|
Tweet |
CHP Lideri Özgür Özel, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in gözaltına alınmasının ardından binlerce vatandaşla birlikte Ankara Kuğulu Park’tan Çankaya Belediyesi’ne yürüdü. Yürüyüş sırasında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özel, “Çankaya, herhangi bir ilçe değildir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanları gözünü yumup uyuduğunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, Çankaya Köşkü’nü, partisinin genel merkezini, tüm siyasi partilerin genel merkezlerini ve en önemlisi Anıtkabir’i Çankaya Belediye Başkanı’na emanet ederler. Uykuya öyle dalabilirler. O kadar güvendiğiniz birisi değilse Çankaya Belediye Başkanı gözünüze uyku girmez. Biz Genel Başkan olarak, parti yönetimi olarak, Çankaya ilçe yönetimi, Ankara il yönetimi olarak Hüseyin Can’ın görevi başında olduğu her gün içimiz rahat uyuduk” dedi.
Özel, şöyle devam etti:
“PARTİMİZİN EVLADINA SAHİP ÇIKMAYA GELDİK”
“Bugün Hüseyin Can Güner, yıllardır söylenen müfettişlerin kusur bulunmadığı, yapılan bütün ihbarlara rağmen, sürekli yapılan işte kamu zararı değil, aksine kamu yararı olduğu ispatlanan bir dosyada yıllardır Ankara’daki savcılara ‘Çankaya’ya operasyon yapın’ deyip ‘Burada operasyon yapacak bir şey yok’ cevabı alanların buradaki kadroları değiştirmesinden sonra yaptırdığı ısmarlama bir operasyondur. Bugün de sorgu sırasında sorulan sorularda ne bir rüşvet, ne bir çete, ne bir suç örgütü. Ümit ediyoruz, yarın adalet tecelli eder. Aksi bir durumun yaşanması Ankara’nın kalbine, Cumhuriyet’in kalbine yapılan yeni bir darbe olur. Hüseyin Can Güner’in dediği gibi onun ne bizi, ne ailesini utandıracak, Ankara’ya ve Türkiye’ye hesabını veremeyeceği hiçbir şey yok. Bugünkü bütün sorgularda da bu ortaya çıkmıştır. Partinin seçildiğinde 30 yaşında olan, ömrü Gençlik Kolları'nda mücadeleyle geçmiş, 18 yaşını doldurduğu günden beri partili olan partimizin evladına sahip çıkmaya geldik.”
“BELEDİYEYE KAR ETTİRİLDİ”
Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özel, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in soruşturmaya konu olan ihalede kamu zararı değil kamu yararının ortaya çıktığını ifade ettiğinin hatırlatılması üzerine, “Tam olarak onu söylüyorum. Yapılan iş Çankaya Belediyesi’ne maliyet bindiren değil, aksine 4 milyon lira kar ettiren bir iştir. Bununla suçlanıyor olması çok saçma sapan bir durum. İptal ettikleri ihale çok daha pahalıya yapılan bir ihale. İptal edilip yeniden yapıldığında kamuya 4 milyon lira tekrar kazandırmış. Bu da tüm sorgu tutanaklarında açıklıkla ortaya çıktı zaten” dedi.
“SİPARİŞ BİR OPERASYON YAPILIYOR”
Sorguda rüşvet iddialarına dair bir soru sorulmamış olması da hatırlatılan CHP lideri Özel, “Yok evet rüşvet ya da bir suç örgütü sorusu sorulmadı. Takip ediyoruz” diye konuştu. Özel, operasyonun Ankara’daki atamalar sonrası yapılmasını zamanlama olarak nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine ise “Biraz önce de söyledim, yıllardır sipariş edilen bir operasyonu Ankara’da hukuka bağlılığını kaybetmemiş başsavcının, savcı vekillerinin, savcıların yapmadığı operasyonu yeni atamalardan sonra sipariş edilen bu operasyon yapılıyor. Ümit ediyoruz bunun sonu korkulan noktaya varmaz” dedi.
İmamoğlu: Üstüme attıkları suç başına kendimi savunabilmem için sadece üç dakika veriliyor
İmamoğlu, "Sevgili gençler, o kadar acizler ki bana iddia makamının soracak sorusu bile yok. Mahkeme heyetinin de soracak sorusu yok. Tek yol savunma yaptırmayalım, Ekrem’i kimse duymasın. Elde var bir buçuk gün, sekiz saat. Bana 'savunmanı yap' diyorlar. 143 suç isnadıyla, 4000 sayfalık saçmalığa bu kadar sürede savunma yap. Ekrem İmamoğlu savunma yapacak, üç avukat savunma yapacak; savcı, hakim, sanıklar ve sanık avukatları sorular soracak. Hepsi yedi-sekiz saat. Öyle bir süre ki üstüme attıkları suç başına kendimi savunabilmem için neredeyse sadece üç dakika veriliyor" dedi.
Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan Cumhurbaşkanı Adayı ve seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, gündeme ve yargılandığı davalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Video ile gençlere seslenen İmamoğlu, "Türkiye çok yönlü bir yargı çöküşü tehdidi ile karşı karşıyadır" dedi.
Yapay zekayla seslendirilen metinde açıklamalarına İBB davasında savunma yapamamasına yönelik tepkisiyle başlayan İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:
"Sevgili gençler, o kadar acizler ki bana iddia makamının soracak sorusu bile yok. Mahkeme heyetinin de soracak sorusu yok. Tek yol savunma yaptırmayalım, Ekrem’i kimse duymasın. Elde var bir buçuk gün, sekiz saat. Bana 'savunmanı yap' diyorlar. 143 suç isnadıyla, 4000 sayfalık saçmalığa bu kadar sürede savunma yap.
Ekrem İmamoğlu savunma yapacak, üç avukat savunma yapacak; savcı, hakim, sanıklar ve sanık avukatları sorular soracak. Hepsi yedi-sekiz saat. Öyle bir süre ki üstüme attıkları suç başına kendimi savunabilmem için neredeyse sadece üç dakika veriliyor."
"ADALET BAKANLIĞI 'ÇÖKÜŞ BAKANLIĞI' HALİNE GETİRİLMİŞTİR"
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin olumlu yönde çağrı yapmasına rağmen duruşmaların canlı yayınlanmasının MHP ve AKP'li vekillerin oylarıyla reddedilmesini hatırlatan İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Naklen yayından ve rakibinden korkan, bütün dosyaların mimarı olan Erdoğan; halefi olmaya namzet Adalet Bakanı’nın organizasyonundaki bu hukuksuzluğun zirvesinin ve her adli süreçte işlenen hukuk cinayetlerinin faili olarak tarihe geçmiştir. Türkiye çok yönlü bir yargı çöküşü tehdidiyle karşı karşıyadır. Bu tehdit iş insanı, sanatçı, gazeteci, muhalif, öğrenci, siyasetçi, belediye başkanı, cumhurbaşkanı adayı dinlemez. Herkesin bütün hak ve özgürlüklerini yok sayan uygulamalar milletimizin tepesindedir. Adalet Bakanlığı "Çöküş Bakanlığı" haline getirilmiştir. Turpun büyüğü ahtapotun kolları gibi sözlerle, kaçıncı defa bilmiyorum ama Erdoğan sanırım yine aldatılmıştır."
"ZİGZAK YAPMAKTAN BAŞI DÖNMÜŞ BİR CUMHURBAŞKANI"
Ankara'da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Ekrem İmamoğlu, ABD Başkanı Donald Trump'ın AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili ifadelerine dikkat çekerek şunları söyledi:
"Türkiye bu yargı rezilliğini yaşarken dünya liderleri geldi ve gitti. Sonuç neymiş? 'Erdoğan Netanyahu ile dost diyemem ama İsrail’i rahat bıraktı, harika bir müttefik. Savaşmaya hazır en büyük kara kuvvetlerine sahipler' cümlesini kuran Trump; parasını ödediğimiz F-35’lerin, sözleşmesini yaptığımız KAAN uçaklarımızın motorlarını vereceğini söylemiş. Ne ilginç! Bundan yıllar yıllar önce "Türkiye S-400 noktasında baskılara boyun eğmek durumunda değildir" diyen Erdoğan, alelacele S-400’leri verecek ülke arayacak hale gelmiştir. CAATSA yaptırımları yüzünden yaşadığımız 10 yıllık ambargonun, S-400’lere verdiğimiz ve adeta çöp olan milyarlarca doların hesabını vermek bir yana; bu rezillik davulla zurnayla kutlanacak hale gelmiştir. Ne büyük başarı!
Zigzak yapmaktan başı dönmüş bir cumhurbaşkanı. Ankara’yı perdeleyen, gizleyen, dünya liderlerinden izole eden, kendi halkının arasına karışamayan pozisyonunda misafirlerini 1150 odalı sarayda ağırlayıp kendi "şahsım" dünyasını gösteren Erdoğan. Daha da ilginç olanı ise NATO zirvesinden önce Türkiye’deki adaletsizlikleri rapor edenlere had bildirme hevesine giren Adalet Bakanı’nın ardından Erdoğan’a bir telefon açtım: "Rahip Brunson’ı saldılar" diyerek adalet sistemimizde dalga geçen bir ABD Başkanı. Çok acı. Türkiye adına çok acıdır bu tablo.
"ERDOĞAN, BU İRADESİZ SİYASETİN ESİRİ HALİNE GELMİŞTİR"
F-35’ler de, KAAN motorları da, yaptırımların kaldırılması da, NATO’da saygıdeğer bir konum da bu ülkenin sonuna kadar hakkıdır ve hedefidir. Sözleşmelerle sabittir. Bu devleti oyuncağı gibi kullanan, "yaptım oldu" zihniyetinden adeta keyif alan, kurum, kural, kaide bırakmayan Erdoğan; isterse hesap vermek yerine davul zurna çalmaya devam edebilir. Fakat doğru birdir. Bu ülkeye yıllardır yaşatılan zigzak diplomasisi, millete pazarlamaya çalıştıkları gibi bir stratejik mucize veya reel politik değil, apaçık bir rezalettir. Bu rezaletin sonucu okyanus ötesine adeta yalvaracak hale gelen, oradan meşruiyet bekleyen, bu meşruiyet için sağdan soldan gelişigüzel insan tutuklatmaktan çekinmeyen, taksicilerden esnafa kadar ne giyilip nasıl durulacağına karar vermeye çalışan ve başkentinin insanlarından utanacak hale gelen iradesiz bir siyasettir.
"BUTLAN KARARIYLA ATADIĞI KUKLA SARAY KAYYUMUYLA İTTİFAK OLUŞTURMUŞ"
Milletinden korkan, utanan; rakibinden korkan, rakibinin diplomasinden korkan, rakibinin görüntüsünden korkan, bu korku için her şeyi yaparım diyen bir avuç muhterisin oyununa gelen Erdoğan, bu iradesiz siyasetin esiri haline gelmiştir. Erdoğan, uydurma bir "Butlan" kararıyla atadığı kukla saray kayyumuyla bir ittifak oluşturmuş; her günümüze yargı kolları marifetiyle belediyelerimize operasyon, CHP il binamıza operasyon ve TOMA’lı, biber gazlı müdahaleleriyle CHP Genel Başkanlığında başlattıkları iş birliğine günbegün atanamayan öğretmenlere, zeytinliğini savunanlara, emekçilere, NATO’yu protesto edenlere zulmü iş birliği içinde yapmaya devam ediyorlar."
"PEKİ BİZ NE YAPACAĞIZ?"
"Türkiye’nin bütün kılcal damarlarına bir korku imparatorluğuyla hakim olmaya çalışan bir avuç muhteris; milletin ve devletin bütün sorumluluklarını terk etmiş, kendi hanedanlarının devamı için yürütülen çabaların ve daha bugünden 'Erdoğan sonrası' çekişmelerinin Türkiye’ye hakim olmasına izin vermiş, hatta teşvik etmiştir." diyen İmamoğlu paylaştığı videoda gençlere şöyle seslendi:
"Peki biz ne yapacağız? 'Bir an önce milletimizi, devletimizi ve cennet vatanımızı hak ettiği günlere kavuşturmak için bir yol çizeceğiz' diyen Sayın Özgür Özel’in liderliğinde halkımızı hak ettiği günlere kavuşturan, kalkınan, huzur bulan ve kararlılıkla geleceğe hazırlanan bir Türkiye yolculuğuna çıkacağız.
Sevgili gençler, bize destek veren vermeyen herkese sesleniyorum. Bir yıldan fazladır cezaevinde bulunan bir lider olarak hepinizi çok seviyorum. İnanın sizi sevmenin verdiği güçle dimdik ayakta duruyor ve her gün daha büyük bir kararlılık ve güçle Türkiye’nin geleceği için verdiğimiz mücadeleye bağlanıyorum. Hırstan gözü dönmüş bir avuç insanın yaptıklarına artık bakmaya dahi tahammülünüz kalmadığını, en azından nefes alabilmek için başınızı öbür tarafa çevirecek hale geldiğinizi çok ama çok iyi biliyorum. Ama unutmayın ki sizin nefesiniz bir avuç insandan kuvvetlidir. Gücünüzü, kuvvetinizi, iradenizi ve yüreğinizi muhafaza edin. Onlar iktidarlarını korumak için can havliyle koşmaktan yorulduğunda, birbirleriyle çatışmaktan söz söylemeye mecalleri kalmadığında, kendi rezilliklerini dört bir yana saçmaya başladıklarında ve Türkiye farklı bir sabaha uyanmasın diye ürettikleri her türlü zulüm gelip onları vurmaya başladığında; biz sizinle beraber, hep birlikte derin bir nefes alacak, sakin sakin uzun bir yürüyüşe başlayacağız.
Ne diyor Atatürk: 'Vatan sevgisi ruhları kurtaran en kuvvetli rüzgardır.' Yaradana şükürler olsun ki bizler ruhlarımızı kurtaracak o büyük vatan sevgisinin yolcusuyuz. Bu sevgi bütün milletimizi, 86 milyonu koruyacak ve kollayacak en güzel çatıdır.
'Yolumuz uzun, heyecanımız yüksek' demiştim size yıllar önce. Haberiniz olsun, biz hep birlikte daha yolun başındayız. Hepinizi çok seviyor, sizlere kavuşacağım günü hasretle bekliyorum."
