|
Tweet |
"Dünya ve Ortadoğu'daki kaos ve gerilimler her geçen gün artarken, Türkiye'de halklar bu olumsuzluklardan etkilenmemek için demokratik bir mücadele veriyor. Ne var ki, iktidar ve emrindeki yargı, toplumu daha da huzursuz bir hale getirme peşinde gibi görünüyor.
Daha da ileri gidilerek, dün sabah Akdeniz Belediyesi'ne kayyım atanmış ve böylece demokrasiye bir kez daha darbe vurulmuş oldu. Seçilen temsilcilerimiz göreve başladıklarında belediyenin makam odalarının kapılarını sökerek, belediyeyi halka açmış ve belediyeyi halkın evi haline getirmişlerdi.
Akdeniz Belediyesi, açlıkla mücadele, dil ve kültürün yaşatılması, gençlerin üniversite eğitimi için kaynak sağlama gibi çalışmalar yapmıştı. Bu kayyım ataması, yoksullar, farklı inanç ve kültürlere mensup insanlar ve gençlerin geleceklerini kurma çabalarına yapılan bir darbedir.
Ayrıca İstanbul Beşiktaş Belediyesi'ne de yapılan operasyonu kınıyoruz. Gözaltına alınan Belediye Başkanı ve diğer görevlilerin bir an önce serbest bırakılmasını bekliyoruz!
2024 yılında enflasyon oranı yüzde 44,38 olarak açıklandı. Hükümet, vergi ve harçlara yüzde 44 oranında zam yaparken, asgari ücretlilere yalnızca yüzde 30, memurlara ve memur emeklilerine yüzde 11,54, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine ise yüzde 15,75 zam yaptı. Bu durum, maaş artışlarının hemen eridiği, dünyada eşi benzeri olmayan bir tabloya yol açıyor. AKP hükümeti bu durumdan gurur duyuyor gibi görünse de, gerçekler farklı bir hikaye anlatıyor.
Buna ek olarak, hükümet tarafından "Kur Korumalı Mevduat" adı altında sunulan bir uygulama da büyük maliyetlere neden oldu. Bu uygulamanın ülkeye maliyeti yaklaşık 900 milyar TL'ye ulaştı. Ne yazık ki bu yüksek maliyetli önlem, döviz kurlarını düşürmekte başarılı olamadı. Peki, bu 900 milyar TL'lik zararı kim ödeyecek? Sorumluluk neden her zaman işçi, emekçi ve yoksul kesimlere yükleniyor? Ekonomistim diyenler, bu konuda gözleri parlayanlar neden bu zararı ödemiyor? Bu tür uygulamalara mantıklı bir açıklama getirmek gerçekten zor.