|
Tweet |
İsmail Arı, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasının hedefi oldu; ailesine bayram ziyareti için gittiği Tokat’ta gözaltına alındı.
İsmail Arı’nın, üç gün üst üste yayımlanan son haberleri, “Ayhan Bora Kaplan çetesi ve polise kurulan kumpas” dosyasıydı. MHP’li bir yöneticinin adının da dosyada geçtiğini ve çete liderinin avukatı Cengiz Haliç’in, liderin sağ kolu Serdar Sertçelik’e, telefonundan “Sabah gazetesi, Ayhan Bora Kaplan operasyonunu ‘darbe’ olarak nitelendiren haber yapacak” mesajı gönderdiğini de aktarıyordu.
İSMAİL KAMUDAKİ YOLSUZLUKLARI HABER YAPIYORDU
Kamu kurumlardaki yolsuzluklar ve usulsüzlükler başta olmak üzere ülkedeki çarpıklıklara ilişkin haberleriyle tanınan BirGün muhabiri İsmail Arı, yaptığı haber nedeniyle "Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma" suçlamasıyla tutuklandı. Arı, Sincan Cezaevi’ne götürüldü.
İsmail Arı, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasının hedefi oldu; ailesine bayram ziyareti için gittiği Tokat’ta gözaltına alındı.
İsmail Arı’nın, üç gün üst üste yayımlanan son haberleri, “Ayhan Bora Kaplan çetesi ve polise kurulan kumpas” dosyasıydı. MHP’li bir yöneticinin adının da dosyada geçtiğini ve çete liderinin avukatı Cengiz Haliç’in, liderin sağ kolu Serdar Sertçelik’e, telefonundan “Sabah gazetesi, Ayhan Bora Kaplan operasyonunu ‘darbe’ olarak nitelendiren haber yapacak” mesajı gönderdiğini de aktarıyordu.
Hakikaten de bu mesajdan bir gün sonra Sabah’ta “Ayhan Bora Kaplan suç örgütü ve darbe girişimi iddiası Türkiye’yi sarstı’ haberi çıkmıştı! Nedense, MHP’li bir ismin telefon yazışmalarında geçtiği “Ek İddianame”ye konulmuş ama Sabah’tan hiç söz edilmemişti!
İsmail Arı’nın yazdığı bu bilgiler, iktidar yanlılarını hayli kızdırmış olacak ki, gözaltına alındığı duyulduktan sonra gece boyu, bu operasyonu destekleyen, meşru göstermeye çalışan paylaşımlarda bulundular.
Onların yazıp çizdiklerine bakılırsa bu kadar da değil. İsmail Arı’nın, bir süre önce Zafer Arapkirli’nin BirGün TV’deki programında “Bilal Erdoğan’ın yönetiminde olduğu vakıflar ve kamu kaynaklarının bu vakıflara aktarılması” ile ilgili sözleri de birilerinin tepkisini çekmiş.
İsmail Arı, bunları aktarırken, kimi kızdırıp kızdırmayacağına aldırmadan gazeteciliğin gereğini yapıyordu. Ama sırf iyi gazetecilik yaptığı için uzun süredir, hatta belki deprem günlerinde Kızılay’ın çadır sattığı haberlerinden beri, birileri onu hedefe koymuştu. Davalar erişim engelleri eksik olmuyordu.
Görünürde, İsmail Arı’ya yöneltilen, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlaması. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mezun olduğu imam hatip lisesine yurt inşa edilmesi için tarihi yapıların bulunduğu alanın seçildiğini duyuran “Tarihi yapılar gözden çıkarıldı” haberi de gerekçe yapıldı tutuklanmasına. Fakat biz gazeteciler biliyoruz ki, onun tutuklanmasının asıl nedeni halkı yanıltması değil, aydınlatması. Asıl suçlama bu, “halkı aydınlatıcı bilgiyi yayma suçu”…
İMAMOĞLU’NA KALP İŞARETİ YAPAN GAZETECİ
Sabah’ın “Fondaş medyaya ‘kalp’ yaptı” haberinde, İBB davasını izleyen muhalif gazeteciler “CHP fondaşı” diye aşağılanıyor; bir de suçlama yöneltiliyordu:
“Ekrem İmamoğlu, CHP fondaşı medyaya korsan bir şekilde demeç vermeye kalktı. Fondaşların ise gazetecilik maskesiyle İmamoğlu holiganlığı yaptığı görüldü, birtakım isimlerin İmamoğlu’na ‘kalp’ işareti yaptığı beyan edildi.”
Haberde nesnel bir dil kullanma gereği duymadıkları gibi, İmamoğlu’na “kalp işareti” yapan “birtakım isimleri” gören ve “beyan edeni” de yazmaya gerek görmemişlerdi. Duruşmada yaşananlar gizli olmadığına göre kimin gördüğü, kimin “beyan ettiği” yazılabilirdi, yazılmalıydı.
Hal böyle olunca “beyan edeni” araştırdım. Gazeteci Hasan Basri Akdemir’in, TGRT’deki programda, “İmamoğlu’na soru sormak gazetecinin işi. Ama İmamoğlu’na şunu yapmak (eliyle kalp işareti yaparak) gazetecinin işi değil. Bu gazeteci işi değil” dediğini buldum.
Akdemir çok haklı, gazeteci fırsat bulduğu her yerde soru sorar. Gazeteciler, sırf soru sorduğu için suçlanamaz. Ama elbette gazeteci, izlediği davada yargılanan bir kişiye “kalp işareti” yapamaz. Gazetecilikle bağdaşmaz böyle bir tutum.
Ancak Akdemir, kalp işaretini kimin ya da kimlerin yaptığına dair de bir şey söylemiyordu programda. Ben de kendisiyle konuştum, bu işareti yapanları sordum. “Genç bir gazetecinin yaptığını, onu zor durumda bırakmamak için isim vermediğini” söyledi.
Koruma kaygısıyla teşhir etmemeyi anlıyorum. Fakat isim ve sayı vermeyince oradaki bütün muhalif gazeteciler bu işareti yapmış gibi zan altında kaldılar; buna da yol açılmaması gerekirdi.
Nitekim Sabah gazetesi, Akdemir’in sözlerini -kaynak göstermeden- kullanıp, “birtakım isimler” diyerek oradaki bütün muhalif gazetecileri, İmamoğlu’na “kalp işareti” yapan taraftarlar olarak sunuyordu haberinde. Sabah’ın yaptığı, haberinde de vurguladığı gibi “gazetecilik maskesi” ile karalama faaliyetiydi. Büyük bir haksızlıktı.
Akdemir de Sabah’ta böyle bir haber çıkınca TGRT’deki programda, “kalp işareti”ni “birçok gazeteci”nin yapmadığını belirterek sözlerine açıklık getirdi; Sabah’ın haber dilini eleştirdi. Tabii Sabah, suçladığı gazetecilerden özür de dilemedi, haberini düzeltme gereği de duymadı.