|
Tweet |
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak adlandırılan düzenlemeye ilişkin açıklamalarda bulundu. Kürt sorununun yalnızca bir güvenlik ve silahsızlanma meselesi olarak ele alınamayacağını söyleyen Karasu, çıkarılacak yasanın demokratik siyasetin önünü açması gerektiğini savundu
Medya Haber’de gazeteci Erdal Er’in sorularını yanıtlayan Karasu, Abdullah Öcalan ile İmralı’da yapılan son görüşme, Meclis’e gelmesi beklenen yasa taslağı ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Karasu, taslağın henüz kendilerine ulaşmadığını belirterek metni gördükten sonra tutumlarını açıklayacaklarını söyledi. Öcalan’ın taslağı, eksikliklerine rağmen “bir başlangıç ve kapı açıcı bir adım” olarak değerlendirdiğinin kendilerine iletildiğini aktardı.
Çerçeve yasa Meclis’e ne zaman gelecek?
Karasu, yasa taslağının kısa süre içerisinde Meclis’e sunulmasının beklendiğini söyledi. Taslağın ağustos ayının ilk haftasında yasalaşabileceğine yönelik değerlendirmeler bulunduğunu aktaran Karasu, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un açıklamalarının da bu takvime işaret ettiğini belirtti.
Taslağın DEM Parti İmralı Heyeti dışındaki bir kanal üzerinden kendilerine ulaştırılmasının beklendiğini söyleyen Karasu, yol haritasının içeriği hakkında ise henüz net bilgi sahibi olmadıklarını ifade etti.
Karasu, taslak hazırlanırken yalnızca siyasi partilerin değil, demokratik kurumların ve sivil toplum örgütlerinin de görüşünün alınması gerektiğini söyledi:
“Yüzyıllık bir sorunun çözülmesi için Türkiye’deki siyasi partilerin yanı sıra demokratik kurumlar ve sivil toplum örgütleriyle de görüşülmesi gerekir.”
“Yasa güvenlikçi yaklaşımla hazırlanmamalı”
Kürt sorununun geçmişte güvenlik politikalarıyla ele alındığını ancak sonuç alınamadığını savunan Karasu, yeni düzenlemenin de bu yaklaşımın dışına çıkması gerektiğini söyledi.
Silahlı mücadelenin sona erdirildiğini ve sürecin ilerlemesi durumunda silahların devre dışı kalacağını ifade eden Karasu, buna karşın sürecin yalnızca silahsızlanmaya indirgenmesine itiraz etti:
“Tamam, silahsızlanma olacak. Zaten biz Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi sonlandırdığımızı söyledik. Eğer bir süreç gelişecekse silahlar devre dışı kalacak. Ama bu sorunu sadece silahsızlanmaya indirgemek doğru bir yaklaşım değil. Eğer sadece silahların bırakılması süreci olacaksa bu çözüm üretmez.”
Karasu, çerçeve yasanın düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü güvence altına alması ve demokratik siyasal mücadele alanını genişletmesi gerektiğini savundu.
Öcalan’ın statüsü yasada yer alacak mı?
Karasu’nun üzerinde durduğu başlıklardan biri de Abdullah Öcalan’ın çalışma ve iletişim koşulları oldu. Öcalan’ın mevcut koşullarının sürmesi halinde sürecin ilerleyemeyeceğini söyleyen Karasu, Öcalan’ın kamuoyuyla, basınla ve kendi örgütüyle iletişim kurabilmesi gerektiğini ifade etti.
“Önder Apo’nun durumu eskisi gibi olamaz” diyen Karasu, ilk aşamada Öcalan’a “özgür ve serbest çalışma” koşulları sağlanmasını, ardından ise serbest bırakılmasına yönelik adım atılmasını istedi.
Karasu, Öcalan’ın durumunun çözülmesinin silah bırakma ve demokratik siyasete geçiş süreci açısından belirleyici olduğunu savundu.
Karasu, çerçeve yasanın cezaevlerinde bulunanlar ile yurtdışında yaşayan Kürt siyasetçilerin durumunu da kapsaması gerektiğini söyledi. Yurtdışına çıkmak zorunda kalanların Türkiye’ye dönebilmesinin önünün açılması gerektiğini belirten Karasu, cezaevindeki bazı kişilerin tahliye edilmesine imkân sağlayacak düzenlemeler yapılmasını istedi.
Karasu, “Böyle bir yasa çıkacaksa bunları içermesi ve bu yönde bir ilerleme sağlaması gerekiyor” dedi.
“Taslağı görünce tutumumuzu açıklayacağız”
Karasu, yasa taslağına yönelik nihai değerlendirmelerini metni gördükten sonra yapacaklarını söyledi.
Öcalan’ın taslağa ilişkin yaklaşımının kendileri açısından önemli olduğunu ifade eden Karasu, düzenlemenin sonraki demokratikleşme adımlarının önünü açması halinde süreci destekleyeceklerini belirtti:
“Önder Apo’nun dediği gibi bu bir başlangıçsa, bir kapı açılıyorsa ve yeni adımların ön adımı olacaksa biz de süreci teşvik eden bir yaklaşım içinde oluruz. Ama taslağı bekliyoruz. Gördükten sonra tutumumuzu açık ve net ortaya koyarız.”