|
Tweet |
İran destekli Husiler, pazartesi günü yaptıkları açıklamada, Yemen'e uygulanan abluka ve Sana Uluslararası Havalimanı'na yönelik son saldırıya misilleme olarak Suudi Arabistan'a karşı deniz ablukası başlattıklarını duyurdu. Açıklama, küresel deniz ticareti açısından kritik öneme sahip bir başka su yolunun da tehlikeye girebileceği endişelerini artırırken, bölgede çatışmaların yeniden tırmanabileceği korkusunu da beraberinde getirdi.
Husilerin askeri sözcüsü Yahya Sari, yayımladığı görüntülü açıklamada Suudi Arabistan'a yönelik deniz ablukasının derhal yürürlüğe girdiğini belirterek bunu "göze göz" ilkesine dayanan bir karşılık olarak nitelendirdi.
Husiler, ablukanın nasıl uygulanacağına ilişkin ayrıntı vermedi. Ancak Husi medya ofisinin başkan yardımcısı Nasruddin Amer, X hesabından yaptığı paylaşımda, Suudi Arabistan'ın "10 yılı aşkın süredir Yemen halkına uyguladığı haksız abluka" nedeniyle Bab el-Mendeb Boğazı'nın kapatılacağını söyledi.
Arap Yarımadası'nın güney ucunda bulunan ve Arapçada "Gözyaşı Kapısı" anlamına gelen Bab el-Mendeb Boğazı, Kızıldeniz'e açılan geçit konumunda. Dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 12'si bu boğazdan geçerken, küresel konteyner taşımacılığının yaklaşık dörtte biri de Süveyş Kanalı'na ulaşmak veya kanaldan ayrılmak için 32 kilometre genişliğindeki bu su yolunu kullanıyor.
Boğazın kapanması halinde gemiler, Afrika'nın güneyindeki Ümit Burnu üzerinden çok daha uzun bir rota izlemek zorunda kalacak. Bu durum Asya ile Avrupa arasındaki deniz yolculuklarını iki ila üç hafta uzatırken, nakliye maliyetlerini de önemli ölçüde artıracak.
Resmi adı "Ensarullah" olan Husiler, daha önce Gazze'deki İsrail-Hamas savaşı sırasında Kızıldeniz'deki gemileri aylar boyunca hedef alarak bu bölgede deniz trafiğini aksatabileceklerini göstermişti. Bu süreçte 100'den fazla gemi saldırıya uğramıştı.
Saldırılar nedeniyle birçok büyük deniz taşımacılığı şirketi Kızıldeniz üzerinden seferlerini durdururken, ABD ve müttefikleri ticari gemileri korumak amacıyla çok uluslu bir deniz gücü oluşturmuştu.
Husilerin bu kez Suudi Arabistan'a karşı benzer yoğunlukta bir saldırı kampanyası başlatıp başlatmayacağı ise henüz bilinmiyor.
Suudi Arabistan'dan konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Riyad yönetimi, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a düzenlediği saldırıların ardından Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı abluka altına alması nedeniyle baskı altında. Suudi Arabistan, Hürmüz'e alternatif olarak Doğu-Batı Petrol Boru Hattı üzerinden Kızıldeniz'e her gün milyonlarca varil ham petrol sevk ediyor.
'Ablukaya abluka ile karşılık vereceğiz'
Yemen'deki iç savaş, Husilerin 2014 yılında başkent Sana'yı ve ülkenin kuzeyinin büyük bölümünü ele geçirerek hükümeti sürgüne yollamasıyla başlamıştı. Taraflar arasında 2022 yılında ateşkes sağlanmıştı.
Ancak son günlerde bu ateşkes yeniden tehlikeye girdi. Husiler, Suudi Arabistan'ın, İran'da Ayetullah Ali Hamaney'in cenaze törenine katıldıktan sonra Yemen'e dönen Husi liderlerini taşıyan uçağı hedef almak amacıyla Sana Havalimanı'nı vurduğunu öne sürdü. Söz konusu uçak güvenli şekilde başka bir havalimanına iniş yaptı.
Bunun ardından Husiler, yıllar sonra ilk kez bu ölçekte bir saldırıyla Suudi Arabistan'ın Abha Uluslararası Havalimanı'nı füze ve insansız hava araçlarıyla hedef aldı.
Husiler, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun onayı olmadan uluslararası bir uçağın Yemen'e inmesini sağlayarak, ülkenin hava sahası üzerinde bağımsız karar alabilecekleri yeni bir fiili durum oluşturmayı amaçladı.
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise silahların Husilere ulaşmasını engellemek amacıyla Yemen'in hava sahası ve limanları üzerindeki kontrolünü uzun süredir sürdürüyor. Husiler ise bu kısıtlamaların Yemen halkına yönelik toplu cezalandırma anlamına geldiğini savunuyor.
Yahya Saree pazartesi günkü açıklamasında, "Büyük halkımızın ablukaya abluka ile karşılık verme hakkını bir kez daha teyit ediyoruz," dedi.
Saree ayrıca Husilerin, "pervasız Suudi düşmanının işleyeceği herhangi bir çılgınlığa kapsamlı ve kararlı bir tırmanışla karşılık vermeye hazır olduğunu" ifade etti.
İran'ın 'Direniş Ekseni'nin önemli bir parçası
Husiler, İran'ın "Direniş Ekseni" olarak adlandırdığı ve Lübnan'daki Hizbullah, Gazze'deki Hamas ile Irak'taki Şii milis grupları da kapsayan bölgesel ittifakın önemli unsurlarından biri.
Husilerin geniş bir insansız hava aracı envanterine sahip olduğu bilinse de, örgütün bazı üyeleri daha önce İsrail-Hamas savaşı sırasında düzenledikleri saldırıların ardından İHA stoklarının azalmaya başladığını söylemişti.
İsmini açıklamayan Husi üyeleri, İran ile yaşanan savaşın da örgüte silah akışını daha da zorlaştırdığını belirtmişti.
ABD ve İsrail, Husilerin önceki dönemde ticari gemilere yönelik saldırılarına karşılık olarak Yemen'de Husi kontrolündeki bölgelere kapsamlı hava saldırıları düzenlemişti. Daha sonra taraflar arasında varılan anlaşmayla saldırılar durmuştu.
Husilerin önceki saldırı kampanyası, küresel navlun ücretlerinin yükselmesine, teslimat sürelerinin uzamasına ve Avrupa ile Ortadoğu'daki savaşların zaten zorladığı küresel tedarik zincirlerine ilişkin endişelerin yeniden artmasına yol açmıştı.