|
Tweet |
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir Gündoğdu Meydanı’nda, Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingine katıldı. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, burada yaptığı konuşmada, “‘Dört nala gelip uzak Asya’dan, Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim. Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benzeyen toprak. Bu cehennem, bu cennet bizim. Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın. Yok edin insanın insana kulluğunu, bu davet bizim. Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür. Ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim.’ Canım İzmir, güzel İzmir, çocukluk aşkım, ilk sevgilim, hep sevdiğim. Adını evlatlarımıza bayrak diye verdiğimiz İzmir. İlk kurşunu da son kurşunu da atan, düşmanı denize döken İzmir. İlk kurşunu atan Hasan Tahsin’in cesaretini, düşman bayrağını görünce yerden alan Mustafa Kemal’in asaletini taşıyan İzmir. Deniz’in mavi, yüreklerin kırmızı - beyaz olduğu İzmir. Güzel İzmir, merhaba İzmir” diye seslendi. Genel Başkan Özgür Özel, şunları söyledi:
“ELBETTE CUMHURİYET VE ELBETTE LOZAN, SONUNA KADAR MONTRÖ…”
“Bugün çocuk yaşta geldiğim, büyüdüğüm, okuduğum kentteyiz. Bildiğim bir kentteyiz. Burası Gündoğdu Meydanı, az ilerisi Gazi Bulvarı. Onun bir yanı Fevzipaşa Bulvarı. Fuar’ın beş kapısı var; birinin adı Lozan, biri Montrö, 26 Ağustos, 9 Eylül, Cumhuriyet. 26 Ağustos, Büyük Taarruz. 9 Eylül, Büyük Zafer, kurtuluş. Elbette Cumhuriyet ve elbette Lozan. Sonuna kadar Montrö. İşte İzmir… Meydan’ın adı; Fahrettin Altay, Durduğunuz cadde, Atatürk Caddesi. Hemen arkası, Cumhuriyet Bulvarı. Bu semtin adı, Alsancak. Koca bir şehir adeta Kurtuluş Savaşı müzesidir. Bu şehir, milli mücadelenin yaşayan açık hava müzesidir. Bugün bu meydanda milyonlar bir aradayız. 106 yıl önceki aynı ruhla bir aradayız. Bugün 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı. 106 yıl önce bugün Anadolu’nun en kara günlerinde Mustafa Kemal, bu milletin istiklal mücadelesini Samsun’dan başlattı. Biz de 19 Mart darbe girişimi sonrası demokrasi ve özgürlük mücadelemizi ilk Samsun’dan başlatmıştık. O gün de Türk milletinin özgürlüğü tehdit altındaydı, bugün de öyle. O gün de iktidarda olanlar şahsi menfaat peşindeydi, bugün de öyle. O gün de küresel güçlerin himayesinde milleti perişan etmekte bir sakınca görmüyorlardı, bugün de öyle. Mustafa Kemal, İngiliz esiri saray ahalisine nasıl bayrak açtıysa, biz de bugün emperyalizme memur olmuş bir azınlık hükümetine karşı demokrasi bayrağını Gündoğdu’dan açıyoruz. Mustafa Kemal millete güvendi. Millet de ona yoldaş oldu. O mücadele Lozan Antlaşması ile taçlandı. İşte Cumhuriyet Halk Partisi Sevr’i yırtıp atanların, Lozan’ı yapanların, yedi düvele bir ülkenin tapu senedini kabul ettirenlerin partisidir. Lozan, bu milletin hiçbir güce boyun eğmeyeceğinin en temel belgesidir. Milli mücadelede o azmi gösterenlerin arasında bu milletin Türkleri - Kürtleri, Alevileri - Sünnileri yani bu ülkenin tüm renkleri vardı. Bugün de bu meydanda Türkiye’nin tüm renkleri ile bir aradayız. Türkiye'nin tüm demokratları ile bir aradayız. ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz’ diyenler hep birlikteyiz. Farklı düşünse de demokraside buluşanlar… Ekrem İmamoğlu’nun da Selahattin Demirtaş’ın da Ümit Özdağ’ın da hakkını savunabilme, hepsine birden özgürlük talep edebilme cesareti demokratların göstereceği bir cesarettir. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz. İşte bu meydanlardan yükselen bu ses, bu hep birlikte yükselen bu ses varsa otokratlar korkar, diktatörler korkar. Çünkü bilirler ki demokratlar birdir, birliktedir. Hedefleri; hep birlikte olmaktır. Hedefleri; zulmü, esareti bitirmek, özgürlüğü getirmektir. Burada olanlara selam olsun. Türkiye’nin cesur yürekli demokratlarına, sosyal demokratlara selam olsun. Muhafazakar demokratlara, milliyetçi demokratlara, liberal demokratlara, sosyalist demokratlara, Kürt demokratlara, Türkiye’nin bütün demokratlarına selam olsun. Helal olsun.”
“KORKMAYANLAR KURDU CUMHURİYET’İ, KORKMAYANLAR KORUYORUZ”
“Bu ülkeyi sandık olmadan yönetmek isteyenlere karşı demokrasiyi kurup sandıkta yarışmak için bir aradayız. 19 Mayıs ile başlayan mücadele bir halk hareketidir. 19 Mart darbesine karşı direniş de bir halk hareketidir. Bilinsin ki bu topraklar, celladına dua eden kulların değil; zalime diz çökmeyen özgür milletin topraklarıdır. Gündoğdu Meydanı’nı görmeyenler görsün. Ey Erdoğan, Gündoğdu Meydanı’nı görüyor musun? Sen rakiplerini hapse atarak kazanabileceğini sandın. Sen gençleri zindana atarak korkutabileceğini sandın. Bu meydanda hiç korkan görüyor musun, hiç korkak görüyor musun? Biz korkuyu evde bıraktık. Çünkü bu Cumhuriyet’i kuranlar, korkmadılar. Korkmayanlar kurdu Cumhuriyet’i. Korkmayanlar koruyor. Biz de korkmuyoruz. Senin zulmüne teslim olmuyoruz. 19 Mart’tan bu yana Samsun’daydık, Yozgat’taydık, Mersin’deydik, Konya’daydık, Van’daydık. Oralarda dedik ki, ‘Artık eski siyaset yok. Artık hiç kimsenin kalesi, kaleleri yok. Birileri nasıl söylerse söylesin samimi kanaatim odur ki, İzmir Cumhuriyet Halk Partisi’nin değil; Cumhuriyet’in ta kendisinin kalesidir. Şehirleri birilerinin kalesi görenlere sesleniyoruz. Cumhuriyet’in kalesinden, milletin kalesinden sesleniyoruz. Kale siyaseti, kutuplaşma siyaseti, karşısını şeytanlaştırma, kavgadan medet umma siyaseti bitmiştir. Kaleler bitmiştir. Kaleler milletindir, Cumhuriyet’indir. Tüm kalelerimiz bu milletin istikbaline feda olsun. Artık arkasında milletin desteği olmayan bir iktidar var. Olsaydı darbeye kalkışmaz, sandıktan korkmazdı. Artık devletin de milletin de itimat etmediği bir iktidar ile muhatabız. Eğer korkuyor olsaydı, üç savcının, üç gizli tanığın arkasına saklanmazlardı. Artık sıcak salonlardan halkın içine çıkamayan bir iktidar var. Meşruiyeti kalmamış, tükenmiş, yaşlanmış bir iktidar var. Milletin gönlünden düşmüş, gözünden düşmüş. Şu anda anketlere göre ikinci parti olmuş ve beşinci parti ile kol kola girmiş ayakta kalmaya çalışan bir ittifak var. Tavlacılar bunlara iki - beş, pencüdü ittifakı diyorlar. İki - beş iktidarının, bu bir avuç insanın bugün millete istikamet çizmeye çalışmasını izliyoruz. Milletin rızasını alamayanlar, ülkeyi vesayetle yönetmek istiyorlar. Unutmayın. Cumhuriyet Halk Partisi var oldukça, bu meydanlar doldukça, artık hiç kimse bu millete istikamet çizemeyecektir. bunu herkes böyle bilsin.”