|
Tweet |
Bugünkü kapitalist-emperyalist küresel sistem bir Amerikan mamulü. Temelleri İkinci Dünya Savaşı sonrasında bizzat ABD tarafından atıldı. Aradan 80 yıl geçti. Değişen dengeler 1945 sonrası kurulan ABD merkezli uluslararası sistemi aşındırdı.
Emperyalist hegemonik liderliğini ilan ettiği İkinci Dünya Savaşı sonrasında bizzat kendi tasarladığı küresel düzen bugün ABD’nin önünde bir ayak bağı.
Ve şimdi Trump liderliğindeki Amerikan emperyalizmi değişen jeopolitik dengeler nedeniyle kendi çıkarları doğrultusunda bayraktarlığını yaptığı bu düzeni bir bütün olarak yeniden şekillendirmek istiyor.
Trump’ın 80’den fazla uluslararası kurum-kuruluştan çekilmesi, toprak talepleri, açılan ticari-askeri savaşlar, savrulan tehditler bu girişimin eserleri.
KURDUĞU DÜZEN ARTIK AYAK BAĞI
Küresel kapitalizmin temsilcilerini buluşturan Davos Ekonomi Forumu ve askeri-güvenlik bürokrasisini bir araya getiren Münih Güvenlik Konferansı raporlarında ABD merkezli sistemin çatırdamakta olduğu bizzat tespit ediliyor.
Trump da 80 yıl önce bizzat kendileri tarafından oluşturulan bu sistemin artık Amerika açısından bir ayak bağı oluşturduğunu her fırsatta dilendiriyor.
Münih Güvenlik Konferansı’nın "Yıkım Altında" başlıklı raporunda savaş sonrası inşa edilen uluslararası düzenin “yıkım sürecine” girdiği, bugüne kadar küresel sistemin gardiyanlığını yapan ABD’nin artık mevcut düzeni kendi çıkarlarına aykırı bularak yıkım sürecini başlattığı belirtiliyordu.
NATO’YA YENİ FORMAT: 3.0
Trump’ın ABD’nin küresel çıkarları doğrultusunda yeniden biçimlendirmek istediği kurumların başında ise bugüne kadar Amerikan düzeninin silahlı gardiyanlığını yapan savaş örgütü NATO geliyor.
Bu yeni dönüşümü ABD Savaş Bakanı Hegseth, "NATO 3.0” olarak duyurdu. Müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstlenmek zorunda olduğunu söyleyen Hegseth, amaçlarının “NATO'yu yeniden gerçek askeri güce odaklanan bir ittifaka dönüştürmek” olduğunu şu sözlerle açıklıyor:
“Soğuk Savaş'ı kazanan NATO 1.0 modelini esas alan bir NATO 3.0 inşa ediyoruz. Avrupa'nın konvansiyonel savunmasında müttefiklerimizin öncü rol üstlenmesi gerekiyor. Avrupa'nın, güçlü bir Amerika ile müttefik olan askeri bir güç olması gerekiyordu. NATO 1.0'ın özü buydu. Avrupa’yı savunmaya odaklanmayan NATO 2.0, bölge dışı operasyonlara ve savaşmakla hiçbir ilgisi olmayan konulara doğru kaydı.”
Ajanslardan aktaracak olursak Amerikalı Bakan NATO 2.0 döneminde ittifakın yönünü kaybettiğini savunarak bu dönemi “kayıp yıllar” olarak tanımladı.
NATO’NUN TEMEL GÖREVLERİ NEYDİ?
Kapitalist-emperyalist sistemin silahlı bekçiliğini yapmak amacıyla 4 Nisan 1949’da kurulan NATO bu kapsamda tarihinin en kritik zirvelerinden birini Ankara’da gerçekleştirecek. 7-8 Temmuz tarihlerindeki buluşmada NATO 3.0’a karar verilecek.
4 Nisan’da 77’inci yıldönümünü kutlayan Kuzey Atlantik İttifakı’nın (NATO) üç temel kuruluş gerekçesi vardı:
Sol-sosyalizmle mücadele: Birincisi sola-sosyalizme karşı mücadelenin jandarmalığını yapmak. NATO, Soğuk Savaş fiilen başlamadan kuruldu
Kapitalizmin bekçiliğini yapmak: İkincisi kapitalizmin ihtiyaçları doğrultusunda bu sistemin ve ABD merkezli Batı emperyalizminin silahlı güvenliğini sağlamak.
Avrupalı müttefiklerin kontrolü: Bir diğer gerekçe de ABD’nin Avrupalı müttefikleri kontrol altında tutma isteği. Amerika, AB'nin NATO'dan bağımsız bir askerî güç kullanmasına karşı çıkıyor.
‘FABRİKA AYARLARI’ MESAJI
Savaş örgütü NATO bu süre zarfında Amerikan merkezli Batı emperyalizminin kendisinden beklediği rolü, misyonu en kanlı şekilde yerine getirdi. Savaşlar, çatışmalar, müdahaleler ne varsa gerçekleştirdi.
Temel kuruluş gerekçesi “kapitalizmin” bekçiliği ve kapitalizmin ihtiyaçları olduğu için de Sovyetler Birliği dağılsa da genişleyerek varlığını kalıcılaştırmaya devam etti.
Kuzey Atlantik İttifakı’nın tarihinde bugüne kadar pek çok önemli zirve gerçekleştirildi. Bunlardan en önemlilerinden birisi 19-21 Kasım 2010 tarihli Lizbon Zirvesi’dir. NATO'nun dünyadaki rolüne ilişkin 10 yıllık yeni stratejik plan (konsept) onaylandı.
Dönemin NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen zirvenin ileride ittifak tarihinde bir dönüm noktası olarak görüleceğini söyleyecekti.
Zirvenin bir diğer çarpıcı yanı da bugün “düşman” ilan edilen Rusya’nın Devlet Başkanı Dimitri Medvedev'in zirveye katılmasıydı.
EMPERYALİZM KANLI DİŞLERİ
Trump’la birlikte ABD 19. yüzyıl emperyalizmine geri dönerken NATO 3.0 modeliyle ittifakın köklerine dönmesi, gerçek bir askeri ittifak haline gelmesi amaçlanıyor.
NATO’nun savaşmakla ilgisi olmayan gündemlerden uzaklaşıp yeniden “sert güç”e dönmesi amaçlanırken aralarında Türkiye’nin de olduğu müttefiklere yeni roller, görevler, ödevler biçiliyor.
PROJE YENİ DEĞİL
'NATO 3.0' planı yeni değil, uzun zamandır gündemde. 12 Şubat’ta, ABD Savunma Bakan Yardımcısı Eldridge Colby tarafından Brüksel’deki NATO savunma bakanları zirvesinde “İhtiyaç duyulan şey bir ‘NATO 3.0’dır” sözleriyle de dile getirilmişti.
ABD ağırlığı Hint-Pasifik bölgesine kaydırmak isterken kendi kontrolünde güçlendirilmiş NATO’daki maliyeti Avrupalı müttefiklere yüklemek istiyor. Müttefiklerin savunmaya GSYH’nin yüzde 3,5’ini ayırma yönündeki çağrıları bunun sonucu.
TÜRKİYE’YE BEKÇİLİK ROLÜ
Savaş örgütü NATO’nun yeniden biçimlendirme girişimleri sürerken 7-8 Temmuz’da zirveye ev sahipliği yapacak olan Türkiye ve diğer ittifak üyelerine yeni roller biçiliyor.
Amerikan ve Batı emperyalizmi Türkiye’yi Ortadoğu’ya konumlandırırken siyasal İslamcı iktidar bu durumu içselleştirmiş durumda. İçeride istediğini alma karşılığında kabul etmeyeceği görev ve misyon yok.
Emperyalizmin yeni yönelimleri doğrultusunda NATO'ya şekil verilirken Türkiye’nin "ittifak"ın ileri karakoluna dönüştürülmesi karşılığında sağlanan “Amerikalardan alınan meşruiyet”in ağır bir bedeli olacaktır.
Birgün