www.ocianews.com/ bedava bahis bahis siteleri
escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...



MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: 'Ara seçim yok'

Bahçeli, CHP’nin ara seçim çağrısına sert yanıt verdi. “Türkiye’yi karıştırma hevesine girilmemeli” diyerek seçim tartışmalarını kapattı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ara seçim çağrısına ilişkin açıklamalarda bulundu. Bahçeli, seçimlerin yalnızca zamanında yapılacağını vurgulayarak tartışmalara net bir yanıt verdi.

facebook-paylas
Güncelleme: 14-04-2026 15:21:42 Tarih: 14-04-2026 12:45

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: 'Ara seçim yok'

 

Değerli Dava Arkadaşlarım,

Üzerinde yaşadığımız bu aziz topraklar, kadim Anadolu coğrafyası; bin yıllık Türk yurdudur. Vatan dediğimiz büyük ve mukaddes hakikat; yalnızca taşın, toprağın, dağın, ovanın fiziki varlığından müteşekkil değildir.

Vatan; toprağa düşen şehit kanıyla, bayrağı göndere çekmek için ödenen bedelle, bu uğurda çekilen çileyle ve nesiller boyunca bu mirasa gösterilen sadakatle anlam kazanan değerdir.

Bir avuç toprağı vatan yapan; o toprağın can pahasına, kan pahasına, anadan ve yardan ayrı düşmek pahasına korunmuş olmasıdır. Vatan; uğruna ölünen, uğruna öldürülen, uğruna direnilen, uğruna feda edilen, nice nesiller hür yaşasın diye serden geçilen tarihî ve millî varlıktır.

Ne var ki burada gözden kaçırılmaması gereken hayati bir hakikat daha vardır: Toprağı vatan yapan sadece müdafaa değil; aynı zamanda imardır, ihyadır. Üreten, eken, biçen; alın teriyle bereketlendiren ellerdir.

Şehidin kanı toprağa vatan mührünü vuruyorsa çiftçinin emeği de o mührü bütünlemektedir.

Askerimizin koruduğu, çiftçimizin işlediği, milletimizin üzerinde devlet kurduğu toprak işte böyle vatan olur. Uğruna can verilmiş fakat terk edilmiş bir toprak parçası; zamanla sadece hatıralarda ve hamasi vecizlerde yaşayan bir kayba dönüşecektir.

Ekilip biçilen, üretimle zenginleşen, nesilden nesile aktarılarak aidiyet kazanan toprak ise vatan olma vasfını her geçen gün yeniden teyit eder.

Türk milleti, tarih boyunca pek çok badire atlatmıştır. Kıtlık zamanında duruşunu yitirmeyen, yoklukta direncini kaybetmeyen; toprağını namusu bilen, namusunu son nefesine kadar muhafaza eden büyük bir millettir.

Türk milliyetçisi için toprağı düşmana karşı müdafaa etmekle toprağı işlemek arasında mahiyet farkı yoktur; bunlar aynı milli şuurun iki ayrı cephesidir.

Biri istiklalin kanla kazanılmış yüzüdür, diğeri istiklalin alın teriyle inşa edilmiş yüzüdür.

Biri hududu muhafaza eder, diğeri o hududun içindeki hayatı ayakta tutar.

Biri devleti saldırıya karşı korur, diğeri milletin nasibini sinesinde tutar.

Vatanımız; emekle yaşatılan, ekinle güçlendirilen, ekmek olup nimete dönüşen, evlatlarımızla geleceğe taşınan bir emanettir.

İşte bu sebeple tarım meselesine basit bir sektör başlığı, dar bir ekonomik alan, sadece çiftçinin gündemi veya piyasa dengeleriyle sınırlı bir faaliyet olarak bakamayız.

Tarım, toprağın hayatla buluşma biçimidir.

Tarım, toprağın milletin sofrasına ulaşma şeklidir.

Tarım, nasibin devlet aklıyla birleşmesidir.

Değerli Dava Arkadaşlarım,

Ortadoğu’da önümüze gelen manzarayı bugün münferit olarak sadece sıcak çatışma başlıklarıyla, birkaç gün sürecek gerilim dalgalarıyla, askeri harekatlara dair haber akışıyla anlamaya kalkışmak, büyük resmi ıskalamak olur.

Karşımızdaki tabloda; diplomasi ile askeri harekatların, enerji kaynaklarının güvenliği ile sınır emniyetinin, uluslararası hukuk ile ırkçı ve mezhepçi zihniyetlerin arasında ilmek ilmek örülmüş çok katmanlı bir hesaplaşma ağı durmaktadır.

28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak hava saldırılarıyla başlayan savaşın 7 Nisan’da iki haftalık ateşkese bağlanmış görünmesi, krizin bittiği anlamına gelmemektedir. Bu ateşkes, kapsamlı bir uzlaşıdan ziyade; tarafların stratejik ve temel hedeflerine ulaşamadığı bir noktada pozisyonlarını gözden geçirmesine imkân tanıyan geçici bir duraklama niteliğindedir.

“Cumhuriyet Halk Partisi kapısındaki sıkışıklığı Türkiye’yi karıştırarak aralamaya heves etmesin. Ara seçim yok seçim zamanındadır. Türk milletinin iradesidir ve o iradeye şimdiden saygı duymak lazım.” ifadelerini kullandı.

“Terörsüz Türkiye” vurgusu

Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” hedefi kapsamında Doğu Anadolu ve sınır bölgelerinde üretim seferberliğinin mümkün olduğunu belirtti. Bu sürecin artık bir hayal olmadığını ifade etti.

Dış politika ve küresel kriz değerlendirmesi

Bahçeli, ABD ile İran arasındaki gerilime ve ateşkes sürecine de değindi. Ateşkesin kalıcı bir barış anlamına gelmediğini belirterek, krizin farklı bir evreye geçtiğini söyledi.

İstanbul’da gerçekleştirilen ABD-İran müzakerelerinin anlaşmasız sonuçlandığını hatırlatan Bahçeli, bölgesel gelişmelerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade etti.

Lübnan ve bölgesel uyarılar

İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarına da değinen Bahçeli, sivil kayıplara dikkat çekerek saldırıların durdurulması çağrısında bulundu.

İç cephe ve üretim ekonomisi mesajı

İç cephe vurgusu yapan Bahçeli, üretim ve tarımın stratejik önemine dikkat çekti. Tarımda fırsatçılığa karşı devletin daha etkin rol alması gerektiğini söyledi.

“Savaş bazen silahla gelir, bazen ambargoyla gelir, bazen kurşunla gelir, bazen tohumla, gıda zinciriyle, gümrük baskısıyla gelir.” ifadelerini kullandı.

Türk polisi ve sosyal konular

Bahçeli, Türk polisinin yüküne dikkat çekerek polis intiharlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti ve “Türk polisi yalnız değildir” dedi.

Tarım, milletin yalnız bugününü değil, yarınını da besleyen stratejik kudrettir.

Günümüz dünyasında bir millete diz çöktürmenin tek yolu işgal değildir. Dışa bağımlı hale gelen millet, diz çökmüş demektir.

Çiftçisi tarlasını terk etmişse, köylüsü bağını dağıtmışsa; devlet, üreticisini kaybetmişse diz çökmüş, çocuklarının sofrasını başkasının denetimine bırakmış demektir.

Kaşığını başkasının doldurmasına, karnını başkasının doyurmasına izin veren devlet, hür değildir.

Bu nedenle gıda güvenliği, doğrudan doğruya bir milli egemenlik, bir milli beka meselesidir.

Tarım meselesi, ertelenebilecek bir yatırım kalemi değildir.

Gıda güvenliği, tali bir politika başlığı değildir.

Savaş, bugün sadece cephede çarpışmayla verilmemektedir. Savaş bazen sınır hattında olur, bazen gümrük kapılarında olur, bazen yağmur duasına çıkan ellerde olur. Savaş bazen vatandaşımızın kesesine giden yolda, bazen evladını karnı tok uyutmak isteyen annenin çabasında olur. Savaş bazen silahla gelir, bazen ambargoyla gelir; bazen kurşunla gelir, bazen tohumla, gıda zinciriyle, gümrük baskısıyla gelir.

Savaş sadece tankla, tüfekle, füzeyle yürütülmez.

Savaş bazen tedarik zincirinin kırılmasıyla, bazen boş market raflarıyla, bazen kepenk indiren esnafla, bazen kapatılan pazar tezgâhıyla olur.

Bugün tohumu kim üretiyorsa savaşın galibi o’dur.

Bugün bir milletin sofrasına gelen aşı kim kaynattıysa savaşın galibi o’dur.

Kendi kendine yetebilen bir ülke olmak, düş değildir. Kadere emanet edilmiş bir dua değildir. Hamasi bir dilek hiç değildir. Bugün üretebilen ve ürettiğini tüketebilen bir Türkiye olmak; jeopolitik bir zorunluluk, milli bir gereklilik, tarihi bir haysiyet meselesidir.

Bugün dünyamızın içinden geçtiği kaotik dönemde, iklim baskılarının arttığı, su krizlerinin büyüdüğü, tarımsal üretimin jeopolitik bir silaha dönüştürülebildiği, lojistik hatlarının kırılganlaştığı, biyoteknolojik müdahalelerin ve denetimsiz gıda dolaşımının çoğaldığı bir vasatta; tarımı sadece ekonomik verim meselesi olarak görmek basiretsizliktir.

Tarım, milli mukavemettir.

Tarım, yarınlarımızı bugünden koruma iradesidir.

Tarım, tam bağımsız, büyük ve güçlü Türkiye’dir.

Türk milleti, kriz anında kapı kapı dolaşacak, başkasının lütfuyla yaşayacak, yardım eli uzanmasını bekleyecek bir millet değildir. Türk milleti kendi emeğiyle ayağa kalkmış, kendi iradesiyle tarih yazmış, kendi alın teriyle kıtlıkları yarmış büyük bir millettir ve kıyamete kadar öyle kalacaktır.

Bize düşen, toprağı küstürmemektir.

Bize düşen, çiftçiyi yalnız bırakmamaktır.

Bize düşen, köyü boşaltan değil milletin efendisi olan köylüyü yaşatan politikaları hâkim kılmaktır.

Merhum Aşık Veysel ne güzel söylemiştir:

“Koyun verdi kuzu verdi süt verdi

Yemek verdi ekmek verdi et verdi

Kazma ile döğmeyince kıt verdi

Benim sâdık yârim kara topraktır.”

Kara toprağa terini katık edip soframıza nimet ulaştıran çiftçimizi ve köylümüzü ezdirmemek de elbette bize düşecektir. Hem çiftçimizin alınterine hem helal soframız için kesemizden çıkan kazancımıza göz dikenlere de göz açtırmamalıyız. Tarımsal üretim alanında milletin emeği ve alın teri üzerinden haksız kazanç devşirerek kâr maksimizasyonu hedefleyen fırsatçılar tek tek belirlenmeli ve nerede gayrimeşru bir kazanç alanı varsa derhal devlet eliyle kapatılmalıdır.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ara seçim çağrısına ilişkin açıklamalarda bulundu. Bahçeli, seçimlerin yalnızca zamanında yapılacağını vurgulayarak tartışmalara net bir yanıt verdi.

“Cumhuriyet Halk Partisi kapısındaki sıkışıklığı Türkiye’yi karıştırarak aralamaya heves etmesin. Ara seçim yok seçim zamanındadır. Türk milletinin iradesidir ve o iradeye şimdiden saygı duymak lazım.” ifadelerini kullandı.

“Terörsüz Türkiye” vurgusu

Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” hedefi kapsamında Doğu Anadolu ve sınır bölgelerinde üretim seferberliğinin mümkün olduğunu belirtti. Bu sürecin artık bir hayal olmadığını ifade etti.

Dış politika ve küresel kriz değerlendirmesi

Bahçeli, ABD ile İran arasındaki gerilime ve ateşkes sürecine de değindi. Ateşkesin kalıcı bir barış anlamına gelmediğini belirterek, krizin farklı bir evreye geçtiğini söyledi.

İstanbul’da gerçekleştirilen ABD-İran müzakerelerinin anlaşmasız sonuçlandığını hatırlatan Bahçeli, bölgesel gelişmelerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade etti.

Lübnan ve bölgesel uyarılar

İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarına da değinen Bahçeli, sivil kayıplara dikkat çekerek saldırıların durdurulması çağrısında bulundu.

İç cephe ve üretim ekonomisi mesajı

İç cephe vurgusu yapan Bahçeli, üretim ve tarımın stratejik önemine dikkat çekti. Tarımda fırsatçılığa karşı devletin daha etkin rol alması gerektiğini söyledi.

“Savaş bazen silahla gelir, bazen ambargoyla gelir, bazen kurşunla gelir, bazen tohumla, gıda zinciriyle, gümrük baskısıyla gelir.” ifadelerini kullandı.

Türk polisi ve sosyal konular

Bahçeli, Türk polisinin yüküne dikkat çekerek polis intiharlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti ve “Türk polisi yalnız değildir” dedi.

 

 







Etiketler :

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI