|
Tweet |
Denizolgun’un göğüs bölgesindeki ekimozlardan hareketle bir kişinin göğsüne dizle bastığı, ağız ve burnunun ise yastıkla kapatılarak nefessiz bırakılmış olabileceği yönündeki mizansel değerlendirmeye tepki gösteren Özgenç, soruşturma aşamasındaki bir ihtimalin maddi gerçek kesinleşmiş gibi kamuoyuna sunulamayacağını savundu.
RAPORDA “MÜMKÜN OLABİLİR” DEĞERLENDİRMESİ
Soruşturma dosyasına giren bilirkişi değerlendirmesinde, Denizolgun’un ceset fotoğrafları ve otopsi görüntülerinde göğüs bölgesinde dört ayrı ekimotik alan bulunduğu, bu bölgelerdeki doku altı kanamaların ölümden önce meydana geldiğinin düşünüldüğü belirtildi.
Lezyonların büyüklüğü ve yerleşiminden hareket eden bilirkişi, Denizolgun’un göğsüne dizle basılması ve ağız ile burnunun yastıkla kapatılması suretiyle nefessiz bırakılmasının “mümkün olabileceği” yönünde görüş bildirdi.
ÖZGENÇ: BUNDAN CİNAYET SAHNESİ ÇIKARILAMAZ
Bu değerlendirmeye itiraz eden İzzet Özgenç, mezardan alınan örnekleri bilimsel yöntemlerle inceleyerek ölüm nedenini açıklığa kavuşturmakla görevlendirilen bir bilirkişinin, eski otopsi görüntülerinden hareketle ayrıntılı bir öldürme senaryosu kurmasını eleştirdi.
Göğüsteki izlerin varlığı ile bu izlerin hangi mekanizmayla oluştuğunun aynı şey olmadığını savunan Özgenç, “kişinin ağzının ve burnunun bir yastıkla kapatılarak nefessiz bırakılması” şeklindeki anlatımın somut olarak kanıtlanmış bir olay gibi sunulamayacağını ifade etti.
“MADDİ GERÇEK TESPİT EDİLMİŞ GİBİ SERVİS EDİLDİ”
Özgenç’in en sert itirazlarından biri de bilirkişi değerlendirmesinin kamuoyuna yansıma biçimine yönelik oldu. Soruşturmanın henüz devam ettiğini hatırlatan hukukçu, raporun sanki Denizolgun’un nasıl öldürüldüğü kesin olarak belirlenmiş gibi medya organlarına servis edildiğini savundu.
Bunun ceza muhakemesinin temel ilkeleri açısından ciddi sorun oluşturduğunu belirten Özgenç, ihtimal ile kesin tespit arasındaki sınırın korunması gerektiğine dikkat çekti.
YARGILAMA SÜRECİNİN ETKİLENEBİLECEĞİ UYARISI
Soruşturmanın gizliliğinin ihlal edildiğini ileri süren Özgenç, henüz deliller toplanırken belirli bir cinayet senaryosunun kamuoyuna yerleşmesinin yargılama faaliyetini etkileyebileceğini savundu.
Yürütme gücünün nüfuzunun yargı sürecini etkileyecek biçimde kullanılmasının çok ağır sonuçlar doğurabileceğini belirten Özgenç, yaşananları “tarihe geçecek bir örnek” sözleriyle eleştirdi.
DOSYADA KESİNLEŞMİŞ BİR ÖLÜM MEKANİZMASI YOK
Bilirkişi değerlendirmesinde kullanılan ifadenin “bu şekilde öldürüldü” şeklinde kesin bir tespit değil, söz konusu mekanizmanın “mümkün olabileceği” yönünde olması da tartışmanın merkezinde yer alıyor.
Bu nedenle Özgenç’in itirazı, Denizolgun’un ölümünde şüphe bulunmadığı yönünde değil; eldeki bulgulardan hareketle ayrıntılı bir cinayet sahnesi kurulmasına ve bu ihtimalin kamuoyuna kesinleşmiş maddi gerçek görüntüsüyle aktarılmasına yönelik bulunuyor.