'ten bahsediyoruz.”
“Proje, devletten dışlanan kürtleri devlete dahil etmektir”
Helin Ümit, komisyonun “eğer gerçekten rolünü oynayacaksa ve kararlıysa” atacağı adımları ise, “Bir; Öcalan’ın fiziki özgürlüğü temelinde umut hakkı çalışmalarını yürütmeli. İki; Kürt toplumunun demokratik entegrasyonu için bir planlaması ve tartışması olmalı” şeklinde sıraladı.
Ümit, “Yüzyıldır cumhuriyetin kuruluşundan beri devletsizleşen, devletten dışlanan Kürtleri devlete dahil etmektir. Proje budur. Öyle olacak mı olmayacak mı? Bu ittifak olacak mı olmayacak mı? Şimdi komisyon çalışmalarının gelip dayandığı nokta budur” dedi.
“Başka seçeneklerimiz var”
Komisyonun çalışma sürecisinin bittiğini belriten Ümit, “Anadolu'da çok söylenen bir sözdür. Dananın kuyruğunun kopacağı zaman derler. Şimdi artık öyle bir zamana girdik. Oyalanmayı ancak bu kadar yapabilirler. Hem komisyon için, hem de Türkiye Devleti'nin sorumlu yetkinler için söylüyorum. Cumhurbaşkanlığından tüm meclise kadar. Tarihsel rolünü oynayacak mı bu kritik dönemde?” diye konuştu.
Meclis’te İYİ Parti’liler ile DEM Parti Milletvekili Pervin Buldan arasında yaşanan tartışmaya işaret eden Ümit, “Her şey Pervin Buldan’a bırakılmış. Ama bu sorun sadece DEM Parti’nin ve Kürtlerin sorunu değil ki! Sorun Türkiye halklarının sorunu. ‘Kürtler zor durumdalar, şimdi devlete entegre olmak istiyorlar, kapımızdalar’ yaklaşımı çok şovenist, çok egemen bir yaklaşım. Böyle bir mecburiyet yoktur. Kürtler buna mecbur değil. Böyle deyince de ‘tehdit’ diyorlar. Başka seçeneklerimiz var. Evet boyun eğmeye, köleliğe, teslimiyete, inkara, soykırıma mecbur değiliz. Ama tercihimiz Türkiye halkıyla, demokratik cumhuriyet temelinde entegrasyonu gerçekleştirmektir” değerlendirmesinde bulundu.
Helin Ümit, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un yazısını okuduğunu belirterek, “Geçiş süreci ve demokratikleşme sürecini ikiye ayırıyor. Kendisince bir mantık silsilesi var. Fakat işin pozitif tarafı şu. Üstü örtük de olsa Türkiye'nin ağır bir demokrasi sorunu olduğu kabul edilmiş oluyor. Bizim hem ideolojik duruşumuz hem felsefik yaklaşımımız bir halkın, bir toplumun, bir coğrafyanın en acil ihtiyacının demokrasi olduğunu gösterir. Bu ekmekten, sudan, ekonomiden önemlidir” dedi.