|
Tweet |
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısında yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin göç yükünü adaletli bir paylaşacak bir dayanışma içinde olunması temel beklentimizdir. Ortadoğu, bir kez daha yangın yerine dönmüştür. Bir yanda Gazze’de, diğer yanda Suriye’de yaşananlar dünyanın gündemindedir. Bizim de öncelikli gündemimiz olmalıdır. Tüm sosyal demokrat parti ve iktidarlar, Filistin’de kalıcı barışı ve iki devletli çözümü savunmalıdır. Suriye’de ise acilen tüm kimliklere ve dini inançlara saygılı, demokratik bir rejimin inşa edilmesi elzemdir. Bunu yaparken Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması konusunda hassasiyet gösterilmelidir. Bu sürece tüm sosyal demokrat partiler ve iktidarlar da destek vermelidir” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Fas’ın başkenti Rabat’ta düzenlenen Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısı’nın ikinci günü çalışmalarına katıldı.
CHP Genel Başkanı ve Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Özgür Özel, Fas temaslarının ikinci gününde devam etmekte olan Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısı’na katıldı. Toplantı bugün "Yeni bir enternasyonalizm için bir araç olarak Geleceğin Paktı" ve "İklim değişikliğinin ve doğal afetlerin sosyo-ekonomik etkileri" başlıklarıyla yapılıyor.
Özel’e CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Dışişleri Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İlhan Uzgel, İstanbul Milletvekili Namık Tan, PM Üyesi Erbil Aydınlık ve eski Genel Sekreter Yardımcısı Şule Erten Bucak’tan oluşan CHP heyeti eşlik etti.
CHP Lideri Özel, toplantının başında, Meksika muhalefetinden Kurumsal Devrimci Parti (PRI) Genel Başkanı ve Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Alejandro Moreno Cardenas ile selamlaştı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP'ye yönelik eleştirilerine ilişkin olarak, "İşine baksın. Onun işi emeklinin, memurun, işçinin, esnafın ve çiftçinin yüzünü güldürmek. İşini çok kötü yapıyor, sonra dönmüş bizim işimize karışıyor. O eski ezberleri konuşuyor. CHP'ye küfrediyor. . Bunların ne Türkiye siyasetine ne Erdoğan gibi yorulmuş, yıpranmış bir siyasetçiye faydası var. Kendisine bir diriliş, bir ayağa kalkış yaratmak istiyorsa o Suriye'de yaşananlardan bir zafer çıkarmaya uğraşacağına mutfaktaki yangını söndürmeye uğraşsın” ifadesini kullandı.
Özel, Fas temaslarını ANKA Haber Ajansı'na değerlendirdi ve gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Özel, şunları söyledi:
"Konsey toplantısı için Fas’ın Rabat kentindeyiz. İki gün süren toplantılara Türkiye Delegasyonu olarak yüksek bir katılımla burada bulunduk. CHP olarak bu toplantıya iki fazda katılıyoruz. Bir tanesi geniş katılımlı olarak yapılan konsey toplantısı, bir tane de Başkanlar Kurulu diyebileceğimiz prezidyum toplantısı. Toplantı dün prezidyum toplantısıyla açıldı. Orada bir öneride, bir çağrıda bulunduk ve bir sonraki konsey toplantısının İstanbul'da yapılmasını önerdik. Bu önerimiz; İspanya Başbakanı ve Sosyalist Enternasyonal Başkanı Pedro Sanchez tarafından benimsendi ve oylamaya sunuldu. Oy birliğiyle toplantının İstanbul'da yapılmasına karar verildi. Altı ay kadar sonra, kesin tarihini daha sonra gerekli görüşmeleri yaparak ilan edeceğimiz toplantıda, 77 ülkeden 89 parti İstanbul'a gelecek ve İstanbul'da hem dünyadaki tüm sorunları ve buna sol ve sosyal demokrat bir bakış açısıyla nasıl çözümler üretebileceğimizi tartışacağız.
Şimdiden şekillenen bir gündemi var. Birleşmiş Milletler’in (BM) de üzerinde bir gelecek paktı var küresel sorunlara bütüncül çözümler üretme noktasında. Bu konu, burada bir raporla tartışıldı ve büyük ihtimalle İstanbul'daki toplantının ana teması olacak. Esas kalkınma, yeni bir kalkınma modeli; insana değer veren, yoksullukla mücadele eden, her türlü ayrımcılıkla mücadele eden ve dünyadaki herkes için hem eşitliği hem demokrasiyi hem de barışı savunan kapsayıcı bir kalkınma modelini hep birlikte İstanbul'da tartışacağız.
Bu toplantı çok sıcak bir gündem içinde gerçekleşiyor. Hiç şüphesiz hiç terk edilmemesi gereken bir gündem ki ben de her aldığım sözde üzerinde durdum. Filistin'de yaşananları unutturmamak, dünyanın ilgisini yeniden Filistin'e çekmek gerekiyor. İsrail, bir yandan Filistin'deki zulmünü sürdürürken bir yandan Suriye'de yeni ortaya çıkan durumu, domine ederek dikkatleri Filistin'den Suriye'ye çekmiş durumda. Biz Suriye ile ilgili Suriye'de yaşayan tüm etnik, mezhepsel, dini yapıları kapsayan yani hem Sünnileri hem Alevileri kapsayan, hem Müslümanları hem Hristiyanları kapsayan, Türkleri, Türkmenleri Arapları ve Kürtleri ve tüm yapıları birlikte kapsayan ve temsil eden bir hükümetin kurulmasının, bir demokrasinin kurulmasının ve Suriye sınırları içerisinde Suriye'nin toprak bütünlüğü korunarak bunun yapılmasını savunuyoruz. Bu konudaki düşüncelerimizi her fırsatta söyledik. Biz Suriye'nin parçalanmasından Suriye'nin içinden birden fazla devletin çıkmasından ne Suriye'ye ne bölgeye ne Türkiye'ye bir fayda gelmeyeceğini düşünüyoruz. O yüzden herkesin kendini ait hissettiği bir Suriye demokrasinin inşa edilmesi için ortaya irade koyuyoruz.
Türkiye'nin de böyle yapması lazım. Bu konuda bugün Recep Tayyip Erdoğan'ın da aynı çizgide ifadeler kullanıyor olması Türkiye'nin iktidarıyla, muhalefetiyle Suriye'nin toprak bütünlüğüne vurgu yapması çok önemlidir. Bu konuyu hükümetin bir kırmızı çizgi olarak sürekli önümüzde tutması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun yanında Suriye'de kimin kazanıp kimin kaybettiği diye bir yaklaşım içinde olmak yerine, bütün Suriye'nin kazanacağı bir yarını inşa etmek önemli. İntikamcı yaklaşımlara, mezhepçi yaklaşımlara geçit vermemek gerekiyor. Burada çokça konuşulduğu gibi, Afganistan da ilk başta demokrasiye doğru adım atan, kapsayıcı işler yapacağını söyleyen bir rejim olarak başlayıp iki sene içinde kadınların sesinin radyodan duyulmasına dahi yasak koyulmuş bir rejime evrilmişti. Suriye'de böyle bir oldubittiye izin vermemek için tüm ülkelerin kararlı şekilde Suriye'nin geleceğini hızla ve evrensel demokratik standartlarda sürdürülmesini gözetmek gerekiyor.
Filistin ile ilgili her fırsatta yaptığımız vurguyu bir daha söylüyoruz: İsrail'in katliam yaptığını, İsrail'in yaptıklarının bir bir insanlık suçu olduğunu, devlet terörü olduğunu aldığımız her sözle ifade ettik. Burada da bu konuya bir kez daha dikkat çektik."