www.ocianews.com/ bedava bahis bahis siteleri
escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...



İmamoğlu, mahkeme başkanına seslendi: “Bu en vahşi alan, utanç verici”

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, 414 sanıklı İBB davasının 22. gününde, haklarında “örgüt üyeliği” suçlaması bulunmayan 27 tutuklu için iletişim kısıtlamasının kaldırılması amacıyla ilgili ceza infaz kurumlarına müzekkere yazdı. Duruşmada KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt ve İddianamede “özel vasıflı üye” denilen, İBB’de özel kalemde yakın koruma görevlisi olarak çalışan Mustafa Akın savunma yaptı.

facebook-paylas
Tarih: 15-04-2026 23:40

İmamoğlu, mahkeme başkanına seslendi: “Bu en vahşi alan, utanç verici”

92’si tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 22. gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki 1 No’lu salonda sürüyor. Duruşmaya Ekrem İmamoğlu, Emrah Resul Şahan, Mehmet Murat Çalık, Aykut Erdoğdu, Murat Ongun, Fatih Keleş, İmamoğlu‘nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve avukatı Mehmet Pehlivan da dahil olmak üzere tutuklu sanıklar katılıyor.

Tutuksuz sanıklar arasında ise Ekrem İmamoğlu’nun oğlu Mehmet Selim İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat ve İBB Meclisi İştirakler ve Bağlı Kuruluşlar Komisyonu Başkanı Ertan Yıldız yer alıyor. Daha önce Beyoğlu Belediyesi’ne ilişkin, aralarında Başkan İnan Güney’in de bulunduğu 3’ü tutuklu 7 kişilik dosyanın bu davayla birleştirilmesiyle sanık sayısı 414’e çıktı.

Ali Kurt’un avukatı: “Savcılık makamı da anlayamamış, anlatamamış”

Duruşma saat 10.54’te KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt’un avukatı Şerif Dede’nin savunmasıyla başladı. Dede, bir önceki duruşmada savcılığın ilk kez Ali Kurt lehine tutum aldığını belirterek şöyle konuştu:

“İlk defa cumhuriyet savcılığının dün sanık lehine hareket ettiğini gördük. Savcılık dün ilk defa Ali Kurt için ‘Sizin lehinize’ dedi.”

Dede, iddianamede yer alan Eylem 13’e ilişkin de “Biz bunu anlayamadık, anlatın da anlayalım dediniz. Savcılık makamı da anlayamamış, anlatamamış da zaten” dedi.

Avukat Dede, Ali Kurt’a soruşturma aşamasında suçlandığı konularla ilgili hiçbir soru yöneltilmediğini de vurguladı:

“Soruşturma aşamasında CMK’nın tüm kuralları ihlal edilmiş. İddianame açık, anlaşılır olmak zorunda. Belki anlaşılmasın diye böyle yazıldı. Hiç kimse suçsuzluğunu ispata zorlanamaz.”

Dede, iddianamenin başından iade edilmesi gerektiğini de savundu, “Hangi sanığın hangi fiil ile isnad edildiği belli değil” dedi.

“Bu dava biter mi, ömrümüz yeter mi bilmiyoruz”

Avukat Dede, davanın kapsamının her geçen gün büyüdüğüne de dikkat çekti. Beyoğlu Belediyesi dosyasının birleştirilmesini de ele alarak “Arkasından hangi davaların birleştirileceğini bilmiyoruz. Eylemler konuşuldukça, eylem içinde sanıkların birbiriyle bağlantısı olmadığı belli oluyor. Bu dava içinde maddi gerçeğe nasıl ulaşacaksınız?” dedi.

Dede, duruşma salonunda yaşananları da aktararak şunları söyledi:

“Birinin kızı ‘babacağım seninle gurur duyuyorum’ diye bağırdı. Bunu yaşamak zorunda mı bir baba? Yargılanabiliriz, mahkûm da olabilirler, beraat de edebilirler. 2026 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nde bunu yaşatmaya kimsenin hakkı yok. Bu dava biter mi, ömrümüz yeter mi onu da bilmiyoruz.”

Avukat Akbaşak: “Yeni Şafak vadeli hesaptan vadesiz hesaba geçen paraya ‘şüpheli’ dedi”

Ali Kurt’un avukatlarından Seçkin Akbaşak, Yeni Şafak’ta çıkan habere tepki gösterdi.

Akbaşak, “Bugünkü Yeni Şafak gazetesinin başlığı: ‘Ali Kurt’un hesabına şüpheli para girişi.’ İnanılmaz bir olumsuz algı çabası. Basından o kadar kötü niyet görüyoruz ki… Adamın vadeli hesabından -ki parasını vadede tutuyor- kendisi de söyledi, vadeliden vadesiz hesabına geçen paraya şüpheli yazmışlar başkanım ya. Biz kime ne anlatıyoruz ya! İstediğimiz kadar burada anlatalım, duymak istemeyenler yine istedikleri gibi haber yapacak. Biz gerçekten sizin adaletinize güveniyoruz” dedi.

İddianamede “Özel vasıflı” üye denen koruma görevlisi Mustafa Akın savunmasını yaptı

İddianamede “özel vasıflı üye” denilen, İBB’de özel kalemde yakın koruma görevlisi olarak çalışan Mustafa Akın, savunma yapmak üzere kürsüde hazır bulundu. Mustafa Akın, İmamoğlu’nun katıldığı toplantı salonu katındaki kameralara bant çekmekle, jammer kullanmakla ve “rüşvete yardım etmekle” suçlanıyor.

Emniyet teşkilatına 1989 yılında katıldığını anlatan Akın, 1992 yılında Ağrı’da Polis Özel Harekat Şube Müdürlüğü’nde görev yaptığını söyledi:

“Sıkıldınız farkındayım. Az önce oturuşunuzdan gözledim. Ama bizimki biraz daha farklı konular. Benim anlatacağım konuları biraz daha dikkatli dinlemenizi istirham ediyorum. Bizim iki tane aslan gibi oğlumuz var. Yaptığım görev sebebiyle onların büyümelerine şahit olamadım. Neden? Kendimi vatana feda ettiğim için. Çocuklarımızı bu vatana ve millete hizmet etmeleri için onurlu ve liyakatli şekilde yetiştiren, Atatürk’ün yolundan giden çocuklar yetiştiren eşime teşekkür ediyorum. Eşim, Başöğretmen olan Atatürk’ün çizgisinde bir öğretmendir. Eşime minnettarım ve ona borcumu nasıl öderim bilmiyorum. İnşallah kalan hayatımda ödeyebilirim.

Emekli olunca hiç çalışmaya ara vermedim. Ben hiçbir işi ayırt etmem sayın başkan. Siyasi hiçbir bağım yoktur; şimdi bahsedeceğim kişilerle bunu anlarsınız. Ben herkesle çalışırım. Devletim bana görev verir, ben o görevi yerine getiririm ya da kendim bir görevi tercih ederim ve onu yerine getiririm. Görevimin dışında hiçbir şeyi hiç kimse bana yaptıramaz. Beni tanıyan, burada bulunan liyakatli arkadaşlarımın hepsi bunu bilir. İzleyici kısmındakiler de, benimle görev yapan arkadaşlarım da beni çok iyi tanır sonuçta.”

“Böyle gizli toplantı mı olur?”

Ara sonrası savunmasına devam eden Mustafa Akın, şunları söyledi:

“Gizleme gibi bir gaye olsa otelin giriş çıkış kameralarının da kapatılmış olması gerekmiyor mu sayın başkan. Biz otele çakarlı araçla geliyoruz, tüm ekip bizimle, bir tek davul zurnamız eksik otele girerken. Böyle gizli toplantı olur mu? Gizli toplantı yapacak olan VIP girişinden girer. Biz otelin ana giriş kapısından giriyoruz ve herkes bizi görüyor. Lobide kamera açık, fuayede kamera açık. Bir restoranda gözaltına alınmadan evvel eski bir bakanın otelde bir katı nasıl kapattığına gözlerimle şahit oldum.”

İmamoğlu’na Erzurum’da taşlı saldırı ve Balıkçı Kahraman olayı

Mustafa Akın savunmasının devamında, İmamoğlu’na Erzurum’da yapılan taşlı saldırıyı ve “Balıkçı Kahraman” olaylarını anlattı:

“Bu koruma hizmeti yalnızca fiziki bir koruma olmayıp, VIP (çok önemli kişi) kişinin sosyal ve özel hayatının, itibarının korunması, kollanması, kişisel verilerinin de kollanmasını ve korunmasını kapsamaktadır. Dünyada net tarifi budur. VIP sadece fiziki koruma değildir. Bizler de bugüne kadar bu tanıma göre görevimizi yerine getirdik.

İki örnek vermek sitiyorum. İlki; Erzurum Sayın Başkan’ın yaptığı mitingde otobüsün üzerinde taşlı saldırıya uğramış olmasıdır.

Asıl değinmek istediğim, özel hayatın ve itibarın korunması. Bu sizler için de önemli, eminim korumalarınız dikkat ediyordur.

‘Balıkçı Kahraman’ olayını eminim hatırlıyorsunuzudur. Restorandaki kayıtların sosyal medya ya da sözde basın mensuplarına servis edilmesi… Burada asıl ilginç olan, beni üzen ve yaralayan, yıllarımı verdiğim teşkilatın MOBESE görüntülerini cep telefonuna kaydedip, kendisini basın mensubu ya da haberci zanneden kişilere servis edilmesidir. Biz İBB olarak şikayetçi olduk, ‘kovuşturmaya yer yok’ dendi. Ben bu cevabı anlayamıyorum. Yıllarımı feda ettiğim teşkilatımın birilerinin elinde oyuncak olmasına üzülüyorum.”

“Jammer’lar Kadir Topbaş döneminden”

Mustafa Akın, suçlamalara konu jammerların Kadir Topbaş döneminde alındığını söyledi:

“Ekrem İmamoğlu’na yapılacak olan bu suikast girişimi doğrulandı. Valilik korumalarını arttırdı. Sayın İmamoğlu 2019 yılından beri ben görevde bulunduğum süre boyunca kendi aracını kullandı. Aracının yakıtını da kendi ödedi. Sadece belirli zamanlarda, çok kısa süreli diğer araçları kullandık.

Jammer dediğimiz sinyal kesici cihazlar Kadir Topbaş döneminde alınmıştır, bizim de işimizi kolaylaştırmıştır, koruma ve kollamayı kolaylaştırdıkları için teşekkür ediyorum. Bu cihazları tedbir ve önlem olarak yanımızda bulundurduk.”

“Güven, kontrole mani değildir”

Mustafa Akın, savunmasının devamında “Güven, kontrole mani değildir” deyip şunları söyledi:

“Bu sebeple dış etmenler düşünülerek gerekli tedbirlerin titizlikle yerine getirilmesini sağlamak gerekmektedir. Önceden kiralanan, rezerve edilen alanın elinizdeki imkan dahilinde elle ve gözle ulaşılabilecek her noktasının kontrol edilmesi gerekiyor. Hatta ve hatta elinizde imkanınız, cihazlarınız varsa o cihazlarınızla birlikte kontrol etmek zorundasınız. İçeride bulunan kamera, ‘çağrı butonu’ dediğimiz telefonlar kapatılarak o alandan çıkartılıp ilgililerine teslim edilmelidir.
 
Çağrı butonu deyince, sayın savcım aklıma geldi. Cahit savcım. İfademi almaya katılan sayın savcımın önünde de bir çağrı butonu vardı. Bana bu soruyu sorduğunda; ‘Efendim, size kısa bir cevap vereceğim’ dedim. Önünüzde bir çağrı butonu var; ben terörist olsam, art niyetli bir kişi olsam o çağrı butonunun içerisine bir tane plastik patlayıcı koyarım, bir tane de ateşleyici koyarım. Düğmesine bastığınız anda -hatta o zamanki tarifimi yapayım- dört kolluyla gideriz. Aynen bu şekilde konuştum; ‘Dört kollu.’ Bu kadar önemli. Yani basit bir şey anlattığımı düşünüyor insanlar ama bu kadar önemli. Çünkü sizlerin hayatı önemli; iddia makamının da sayın savcımın da hayatı o kadar önemli. Biz olaya bakınca öyle bakıyoruz, herkesin hayatı önemli. Onun için en ufak bir şeye dahi dikkat etmek gerekiyor. Bu işlerin arkasından başka bir şey aramaya gerek yok.”

“Beni götürürken çevirdikleri filmi avukatlarım anlatacak”

Mustafa Akın, gözaltına alındığı sırada evindeki silahların alındığını söyledi ve “Niye? Balistik yapacaklar. Ben adam mı vurdum? Ben bilmiyor muyum o hikâyeyi. Beni götürürken çevirdikleri filmi avukatlarım anlatacak size” dedi:

“Sabahın 6’sında kapı çalınıp ifadelerimin alınması için beni davet etmeleri yerine; bir polis olarak, yıllarını teşkilatına vermiş birisi olarak davet etmeleri yerine evimden, ailemin yanından alıp götürmeyi tercih ettiler. Ne kadar acı değil mi? Ben utanıyorum şu an. Ben adam mı vurdum? Terörist miyim ben? Teröristlere aynı muamele yapılmıyor. Kimi vurdum da silahlarımı aldılar? Niye? Balistik yapacaklar. Ben adam mı vurdum? Ben bilmiyor muyum o hikâyeyi? O kitapları ben çoktan yazdım, kapattım efendim. Neyse, ben bu süreci kısa geçeceğim. Burada çok konu vardı ama avukatların ısrar ettiği ‘biz konuşalım’ diye… Ben burayı kısa geçiyorum, nedenini de anlarsınız. Beni götürürken çevirdikleri filmi avukatlarım anlatacak size; ne acı olduğunu.”

Tekrar jammer ve kamera bantlama soruldu

Savunmanın ardından mahkeme başkanı ve duruşma savcısı tarafından Mustafa Akın’a tekrar iddianamede geçen jammer ve kamera bantlama olayları soruldu.

Mustafa Akın, uygulamaların mevzuata uygun olduğunu, Erzurum ve Balıkçı Kahraman olayları sonrası tedbir aldıklarını söyledi.

İmamoğlu: “Böyle bir ortamda hala jammerı sorgularsanız ben de sizi sorgularım”

Söz alan Ekrem İmamoğlu, “Bu soruların tekrar tekrar sorulmasını ayıplıyorum. Nasıl algılarsanız sayın başkan. Gerçekten utanç vericidir” dedi:

“Şu anda yapılan sorgudaki süreç benim açımdan çok önemli. Benim koruma görevlilerim, şoförlerim, özel kalemdeki insanlar vesaire iddia makamının jammer meselesini vurgulamasına sırıtarak bakmak istiyorum ama öyle bakmayacağım. Bu iddianameyi hazırlayan insanlar jammer üzerinden insanları suçlama cahilliğini yaşattı bize. Türkiye’yi yöneten zihniyetin her alanda bizlere yaşattığı fetret döneminin yargıdaki güveni sıfırlayan fetret döneminin iftiranamenin en vahşi alanıdır. Bu soruların tekrar tekrar sorulmasını ayıplıyorum. Nasıl algılarsanız sayın başkan. Gerçekten utanç vericidir. Ben MOBESE’yle takip edilerek Emniyet, Valilik, İçişleri Bakanı talimatıyla basına sızdırılan anlayışın olduğu dönemde İstanbul’a hizmet ettim. Bunları anlamazsanız sorumun karşılığını anlayamazsınız. Erzurum’da 50 kişi karşımızda bizi taşlıyor 200 polis de seyrediyor. Böyle bir ortamda 20 milyon insana hizmet ettim. Böyle bir ortamda hala jammerı sorgularsanız ben de sizi sorgularım.”

İmamoğlu salona girince tüm tutuklu sanıklar ayağa kalktı

Tutuklu sanıklar jandarma eşliğinde salona girerken, izleyici bölümündeki yakınları onları isimleriyle selamladı. Ekrem İmamoğlu salona getirildiğinde tüm tutuklu sanıklar ayağa kalktı. İmamoğlu avukatların bulunduğu bölüme el sallayıp bazı tutuklu sanıklarla tokalaşarak kucaklaştı; izleyiciler alkışlarla “Başkanım günaydın” ve “Seni çok özledik” diye seslendi. İmamoğlu, “Ben de sizi çok seviyorum” dedi.

İmamoğlu, izleyici bölümünde 90 yaşındaki amcası Alican İmamoğlu’nu görünce yanındaki CHP’lilere “Amcam orada, 90 yaşında” dedi. Alican İmamoğlu’nun gözyaşlarını tutamadığı görüldü. İmamoğlu ayrıca “90 yaşındaki amcam gelmiş, ona benim için sarılın” dedi.

Mahkeme, 27 tutuklu için iletişim kısıtlamasını kaldırmak üzere müzekkere yazdı

Mahkeme heyeti duruşma kapsamında, haklarında “örgüt üyeliği” veya “örgüte yardım” suçlaması bulunmayan tutukluların iletişim kısıtlamalarını yeniden değerlendirdi. Eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İmamoğlu’nun korumalarından Çağlar Türkmen ve İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar’ın da aralarında olduğu toplam 27 tutuklu için, uygulanan telefon görüşmesi süre sınırlamasının kaldırılması amacıyla ilgili ceza infaz kurumlarına müzekkere yazıldı.

Müzekkerede şu ifadeler yer aldı:

“İsimleri yazılı tutuklu sanıkların haklarında örgüt üyeliği veya örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme suçu kapsamında sevk bulunmadığından kurumunuzca uygulanan tedbirlerin bu husus gözetilerek değerlendirilmesi hususlarında gereği rica olunur.”







Etiketler :

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI